Üstelik bunu yaparken, sportmenlikten zerre kadar sapmıyorsa.
Fenerbahçeli Sow mesela.
Nar bereketinde.
Pozisyonlarının hammaddesi emek.
O emeğe yaratıcılığını da kattığı zaman, seyrine doyulmaz oluyor.
* * *
Hasan Ali Kaldırım'a bakıyorum.
Unutulmuş masalların adamı.
Futbolun dik başlı eyleminde, futbol dışı hiçbir gerçeğe kılını bile kıpırdatmıyor.
* * *
Beşiktaşlı Olcay Şahan'a bakıyorum. İliklerine kadar mücadele etmenin hünerinde.
Topsuz oyunda bile futbolla iletişim halinde. Ve zerre kadar futbol dışı eylemi yok.
* * *
Gökhan Gönül'ün Gençlerbirliği takımında Jimmy'ye yaptığı hareketin, maç sonu özürle giderilmesinden ziyade, hiç yapılmamasını dilerdik.
Fatih Terim'in, harcanan pozisyonun ardından Emre Çolak'a söylediği sözü, hiç duymamış olmayı isterdik.
* * *
Sistem hala insanlara ayrıcalıklı davranıyor.
Aykut Kocaman'a sorulan, Fatih Terim'e sorulamıyor.
Hakemlerde korkaklığın tüm halleri.
Ve biz böyle bir ülkede, parmakla gösterilen futbolcu güzelliklerini poster yapmalıyız.
Başka şansımız yok çünkü!
* * *
Neyi tartışalım?
Dibe çökerken bile yükselen çirkinlikler ülkesi olduğumuzu mu?
Mesele Fenerbahçe olduğu zaman, dünden kalma ekmekleri fırına verip, yeniden pişirenleri mi?
Gerçeklerden kaçarken, korkularını düşürenleri mi?
Hiçbir şeyi tartışmayalım.
Böyle iyiyiz!
Böyle çok yakışıyoruz birbirimize!
* * *
Haftanın en çok konuşulan adamına gelince...
Kurtardığı penaltıda hakkını verelim ama...
Dört ayak üzerinde yürümek en çok Melo'ya yakışıyor!
Futbolun en yakışıksız adamına!