Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyareti sırasında çeşitli mekanlarda protestocularla karşılaşılmıştı. Mesele daha çok PKK, PYD, Asala, Paralel ve başka görüşten kişilerin nasıl bir araya geldikleri üzerinden konuşuldu. Ama ABD'lilerin protesto adı altında küfür, hakaret ve tehdit dolu sloganların atıldığı bir gösteriye nasıl müsaade ettikleri de, önemli bir soru işaretiydi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Avrupa Konseyi ziyareti sırasında da, Strazburg'daki Konsey binasının hemen karşısında toplanan PKK'lılar güya protesto gösterisi yaptılar. Hakaret ve tehdidin yanında şiddet içerikli sloganlar atan bu grubun gösterisine nasıl müsaade edildiği de, yine önemli bir konuydu.
Strazburg'da yaptığımız görüşmede, bir arkadaşımız, AKPM önündeki PKK gösterisini hatırlatarak:
'Mesela, Hollande veya Merkel Türkiye'ye gelse, AB tarafından terör örgütü olarak tanımlanan DEAŞ taraftarları gösteri yapsa, Hükümetinizin buna yaklaşımı ne olur?' sorusunu sorduğunda, Başbakan Davutoğlu şu cevabı verdi:
"Terörist bir örgütün kendi sembolleri ile herhangi bir meydanda gösteri yapmasına izin vermeyiz. Maalesef, dediğiniz empatiyi Avrupalılar hala yapamıyorlar.
(...) Taziye mesajları anlamında dayanışma gösteriyorlar ama hiçbir Avrupalının aklına Paris için şu kadar gün yas ilan ettik Ankara için de ilan edelim demek gelmiyor.. PKK'lılar benim konuşma yapacağım yerin önünde hakaret ediyorlar, tehdit şiddet sloganları atıyorlar. Avrupa'da maalesef empati kültürü yerleşmiş değil, çünkü insanları eşit görmüyorlar.
Herkesin canı önemlidir ama Avrupa merkezindekilerin canı daha önemlidir gibi bir yaklaşımları var." Acı ama gerçek...
Cevap acı olsa da, karşı karşıya olunan gerçeği yansıtıyor. Avrupalılar, kendileri söz konusu olduğunda farklı, Türkiye söz konusu olduğunda farklı davranıyor ve gariptir bunu da normal karşılıyorlar.
Daha da garip olanı ise, Avrupalıların bu tavrının bizdeki 'Avrupa hayranları' tarafından da paylaşılması. O taraftan esen eleştiri rüzgarları, haklı olup olmadığına bakılmaksızın taraftar ve takipçi bulabiliyor çünkü.
Avrupalılar da empati yapabilir hale gelebilir ve önemli konularda olması gerektiği gibi davranabilme özelliği kazanabilirler mi, bilinmez. Ama Avrupa'da empati konusundaki gelişmeleri beklerken, bizdeki takipçileri üzerinde çalışma yapmakta herhalde fayda var.
Almanya, Fransa, Belçika ve benzeri ülkelerin hangi konularda nasıl davrandıkları ve bu konularda bizim nasıl davranmamızı istedikleri konusunda yapılacak detaylı çalışmalar, bizdeki takipçilerinin gözlerini açabilir.
Böylelikle de, Avrupa ülkelerinin dile getirmeyi alışkanlık haline getirdiği her eleştiriye balıklama atlama huyundan, yani empati yoksunlarına sempati beslemekten vaz geçerler belki, kim bilir...