Böceklerle tokalaşmayı çok küçük yaşlarda öğrendim. Ağustos böcekleri yaz gecelerinde bana eşlik ettikten sonra şarkı sözleri yazmaya başladım.
O yüzden yaz günlerinde eskimeyen dostlarla buluşmayı seviyorum. Eski hikayeleri yeniden yazmayı da.
Geçen akşam evimi bir düğün gecesine açtım. Işıkları açmama gerek yok, ağustos böceklerinin harika konserinde ateş böcekleri yeterli. Karıncalar halay çekerken adamın biri 'nedir bu gürültü?' diye kapımı çaldı. Adamın gözlerindeki kirle dilindeki kabalık ortaktı. "Şu gürültüyü kes, ışıkları da kapat!" Tepem attı, "nedenmiş o?" Sağ eli cebindeydi de kavgaya hazır bir hali vardı. "Ben aydınlığı sevmiyorum" diye karşılık verdi. Delikanlı yıllardan aşina olduğum güzel insanlara benzemiyordu hiç.
Gelin karıncayla damat karınca düğün şarkısına eşlik ediyordu o sıra. Düğünlerde silah çekip çocukları vuran, düğünlerde uyuyan bebeklere göz koyan zorbalardan biri karşımda namus bekçisi kesilmişti. Birbirine sarılmış dans eden karıncaları işaret etti, "bunlar ne yapıyor böyle?" Anlamayacağı bir dille "karanlığa şimşek çakıyorlar" dedim, "senin gibilerinin boyası aksın" diye.
Adam yerinde duramıyordu ama kapımın önünde bana emir veren bir zorbaya verecek bir dersim de vardı. "Daha bitmedi" dedim, "ateş böcekleri sana inat geceyi de yakacaklar." Toprakla su tutuştu o sıra, ateş böcekleriyle karıncalar yürüyen ateş oldular. Ağustos böcekleri ateşin koluna girdiler. Mesele erkeklik olduğunda 'etek giymek konulu' bahse tutuşup kadınları aşağılayan bitirim ağanın etekleri tutuştu.
Sağ eliyle tuttuğu ruhsatsız silahını çekerken dolarlarını düşürdü cebinden. Karıncaları kutlamaya gelen kuşlar kanlı dolarları gagalamaya başladı, sonra da klozetin içine attılar. Damat karınca adamın silahına tekme attı, ben de inadına bir türkü yaktım. "Uzun ince bir yoldayım." Çocukların gözlerinde gecenin güneşi açıyordu, karıncalar ve ateş böceklerinden kaçıyordu şehrin karanlık adamları. Sosyete düğünlerine inat karıncaların düğünleri böyle oluyor çünkü!
Adam kendi karanlığa karıştı. Ya da Bodrum'da Çeşme'de halay çeken karanlık dostlarının yanına koştu. Önemli değil; sizler mışıl mışıl uyurken, geceleri yakan milyonlarca karınca ve ateş böceği var. Onlar gerektiğinde kendilerini de yakıyorlar. Karanlıkta kalmasın diye çocuklar.
MUTLULUK TAKVİMİ
Eski okul arkadaşlarını ara.
Vicdanın yoksa kendinden kork.
Hor görme.
Sana neler bıraktığımı
Biliyorum
Bir fotoğraf bir gülüş
Hepsi bu
Uzak bir şehirde
Olacağım birazdan
Şimdi yatağına
Uzan ve uyu
Biri kabullenmeli
Bu günahları
Helalimdir bana bırak
Bu sevdanın bana
Tanıdığı son hak
Seni unutmak
Ben sana iyi bakamadım
Sen kendine iyi bak
Hakkı YALÇIN
Bu ülkede toplumsal duyguların bir önemi kalmadı artık!
Issız ada!
Eskiden arkadaşlar arasında ıssız adaya düşme fikirleri üretirdik. Özne; yanımıza ne alacağımız. Hepimizin üç hakkı olurdu da giderken ne götüreceğimizi hesaplardık. En çok 'çizgi roman ve futbol topu' çıkardı, sonra 'dondurma.' Hiç kimse 'bir arkadaşımı götürürüm' demezdi.
Çünkü hiçbir arkadaşının kendisini orada bile yalnız bırakmayacağını bilirdi.