Elektrik dağıtım şirketlerinin yokuşa sürdüğü gerçeklerin karşısında duran, bununla beraber halkın sorunlarını sorumluluk alanına misafir eden bir Bakan'a bir vatandaş olarak saygılarımı sundum.
Vatandaş aydınlanırken, dağıtım şirketlerinin sorumluluk alanı da vatandaşın lehine kriterlerle süslendi.
"Görevinin karıncası olmak böyle bir şey" dedim.
Sonra da ilginç bir noktayı işaret etti.
"Danışmanlarım müşteri gibi çağrı merkezlerinizi arayarak, sizi kontrol ediyor."
Çünkü dağıtım şirketlerinin vatandaşa neler ödettiğine şahitlik edenlerden biri de benim. Bir yakınım BEDAŞ'ın fena halde kazığını yedi.
1989 yılında devrettiği elektrik saatine, 2015 yılında başkalarının kullandığı elektrik bedeli 26 yıl sonra borç olarak yüklendi.
Ve o insan zaman aşımına uğraması gereken ve kendisine ait olmayan borcu hala ödüyor. Hiçbir yetkili de bu konudaki şikayetleri dikkate almadı.
O yüzden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın varlığının, haksızlıkların yok olmasıyla yakın ilişkisi olacağına inanıyorum.
Çoğu firmanın sınıfta kaldığı ortaya çıktı. Elektrik dağıtım hizmetlerinden memnuniyet yeterli düzeyde değil.
Elektrik kesilme sıklığı vatandaşın şikayetlerinden biri olarak yansıdı.
Kesinti olduğunda aranacak yerin bilinmemesi, firmalara işi düşenlerin çözümsüzlükle karşı karşıya kalması. Ve en acısı da personelin tavrının vatandaşlardan geçer not almıadığı ortaya çıktı.
Müşteri memnuniyeti.
Çünkü işi düşenleri, dakikalarca telefonda bekleten sistemden en çok yara alan vatandaşlar. O yüzden en hassas kriter; 30 saniyede çağrı karşılama.
Sorun çözme oranı, konuşma kalitesi, bilgi düzeyi ve cevaplama oranı gibi yeni kriterler de hayata geçirilecek.
Maden ve enerji gibi üst düzey konuların yanında, müşterinin memnuniyetine yönelik eylem planını başlatan Berat Albayrak'ın, Bakan duruşu vatandaştan tam puan aldı.
Halkın yanında yürümek böyle insanların yasasında var.
Böyle bir Bakan'ın hakkını vermek de.
Bizlerin kalemlerinin yasasında var.
***
Karşılıksız iyilik yapmak, cennetin kapısına imza atmak gibi bir şeydir.
***
Sebepsiz değil!
53 yaşındaki adam, 24 yaşındaki karısından boşanınca, annesiyle kalan oğlunun vücudunda izler görüyor. Ve çocuğunun annesi, teyzesi ve anneannesini mahkemeye veriyor. Delillerle 4 yaşındaki toruna işkence yapıldığı kesinleşiyor. Meselenin ilginç yanı mahkemenin 5 bin lira tazminatı uygun görüp, hapse gerek duymaması. Kötü kalpli insanları cesaretlendiren de bu değil mi zaten!
***
Mutluluk Takvimi
Dişi çıkan bebeğe armağan al.
Türk kahvesi iç, falına baktır.
***
Hayat görünmez ufukta
Umutlar hep karanlıkta
Sırtımızdan vurulduk da
Ölmüyoruz ölmüyoruz
Kan yağıyor gözümüzden
Dert damlıyor yüzümüzden
Namus bildik sözümüzden
Dönmüyoruz dönmüyoruz
Günler geçti beklemekle
Derdi derde eklemekle
Her akşam kuru ekmekle
Doymuyoruz doymuyoruz
HAKKI YALÇIN