Bazı GÖREVLİ İSİMLER suyu bulandırmak için devrede...
Baykal'la başlayalım...
1 Mart 2003'te TEZKEREYE "hayır" oyu verince, ABD'lilerin tepesi attı. Genelkurmay temsilcilerinin bulunduğu bir davette dönemin ABD Büyükelçisi "Onun uzun bacaklarını .... s...ğız" diye Türkiye'nin ana muhalefet liderini resmen tehdit etti. Bu sözler daha sonra BAYKAL'a iletilince, acı acı gülümsemekten başka bir şey yapamadı.
Amerikalılar gerçekten dediklerini yapmıştı. Müslüman coğrafyasını KANA BULAMAK İSTEYEN PENTAGON'a geçit vermeyen BAYKAL, uzun yıllardır bilinen bir ilişkisiyle vurulmuştu.
Hem de ÇOK ÖZEL bir yerde yapılan gizli kayıtla...
Daha sonrası malum. Deniz Bey, koltuğu bırakarak evine çekildi. Parti başka sularda yüzmeye başladı. Ancak bu olay tam unutulurken, DEVLET kaset olayına el attı. Bu işi ÖZEL YETKİLİ savcıya devretti. Çünkü işin arkasındaki ÖRGÜTÜN ortaya çıkarılmasını istiyordu.
Ben size hiç uzatmadan olacakları söyleyeyim. Savcılar "ya bismillah" dediğinde işin ucu, CHP yöneticileri, Nesrin Baytok'un yakınları ve bazı muhafazakar isimlere kadar gider... Daha doğrusu kendini "muhafazakar" olarak tanıtan görevlilere kadar...
Bekleyip görelim. Nasıl olsa ERGENEKON'un sadece ayak izlerini biliyoruz. Beyin ve gövde dışarıda. Tabii bir de perde arkasında NICK NAME ile dolaşanlar...
Baykal'la MİLLİ GÖRÜŞ'ÜN EFSANEVİ ismi Oğuzhan Asiltürk'ün ne ilgisi var diye düşündüğünüzü biliyorum.
Anlatayım... Ama önce biraz geri gidelim.
Yıllar önceydi. Rahmetli ERBAKAN'ın çok güvendiği hatta "AİLEMİ EMANET EDEBİLECEĞİM" dediği kişi Konya'da VALİ'ydi. Erbakan Hoca'nın bu yakın dostu bir aşka yelken açtı. Ancak ortada bir sorun vardı. Çünkü evliydi. Ama gönül aşktan bir türlü kopamıyordu. Ve bir dostlarının evinde buluşuyorlardı.
Vali'nin arkadaşı da bilinen bir isimdi. Bu yüzden DEVLET, pardon DERİN DEVLET, bu işe seyirci kalmadı. O şehrin daha sonra önemli makamlara getirilecek olan EMNİYET MÜDÜRÜ Baykal'a yapılan cinsten bir gizli çekimle AŞK YUVASINI kayda aldı. Tabii daha sonra da GİZLİ ELLERE teslim etti.
Bu kaset ERBAKAN'ın peşini başbakan olduğu yıllarda bile bırakmadı.
Bu kayıtla "diz çöktürüldü, her istenilen yaptırıldı."
Zaten Menderes'ten sonra ERGENEKON'un en çok tokadını yiyen rahmetli HOCA olmuştu. Ancak HOCA kimsenin yapamayacağını yaparak "koltuk için" dostunu satmadı. Sustu, kederini içine akıttı. Boyun eğdi ama dost bildiği arkadaşına hiç sırtını dönmedi...
Bunları niye yazıyorum? Şundan; geçtiğimiz gün uzun zamandır ortalarda görünmeyen Oğuzhan Bey, bir TV kanalında "Ergenekon, altını çizerek söylüyorum Türk Ordusu'nda, TSK içinde Amerikan karşıtlarının tasfiyesidir. Nokta ve bir de ünlem koyuyorum. Başka bir şey değildir.
Amerikan karşıtları ortadan kaldırılmak isteniyor. Sebebi de Amerika'nın İran'a olası müdahalesinde orduyu kendi istedikleri hale getirmektir. Ama şerefli Türk Ordusu oyuna gelmez" dedi...
ERBAKAN kasetle diz çöktürülürken, Ergenekon seçilmiş insanların üzerinden TANKLARLA geçerken, olan biten her şeyin birebir tanığı olan Oğuzhan Bey, neden o günlerde sustu da şimdi konuşuyor?
CIA Başkanı George Tenet'in, Çevik Bir ve İlhan Kılıç Paşa ile ABD'de 28 ŞUBAT'ı hazırlarken, ortaya çıkıp bir şeyler söylediğini hatırlamıyorum.
İnanan insanların ezilmesine seyirci kalmaktan başka bir şey yaptığı yoktu. İnsanın aklına türlü türlü soru gelmiyor değil...
Erbakan, neden hiç Oğuzhan Bey'i yanından uzaklaştıramadı?
Oğuzhan Bey gücünü nereden alıyordu?
Oğuzhan Bey'in görüştüğü üst düzey ABD'liler var mıydı?
KARAKUTU olmayı nerede ne zaman başardı?
Libya'daki ÇADIR fiyaskosunu ise şimdilik PAS geçip FİNAL SORUSUNU soruyorum:
Oğuzhan Bey, bize Ergenekon'u anlatır mısınız?
Ama tüm bildiklerinizi...
Kaçmak yok...
NOT: Oğuzhan Bey, askerle en iyi ilişkiler kuran İçişleri Bakanı olarak bilinmektedir.