CANLI YAYIN
Ergün Diler

ERGÜN DİLER

Ateş çemberi

Eklenme Tarihi 05 Ekim 2012
Suriye, Akçakale'yi top mermisi ile vurdu, 5 vatandaşımız hayatını kaybetti.
Türkiye hiç vakit kaybetmeden gereken cevabı verdi. Buraya kadar olanları bütün dünya biliyor!
Peki perde arkasında neler olup bitiyor?
Asıl plan ne?
Tuzak nerede?
Ankara'nın ne yapması bekleniyor?
PKK bu işin neresinde?
Baronlar ne istiyor?
Bunlar gibi onlarca soru cevap bekliyor.
İsterseniz gelin birlikte kısa bir SURİYE turu yapalım! Belki süreci daha iyi anlarız...
Hadi o zaman...
Erdoğan ve Esad'ın arasından su sızmıyordu. Her şey çok güzeldi. Öcalan'ı 15 yıl Şam'da beslemelerine rağmen Yeni Türkiye dostluk elini uzattı. SIFIR sorun isteyen Ankara, devletin önündeki üç engeli aşmak için savaşıyordu. Bunlar cari açık, enerji ve nüfustu... Enerji aynı zamanda cari açığı da bitirecek bir karttı. Katar, petrol ve gaz boru hatlarının İskenderun'a akmasına onay verdi. Geri sayım başlamıştı. Ancak Şam, bir anda dönerek verdiği sözü yedi. Suriye topraklarından geçecek olan proje çöpe gitti. Ankara da "Hani biz dosttuk" diyerek tepki gösterdi. İpleri kopardı.
Sınırların kaldırılması gündemdeyken Esad ışık hızıyla dönüyordu! Müslüman nüfusuna kan kusturmaya başladı. Büyük planı gören Ankara "Kardeşim ülkeni üçe bölecekler. Adamların istediği oyuna geliyorsun" dese de Şam bir türlü anlamadı. Bunun üzerine TEK PARÇA Suriye isteyen Türkiye düğmeye bastı. Ulusal Güvenlik Merkezi'nin havaya uçurulması ve Mahir Esad'ın ölümü ile Esad'a "Niyetimiz kötü olsa seni ortadan kaldırırız" mesajı verildi.
Fakat İngiltere'de okuyup göz doktoru olan Esad, burnunun dibindeki gerçeği göremiyordu. DERİN AMERİKA'ya hükmeden Yahudi gücünün planını anlamak istemiyordu. İsrail'i rahat ettirmek için 50 yıllık planı vizyona koyan güç "Tel Aviv huzurlu olsun, kimse ona kafa tutmasın" diye etraftaki bütün ülkeleri bölüp küçültüyordu! Mesela Irak'ın işgali, Sudan'ın bölünmesi, Mısır ve Libya'daki bir takım gelişmeler bunun habercisiydi.
Hatta İran ve Türkiye sıradaydı!
Suriye bölünürse petrol ve doğalgaz Hayfa'ya akacak, İsrail kazanacaktı. Hem kendisini rahatlatacak hem de Avrupa'ya ikinci enerji koridoru açacaktı. Zaten petrol ve gazın İskenderun'da Akdeniz'le buluşması Avrupa'nın piminin Türkiye'nin eline geçmesi demekti! Sorun da burada başlıyordu! Türkiye'nin bölgeye yayılması en çok Avrupa'yı rahatsız ediyordu. Bu nedenle Güney Londra aksanıyla konuşan birçok sözde Esad karşıtı, isyancılar safına katılıyordu.
İngilizcesi mükemmel isyancılar Londra'nın yanı sıra Paris ve Berlin'le de temas içindeydi. Türkiye ses tonunu arttırdıkça, DERİN AVRUPA ve ABD'deki uzantılarının kimyası bozuluyordu.
Hele AK Parti'nin Büyük Kongresi'ne Barzani, Meşal ve Mursi gibi isimlerin katılması tansiyonu fırlatıyordu! Ne yapıp yapıp Türkiye'nin önü kesilmeliydi! Hele Mısır'ın İsrail'i elinin tersiyle itmesi olacak iş değildi!
Bu yüzden son günlerde üst üste Türkiye tarafına top mermileri düşmeye başladı! Esad'ın haberi bile yoktu.
Ankara'nın yürüyüşünü durdurmak isteyen İSYANCI görünümlü DERİN AVRUPA-ABD düğmeye basıyordu.
Hatta bunu yaparken Rus kadınlarla evli 1000 Suriyeli subay da hedefe konuyordu!
Baronların emriyle ateş eden Suriye'deki gizli güç, Erdoğan'ın karizmasını çizmek peşindeydi.
Namluların, bilerek Akçakale'ye çevrilmesine rağmen Ankara'nın sessiz kalacağı ya da bir hışımla sınırı geçeceği hesap edildi. Ama olmadı. Oyunları tutmadı. Bütün hesapları bozuldu!
Kontrolsüz davranıp sınırı geçen Türkiye plan gereği en büyük derdi arkasında bulacaktı! PKK tabelasıyla büyük kalkışmaya başlanıp ikinci cephe açılacaktı. İşin içine Rusya ve İran da çekilip kışa giren Türkiye hem soğukta gazsız ve yakıtsız bırakılacak, hem de bir türlü gelmeyen ekonomik kriz kapıya dayanacaktı! Ve böylece en büyük kabusları olan Erdoğan'dan kurtulacaklardı! Her zaman olduğu gibi bir taşla birkaç kuş vuracaklardı!
Oyunun inandırıcı olması için ellerinden geleni yapıyorlardı.
Geçmişte Afganistan'da batağa saplanan SSCB en güzel örnekti. Bütün istihbarat CIA'dan Suudiler'e gidiyor, oradan İslamabad'a akıyordu. Daha sonra toplanan tüm bilgiler mücahitlere veriliyordu. Aynı oyunu şimdi de istihbarat paylaşımı adı altında yapmaya çalışıyorlardı. Bu nedenle, PKK ile ilgili tek satır gelmezken Şam'da kıpırdayan bir yaprağın bilgisi bile anında Ankara'ya ulaşıyordu! Amaç Türkiye'yi ileri sürüp ateşe çekmekti. Ankara milli çizgide kalıp oyunu bozmaya çalışırken sözde savaş istemeyen CHP, Meclis'te "tezkereye hayır" diyordu! Yani hem milli meselede bir olamıyor, hem de BARONLARIN sözünden çıkamıyordu! CHP, Erdoğan'ın o ateşe sürüklenmesini çok istemesine rağmen ROL GEREĞİ üstüne düşeni yapıyordu! Umarım kısa ama anlamlı bir TUR olmuştur...