Daha önce ortaya çıkanlar arasında benzerleri olsa da, son ortaya çıkarılan VIP dinleme listesi, oldukça dikkat çekici.
Gazeteciler, iş adamları...
Kimler yok ki aralarında...
Bu isimlerden birisi de, Can Dündar.
Önceleri FETÖ'nün hedef isimlerinden birisi olarak kabul edilen Can Dündar, 2007'den 2010'a dek dinlenmiş ve bu arada 5 bin 172 telefon görüşmesi kaydedilmiş. Bazı yorumcular, bu süreçte mahrem bazı kayıtları elde edilen Dündar'a daha sonra bu kayıtlar üzerinden şantaj yapıldığı kanaatinde.
MİT ajanı olan babasının mesleğini sürekli gizlemek zorunda kaldığı halde, daha sonra devlet sırlarını haber konusu yapabilen bir isimden bahsediyoruz...
Olabilir mi, olabilir...
17-25 Aralık'tan sonra ortaya çıkarılan dinleme furyalarının bu kaçıncısı, bilen biliyor.
Devletin geçmişte sahip olduğu 'izleme ve yazma' yani 'taharri' alışkanlığı 'dinleme'ye dönüştükten bir süre sonra işe vaziyet etmeye başladığı anlaşılan Paralel Yapı, sadece düşmanlarını değil; dostlarını ve bu arada potansiyel dostlarını da dinlemiş. Potansiyel dost, lafın gelişi. Ama, 'düşmanın düşmanı' olmanın yanında, daha fazlasını yapabilmesi için ikna edilebilenler için bu tabir kullanılabilir pekala... Dinleme, temel olarak da tartışmalı bir konu. Mevcut mevzuata göre, ancak ilişkili olduğunuz bir dosya sebebiyle ve mahkeme kararıyla olmak üzere, yalnızca bu konu ile ilgili olarak dinlenebilirsiniz.
Mevzuat bunu söylese de, dinleme işini yapan kimselerin elde ettikleri verilerin dosya harici olanları silme mecburiyetinin işlemediği hallerin olduğunu da biliyoruz. Dinleme işlerinin özellikle son dönemlerde ilişkili dosya kapsamında yapılıp yapılmadığı da, zaten koskoca bir soru işareti. Kamuoyunca tanınmış birçok ismin, sahte isimler üzerinden ve kendileriyle uzaktan yakından alakası olmayan dosyalar üzerinden dinlendikleri de malum.
Herkes 'Koca Ali' değil...
Özel bazı maksatlar için yapılan dinleme ve kayıtların maksada kafi gelmediği durumlarda, ham kayıtlar üzerinden dijital ortamda yapılabilen ekleme, çıkarma ve netice olarak montaj faaliyetleri ile ne hale getirilebildiğini de, 17-25 Aralık darbe girişimi günlerinde müşahede etmiştik.
Paçalarında çamur olan ya da belki miktardaki toz birikintilerinin çamur olduğuna ikna edilenlerin, kendilerine bunun üzerinden diyet borcu tahakkuk ettirenlere karşı ne yaptıkları ve yapabilecekleri, önemli bir husus.
Bu türden şantajlara muhatap olanların hepsinin birden 'hodri meydan' demeleri ya da Ömer Seyfettin'in Diyet hikayesindeki Koca Ali gibi davranmaları yani başkalarına zarar vermemek için pozisyonlarını terk etmelerini beklemek, her zaman mümkün değil...
Yakın geçmişte, 'kendilerini kullanışsız hale getirmek' için 'hodri meydan' diyen ya da diyet ödetmek maksadıyla kullanılabilecek hususları açık yüreklilikle itiraf ederek bu yükü üzerinden atanlar oldu.
Çünkü dinleme yapanların, montaj katkısıyla yaptıkları ilavelerle kişilerin pozisyonlarını kendi lehlerine kullanma derdinde olduklarını biliyorlardı.
Son dönemdeki akıl dışı işlerin birçoğunu 'kendisini kullanışsız kılamayanlar' yüzünden yaşadığımızı söylemek, hiç de iddialı olmasa gerek...