CANLI YAYIN
Ergün Diler

ERGÜN DİLER

Özal'ın mirası yaşıyor!

Eklenme Tarihi 3 Ekim 2012
Elizabeth 23 yaşında Kraliçe olduğu zaman parlamentoda söylediği bir cümle, şimdiye kadar peşinde koştuğumuz iktidarlar tarafından uygulansaydı Türkiye çok farklı bir yerde olurdu.
Kraliçe o konuşmasında; "İngiltere'nin dostu yoktur, İngiltere'nin düşmanı yoktur, İngiltere'nin sadece kendisi vardır" demişti.
Güneş Batmayan İmparatorluk dünyaya böyle bakıyordu. Ve biz de yıllarca hiçbir hükümet bu çizgiye yanaşamıyordu. Hoş yanaşmaya kalkan ortadan kaldırılıyordu.
Tıpkı Özal gibi...
Ekonomide, dış politikada, sağlıkta, terörle mücadelede bunca başarıya rağmen hem Erdoğan'ın hem bazı bakanların saldırıya uğradığını görünce bunu daha da iyi anlıyorum.
Rahmetli Özal'ın kabri açılınca aklıma onlarca cevap bekleyen soru geldi. Ama bunları tekrarlamanın kimseye yararı yoktu. Adamlar yıllarca yazdıkları senaryoyu bize oynatmışlardı.
Darbeler, ölümler, krizler, terör, ASALA, koalisyonlar hep LONDRA ya da New York'ta yazılan senaryolardı!
Çok ama çok uzun zaman sonra Ankara "kendi kaderimi kendim yazarım" dediği için şimdi saldırı altında.
Her yerden geliyorlar.
Gelecekler de...
ABD süper güç olduğu için her işte onların imzasını aradık. Ancak Londra ile Neo-Conlar arasındaki KIRMIZI HATTA hiç dikkat etmedik.
Bizim magazin haber olarak sayfalarımıza koyduğumuz Kraliçe Elizabeth'in, aslında halen koskoca bir imparatorluğun tek simgesi olduğunu unuttuk!...
Bunu, üyesi olduğu hanedanın ismi olan Windsor Şatosu'nda yakından görmüştüm...
Birleşik Krallık'ın Kraliçesi'ydi.
Ayrıca İngiliz Milletler Topluluğu'nun başkanıydı!
Bizde tarih kitapları bu işlere pek girmediği için anlamazdık!
NEYSE...
Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Jamaika, Barbados, Bahama Adaları, Grenada, Papua Yeni Gine, Solomon Adaları, Tuvalu, Saint Lucia, Saint Vincent ve Grenadines, Belize, Antigua ve Barbuda, Saint Kitts ve Nevis, Fiji gibi ülkeler ile MAN Adası da Kraliçe'nin elinin uzandığı yerlerden biridir...
Bunları neden mi yazdım?
Anlatayım...
Dün bizim gazetede çok güzel bir haber vardı. Maliye tek kuruş vergi vermeyen bazı Türkler'in 158 milyar doları yurt dışına kaçırdığını tespit etmiş ve peşlerine düşmüştü!
Ve en büyük mercek de Kraliçe'ye bağlı olan MAN Adası'na tutulmuştu.
Yani ülkenin geleceğini çalan BIYIKLI YABANCILAR yine ceplerini düşünmüştü! Daha doğrusu BAĞLI OLDUKLARI merkezin sözünü dinlemişti. Hem tarihimizi, hem kurumlarımızı yeteri kadar tanımadığımız için sokaktaki birçok insan "kim kiminle ilişkili" sorusunun cevabını bilmiyor...
Mesela BÜYÜK TÜRK PATRONLAR kimden emir alır?
Hükümet deviren sermaye nereye göbekten bağlıdır?
Darbe yapan ya da yapmak isteyen askerin arkasında kim vardır?
Yeni Ankara'ya saldıran muhalefetteki bazı isimlere kim komut verir?
Bunun gibi onlarca sorunun cevabı hala NET değildir...
Herkesi Türk, herkesi YERLİ sandığımız için yanılgılarımız hiç bitmez...
2008 yılında, ABD Ulusal İstihbarat Konseyi NIC, "Küresel Eğilimler 2025" adıyla bir belge yayımladı. Belgede, temel olarak şöyle deniyordu: "İkinci Dünya Savaşı'nın ardından kurulan tüm uluslararası sistem yakında temelden değişecek.
Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin gibi yeni oyuncular sadece uluslararası müzakere masalarında yerlerini almakla kalmayacak; aynı zamanda oyuna yeni kurallar da getirecek. En önemli aktörlerden biri de Türkiye olacak..."
Yani yıllarca bizi içeri hapseden Londra merkezli, New York destekli BARONLAR ilk kez gerçeği gördü!
Cetvelle çizdikleri sınırların Türk rüzgarı karşısında hayatta kalamayacağını anladılar.
Türkiye'nin antenlerini dışa çevirip Mısır, Libya, Suriye ile birlikte Afrika'nın birçok yerinde BAŞROL oynaması büyük rahatsızlık uyandırdı.
Düne kadar Ankara'dan SOMALİ'ye giden mi olmuştu?
Bırakın gitmeyi yerini bilen personel var mıydı?
Dışişleri'ne kimler alınıyordu?
Hangi ailelerin çocukları otomatikman yükseliyordu?
Neden dış politikada ORTADOĞU'ya inemiyorduk?
İnmek isteyenlerin sonu ne oluyordu?
Neden bütün devlet kurumları LAİKLİĞİ korumaya odaklanmış ve dünya ile irtibatını kesmişti?
Bunların cevapları emin olun Ankara'da var!
Bütün bu yerleşik kurallar 2006'dan itibaren değişti. Sıra Türk çocuklarına geldi!
Osmanlı'yı ayakta tutan istihbarat ağı yeniden filizlendi.
Güçlü ekonomi, güçlü ordu ve akıllı dış politika hayata geçti.
Geleceği gören ve yerinde durmayan bir ANKARA inşaa edildi.
Ve bütün bunlar, adını bilmediğimiz ADALARA paraları kaçırıp krizi tetiklemek isteyen, darbelere kaynak sağlama sözü veren ZENGİNLERİMİZE rağmen yapıldı.
Belki temel sorun yerli SERMAYENİN yeterince güçlü olmayışıydı...
Zaten rahmetli Özal bunun için BANKA KURMAYI kolaylaştırmıştı... Ülkeyi geleceğe taşımak isteyen Özal'ın mirası bugün Ankara'da yaşıyor.
Hiç kimse aynı suda iki kere yıkanmaz!
Ankara ise hiç!
Açılan kabir, sizin için kabir azabının başladığını gösterdi! İşiniz zor...
Benden söylemesi...
Zaten günahınız da az değil!