Suriye'nin top mermisiyle 5 vatandaşımızı öldürmesinin senaryonun bir parçası olduğunu hepimiz biliyoruz.
Tabii ki sessiz kalınmazdı.
Gerekeni yaptık.
El Cezire televizyonu, Türkiye'nin misillemesinde 34 Suriye askerinin öldüğünü duyurdu.
Prestijimize tam puan!
Ve start verildi, dünya çalışıyor.
ABD Dışişleri Bakanı Hilary Clinton, Akçakale'ye düşen Suriye bombaları için, "Dehşete düştüm" diyor.
Zannedersiniz ki, bütün dünyaya karanfil dağıtan bir ülkenin bakanı.
Bunları niye söylüyor?
Kışkırtıcılık dorukta.
Neticeyi oluşturacak sebeplerden birini koyuyor önümüze.
Toplumsal zaafımızı o kadar iyi biliyor ki!
Bizi savaşa taşımanın makam şoförü sanki!
NATO her türlü desteğe hazır olduğunu açıkladı. "Savaş desteğine!"
NATO, Irak'ı yerle bir eden Amerika'ya da destek vermişti.
Onlarınki dil alışkanlığı.
Onlarınki savaşa açlık!
Bu savaşı en çok kim ister?
Büyük Ortadoğu projesi olanlardan başka!
Araziye uygun bir duruşumuz mevcutken...
Haritaların değişmesi için, bundan iyi bir fırsat olur mu?
Dünya politikasında etkili olanların savaş çığırtkanlığı dikkat çekici. "Suriye'nin saldırısı, barışa açık bir tehdit!" "Türkiye'nin harekatını destekliyoruz."
Bizi arkadan itekliyorlar.
Görünen o ki, binlerce insanın öleceği, Ortadoğu'da tozu dumana katacak bir film bizleri bekliyor.
Düşman tek değil, düşman çok.
Düşman canlı, düşman leş, düşman dost kılığında kalleş!
Yorumlara bakılırsa, Batı dünyası da çatışmanın içine çekilebilir.
Peki ya Çin? Ya Rusya?
Onların böyle bir filme seyirci kalacakları mı zannedilir?
Bize gereken sağduyu.
Elbette haklıyız, elbette hükümetin yanındayız ama savaşın karşısında.
Bu savaş, Türkiye-Suriye savaşı olmayacak çünkü!