Neden bu sınır aşımları üst üste tekrar edilmeye başlanmıştı?
Oyun yine tanıdıktı! Ankara'dan yazılan senaryoya uyulması isteniyordu.
Uyalım ki çukura düşüp kafamızı gözümüzü rahatça dağıtsınlar...
Ama yok öyle!
Neden mi?
Anlatalım...
İngiliz BBC Radyosu DOCUMENT adında bir program yayınlıyordu. 23 Şubat'taki programın konusu Rumlar'ın elinde can veren İngiliz Binbaşı Ted Macey'di. Yayının direktörü o dönem Ada'da İstihbarat subayı olarak görev yapan Martin Packard ile yola koyuldu. Olayın geçtiği yerler tek tek gezilecek ve perde arkası anlatılacaktı. Ellerinde sadece 40 yıllık bir ordu haritası vardı. Üstelik Packard da uzun yılardır o köylere ayak basmamıştı.
Martin deniz kuvvetlerinde istihbarat subayı iken Kıbrıs'a sıra dışı bir görevle gönderilmişti. Tarih 1964'tü!... O sıralarda Lefkoşa'da Türkler'le Rumlar arasında çatışmalar başlamıştı. Ölen insan sayısı artıkça İngilizler rahatsız oluyor ve bir an önce akan kanın durması için çalışıyordu!
İngiliz General Peter Young "Bu çatışma yüzyıllardır bir arada yaşayan insanları ayırmaktan başka bir işe yaramaz. Bu nedenle bir an önce önlenmeli" diye konuşuyordu!
General Young anlaşmazlıkların önüne geçmek için bizim Martin'i arabulucu olarak görevlendirdi. Çok iyi Rumca bildiği için kısa zamanda sonuç alacağını düşündü.
Denizci Martin sıcak kanlıydı. Türkiye ve Yunanistan'dan gelen iki görevliyi yanına alarak Kuzey Kıbrıs'ı helikopterle dolaşmaya başladı.
Güven veren bir yüzü vardı. Gittiği her yerde sorunları kısa zamanda çözüp tatlıya bağlıyordu. Ünü giderek yayılmıştı.
Bir gün Rumlar Türk köyüne girip koyun sürüsünü çaldı. Martin bunu haber alır almaz Türkler'e "Benimle gelin" dedi. Ancak kimse yanaşmadı. Garip bir şekilde Türkler geri durmuştu. Bunun üzerine kendisi sürünün peşine düştü. Rumlar'ın köyüne geçti.
Saklanan sürüyü buldu. Elini uzatıp en genç kuzuyu aldı. Yürümeye başladıktan sonra kuzunun annesi daha sonra da tüm sürü peşinden geliyordu. Türkler şaşırmış, Ada ayağa kalkmış, Martin efsane haline gelmişti...
Martin'in sürüyü geri getirmesi Rumlar'a misilleme yapmayı aklından geçiren birkaç Türk genci üzmüştü!
NEYSE...
Martin'in ünü Kıbrıs'ı aşmıştı!
Dönemin ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı George Ball bir gün Ada'yı ziyarete geldi. Bölgeyi avucunun içi gibi bilen Martin'e hemen "Ball'u memnun et. İstediği her noktaya götür" emri verildi. ABD'li misafir her istediğini yapan Martin'i sevmişti.
Bütün gün birlikte gezip dolaştılar. Ball, her sorusuna ayrıntılı cevap aldı. Gün biterken "sürü" hikayesini yakından bilen ABD'li, Martin'in sırtını sıvazladıktan sonra kulağına eğilerek "Bu fantastik bir şovdu oğlum.
Sen her şeyi yanlış anlamışsın.
Sana bizim buradaki planımızın TAKSİM olduğunu kimse söylemedi mi?" dedi...
Genç denizci subayı Martin Packard şoke olmuştu!
İnatçıydı, vazgeçmedi. Yine nerede sorun varsa oraya koştu. Bu bardağı taşıran son damla oldu. İngiliz General Michael Carver'ın emriyle gözaltına alındı.
Ve CIA'ya bağlı bir uçakla Ada'dan gönderildi.
Gerekçe olarak da "Binbaşı
TED MACEY gibi öldürülmenden korkuyoruz" denildi!
Macey, iddia edildiği gibi Türk tarafına el altından SİLAH veren biriydi. İngilizler'in sunduğu bütün imkanları Türk tarafına akıtıyordu.
Ama kimse RUM tarafına silahların nereden gittiğini bilmiyordu! Çünkü her gün köy basılıp Türk öldürülüyordu!
Aslında olan güzel bir operasyondu! Kıbrıs'ın bölünmesi isteniyordu! Akdeniz'de kimse bir "KÜBA" istemiyordu! Türkiye'nin dolayısıyla NATO'nun etkisi isteniyordu! Kıbrıs'taki İngiliz elektronik dinleme sistemleri ve üs NATO'nun kalbiydi!
Bu yüzden SSCB'nin Ankara Büyükelçisi harekattan önce Ecevit'e gidip "Ne yapacaksınız?
Planınız nedir?" diye merakla soruyordu!
Eski Adalet Bakanı Nicos Koshis "İki tarafın bir araya gelip çözüm bulması ihtimaline karşı Kıbrıs bilerek karıştırıldı. Günün birinde 'Burada ÜS istemiyoruz' çıkışı hesap edildi" diyordu!
Ee adamlar hep böyle yapıyordu.
Üç beş adım sonrasını hesap ediyorlardı. Bizim isteklerimizin altına kendi taleplerini gizliyorlardı!
Biz de her defasında bu oyuna geliyorduk!
Şimdi de Suriye'de aynı oyunun peşindeler. Ankara, Esad'ın gideceğini biliyor.
Daha fazla "seyirci kalmayalım" diye TOP MERMİLERİ bizim mahalleye düşürülüyor!
İçerisi temizlenmeden dışarı gidilirse, Ankara'da çıkaracakları KAOSU hesap ediyorlar...
Türkiye de sakin bir şekilde gereken cevabı aynı yöntemle veriyor. Tabii şimdilik!
Martin Packard, Binbaşı Macey'in nasıl öldürüldüğünü buldu mu bilmiyorum ama Ankara bu adamların DNA'sını çözdü...
Sadece bunların haberi yok!
Bu yüzden şaşırmaya devam edecekler...
Suriye'nin içinde GÜNEY LONDRA AKSANIYLA konuşan İngiliz görünümlü ESMER paralı adamları bile onları kurtaramayacak!
Cetvelle çizdikleri sınırları koruyamayacaklar...
Su akar yolunu bulur!