CANLI YAYIN

İnsanlık!

Eklenme Tarihi 28 Nisan 2023

HABERİ
SESLİ DİNLE

00:00 00:00
Tüm Sesli Haberler

ÖNCEKİ gün "insanlığı" bir taşa yaslanmış gördüm de "beni mi arıyordun?" diye sordu.
"Eskiden seni aramaya gerek yoktu" dedim, "elimizi uzatsak tutardın" dedim.
"Ne güzel şeylerden söz ederdik!" "Baş yaran taşlar suçlanırken o taşı tutan eller inkar ediliyorsa neyi konuşabiliriz ki!" dedi. Ardından da "haberin var mı?" diye sordu, "halk için kurulan marketlerde kirazın kilosu bin 500 lira!" "Alana da satana da yuh olsun" dedim. "İsyan etsen ne yazar" diye karşılık verdi. "Bencilliğin ve kötülüğün palazlandığı bir dünyada Kaf dağları da kalmadı ki umut edesin!"

***

Öldürdüğü değerleri gururla anlatan insanlardan geçilmiyordu ortalık.
Kötülük bir koyup bin alıyordu da "sütünü dökmüş kediler bile insanlardan daha yürekli" dedi.
Kurduğu cümlenin arkası daha oturaklıydı. "İrtifa kaybettim ve düşerken anladım ki insanlar çok alçak!"

***

Her şey para içindi artık. İpine sahip arayan kuklalar çocuk kanıyla bile beslenirken kötülük bazılarının kanına karışmıştı. Taşınmaz mallar canlardan değerli sayılıyordu, serveti şerefiyle ölçülen insanlar mumla aranıyordu.
Haksızlığa karşı ortalığı ayağa kaldıran, gerektiğinde ay ışığını dansa kaldıran insanlar gittikçe azılıyordu. "Güzel insanlara ihtiyaç molası vermeyecek kadar hızlı geçiyordu hayat.
Boynunu bükerek, "ben bile boyumun ölçüsünü aldım" dedi insanlık. Ardından da bana sordu;
"sen içindeki boşluğu neyle dolduruyorsun?" "Çocuk sevgisiyle" dedim de gülümsedi, "senin gibilerin modası geçti." "Peki, sen neden taşa oturuyorsun?" diye sordum yine bilge bir cevap. "İnsanların konuşarak anlatamadıklarını taşlar susarak anlatır."

***

"Taş" deyip geçme" dedi, "mezarınızın üzerinde olunca asil, ayağınızın altında olunca basit bir taş öyle mi?" "Hayır" dedim, "insanoğlu taşları birbirine sürterek ateşi keşfetti, kötüler birbirine sürtünerek dalkavukluğu keşfetti!" Beni başıyla onayladı, "hala bu dünyadan umudun var mı?" diye sordu.
"Yok" dedim "ama hiç olmazsa çocukları ölüm emzirmesin!"

***

O sırada bir dozer geldi yıktığı evlerden kalan taşları toplamaya başladı.
"Bana buralarda bile rahat yok" dedi insanlık. Sonra cebinden çıkardığı ipi boğazına dolarken bana hüzünlü baktı, "çocuklara iyi bak" dedi. Son cümleyi söylerken boğazına koca bir taş oturdu sanki. "Ne kadar bakabilirsen!"

MUTLULUK TAKVİMİ
Hapishaneye kitap gönder.
Çocuklara satranç öğret.
Yaşlı insanların fotoğraflarını çek.
Türk kahvesi iç.

Hayat ne garip şeydir
Birini seversiniz
Aşk, aşk olarak kalmaz
Sırtınızda bir hançer İhanet baki kalır

İnanmak yenilgidir
Güvenmek yanılgıdır
Yüreğiniz ömür boyu Nefrete sadık kalır

Hayat ne garip şeydir
Bir zamanlar ayağına
Güller saçtığınız insan
Şimdi gözlerinizde
Bir tarlanın ortasında
Korkuluk gibi kalır
Hakkı YALÇIN

İçimizdeki çocukla bağlarımızı kopartırsak yandığımızın resmidir.

Saatini satan adam
Yıllar önce bu köşede yayınlamıştım
da ne çok telefon gelmişti; "saatini satan adam!"
için.
Günlerdir aç kalan bir adam kolundaki
saati satmak için en çok ihtiyaç duyduğu
mekanı seçmişti; lokantayı.
Karnını doyurabilme ihtimaline
karşılık kolundaki saati işaret etmişti de
lokantadan gelen tepki; "yallah!"
Yaslandığı her ağaç kurumuştu
adamın. Evi kim bilir neredeydi?
Ödenmemiş kiralar hangi dağın tepesine
çıkardı? Adam yarına çıkar mıydı?
Depremden sonra Kahramanmaraş'ta
yıkık dökük evlerin kiralarına bile yüzde
yüz zam yapan insanlar varken bu ülkede
değişmeyen kurallar vardır.
Zalim zenginleri geçtik, güçsüz olanlar
bile kendinden daha güçsüzü ezmek için
fırsat arar.
O gün muhabbet ettiğim o adam
saatini satmayı seçti ama ruhunu satmayı
hiçbir zaman düşünmedi. O yüzden onu
20 yıldır unutmadım.