Kazanmanın kurallarına harfiyen uyan Ankaragücü, Fenerbahçe takımını felç etti.
Bir gerçek var ki.. Fenerbahçe takımı, sırrını bilenler için kolayca alt edilecek bir takım. Maça genç başlayıp, 60. dakikadan sonra ihtiyar olan futbolcularla...
Fenerbahçe'nin diğer deplasmanların aksine hareketli bir başlangıcı vardı. İlk çeyrekte rakibin üzerine yürüyen bir takım.
Şaşırmadım dersem yalan olur Buz gibi gecenin en ateşli adamı Dia, orta alanda oyun kurucu rolüne soyunmuştu.
Kendisine eşlik eden Gökhan Gönül'e de ilk yarıda tam puan verdim. İkinci yarıda geri aldım.
Alex'in en kötü gecelerinden biri. Mehmet Topuz'u şişirenler utansın.
İlk yarıdaki Fenerbahçe'nin kanatları kullanma düşüncesi ne kadar değerliyse.
Kanatlardan yapılan kesme ortaların zayıflığı o kadar düşündürücüydü.
İkinci yarıda Alex'in rakip kale önünde daha çok görünmesini, ilk yarıdaki vuruş eksikliğine ilaç olarak saydım.
Ama Ankaragücü'nün bindirmelerinde, Fenerbahçe kalesinin önünü daha "tehlike dolu" buldum. Ve savunma zaaflarının tavan yaptığı dakikalarda Ankaragücü golleri geldi.
Setlak ve Güven'e özel alkış.
Bu dakikalarda Fenerbahçe takımına baktım.
Donmuş kuşlar bahçesini andırıyorlardı.
Talimat ve tatbikat arasındaki biçare seyirciler.
Sonuç olarak...
Bu kaçıncı kopya, bu kaçıncı korkaklık humması.
Bunun cevabını Aykut Kocaman ve arkasındaki savunma avukatları versin.