***
Geçen hafta oturduğum sitenin bahçesinde dimdik duran güzelim ağacı kökünden keserken belediyenin taşeron işçisine sordum. "Bu ağacı neden kesiyorsunuz?" Elindeki testereyle oralı bile olmayan ve işini bitirdikten sonra yüzüme matah bir şey yapmış gibi bakan belediye görevlisi, "ağaç hastaydı" dedi. "Sen hastalanınca tedavi olmuyor musun?" dedim, elindeki testereyle beni bile gözüne kestirmiş gibi baktı ve çekip gitti.
Ağacın çıkardığı sesi duymadığına da eminim.
***
35 yıldır Ataköy 11'inci Kısım'da oturuyorum. 400 hanelik koca sitede ağaçların neden kesildiğini sorgulayan yoksa, ağaçların da canı yok sayılıyor demektir. Kesilen ağacı komşum dikmişti, kırmızı renkli yaprakları vardı, güneşi bile örtüyordu, gölgesine sandalyesine çekip oturanlar vardı. Kuşların o ağaçla süslediği manzaraya doyum olmazdı.Toprağından hiç ayrılmamış köklü bir ağaç kesilirken kimse oralı olmadı. Sonra başka ağaçları da kestiler. Ağaçların tedavi edildiğini bildikleri halde, kesip attırmak herkesin işine geldi.
***
Ağaçlar da diğer canlıların barınaklarıdır, tabiat ananın en gururlu evlatları. Hem yerin altına hem gökyüzüne adımlar atarlar gururla. Onlar ülkenin nefes borusudur ve müsait olduğumuz depreme karşı da en anlamlı koruyucudur. Ağaçlar bizleri ne çok şeyden korur da bizler onları ateşten ve testereden koruyamayız.
***
Ormanlarda yanan ağaçların yerine yenisi gelmez, beton gelir harç gelir, çocuklara ömür boyu borç gelir. O yüzden yaşayan her ağaç çocukların ve geleceğimizin yaşam kaynağıdır.Gençliğimizde ormandaki ağaçların üzerine kalp işareti yapıp içine iki harf sığdırdığımız için suçlanırdık. Keşke her şey o kadar masum olsaydı.
***
Not: Sosyal medyadaki darağaçlarının itibar gördüğü, yürek ağaçlarının bile kuruduğu ve insan canına zerre değer değer verilmediği bir ülkede, bu yazı ağaçların gözyaşlarından dökülen reçineli mürekkeple yazılmıştır.
ŞÖHRET ÇUKURU!
Sosyal terbiyenin değerli olduğu yıllarda çocukların ilham perisiydi film artistleri. Şimdi bir dizide oynayıp isimlerini magazin duvarına yazdıranların çoğunun ne terbiyeyle ilgisi var ne vicdanla. Varsa yoksa avanta, lüks hayat ve yat gezisi. Ekranlarda bir geliyor biri gidiyor. Onların çoğu şöhret çukurunda yok olup gidecekler ve geride pespaye fotoğrafları kalacak ama onların kiri bile para ediyor