Küçücük kızların hayatları felç ediliyor.
Gazetelerin üçüncü sayfalarını dolduran haberler, asla tesadüf değil.
Bu ülkenin topraklarında, tarihinden utanıyor erkeklik.
Erkekliğinden utanmıyor bazıları.
Mesele şehirlerin onurunu koruma meselesi değil.
Mesele, şehirlerin içindeki çakalları teşhir etme meselesi. İnsanlık meselesi.
Ve ne acıdır ki, ülkeyi saran soysuzluğa tedbir alma meselesidir. Çünkü bir ülkenin, çocuk konusunda özel bir ahlakı olmalıdır.
Ayrıca bu ülkede çocukları bekleyen tehlike, sadece büyüklerin cinsel saldırısı değil. Uyuşturucu... Ürperten bir çığlığı var uyuşturucunun.
Duyuluyor ama kimse üzerine gitmiyor.
Soysuzlar, mahalle aralarından, okul önlerine kadar tezgah kurdu.
Seçilmiş bölgeler var.
Onlara suskun kalmak, çocuklarımızın ölmeden tabutunun siparişini vermek gibi.
Ama gerekli mücadele verilmiyor.
Çocuklara masumiyet yakışıyor, sağlıklı büyümek.
Çocuklara gülmek yakışıyor, susturulmuş yüzlerine salınmış korku değil.
Bizlere de, soysuzların karşısına dikilmek yakışıyor.
Her ne pahasına olursa olsun.
Çünkü burası garip bir ülke.
Korunanlar var, yaptıkları çirkinliklerin üzeri örtülenler.
Oysa doğanın yasaları da, ülkenin yasaları da, çocukları korumak üzerinedir.
Suçluları kollamak üzerine değil. Çünkü korunan her suçlu; koruyanın çocuğunu katletmek için, sırada bekliyordur. Üstelik bazen "adam" kılığında.