Okan Bayülgen'in şöhretin kapılarını zorladığı yıllar. atv'de program yaparken, aykırı olmayı kendine yol olarak seçmişti de, benim "mutluluk takvimine" takılmıştı. "Bebekleri koklayın" diye bir önerim vardı.
Birkaç akşam üstüste bu meseleyi dile getirdi. "Ne salakça şeyler bunlar.
Bebekleri koklayınmış. Bebekler kaka kokar!" demişti.
Bir cevabım olmuştu.... "Bütün bebeklerin kakası mis kokar..
Bazı adamlar her gün yıkansa da pis kokar!" HHH Okan'la sonraki zaman diliminde sıkça olmasa da, görüşmelerimiz oldu.
Bir özrü de olmuştu.
Aradan yıllar geçti.
Okan Bayülgen sonraki yıllarda kağıt bebeklerle falan uğraştı.
Evlendi ve şimdi de baba oluyor.
Geçenlerde televizyonda, bundan sonra "kaka temizleyeceğim" diye bir sözünü duydum, sevindim.
Babalığı hissetmenin kokusunu almış.
Bebek kokusunu.
Eminim ki, o zaman şov olsun diye reddettiği bebek kokusu, onun hayatının en anlamlı kokusu olacaktır.
Televizyonlarda ayakta kalabilmek için şov yapılmasına itirazım yok.
Ama çocuklar ve bebeklerle olanına var.
Her şeyin galibi zaman.
Eminim ki, Okan Bayülgen bebeğini kokladıktan sonra, herkese öneride bulunacaktır. "Bebekleri koklayın" diye.
Çünkü bebek kokusu, şöhreti koklamaktan da... Kağıt bebekleri koklamaktan da, bin kere kutsaldır.