Yine canımız yandı; 37 kişinin ölümüne 125'inin de yaralanmasına sebebiyet veren bir terör saldırısına maruz kaldık. Vefat edenlere Cenab-ı Hakk'tan rahmet, ailelerine sabırlar, yaralılara da acil şifalar diliyoruz.
Gerçekten üzülenler malum.
Yakınını kaybeden ya da yaralanan herkesin acısını derinden hissedenler bunlar. Bir de terörün etkisini artırmak maksadıyla gösterilen kasıtlı tepkiler var... Terör söz konusu olduğunda 'ama'lı, 'fakat'lı, 'lakin'li cümleler kurmamak gerektiği çok iyi bilen, ama terörle bir şekilde bağları olanlar bol amalı, fakatlı ve lakinli cümleleri kuruyor birileri. Güvenlik zaafiyeti, istihbarat noksanlığı, istifa çağrısı gibi klişe cümleler mebzul miktarda. Kanlı görüntülerin yayınına getirilen yayın yasağı, yine hedeflerinde.
Oysa aynı şeyler ABD'de, İngiltere'de, İspanya'da, Fransa'da; en korunaklı metropollerde de oluyor. Güvenlik güçlerimiz, mani olabildiklerinin çoğunu açıklamıyorlar belli ki. Ancak bazılarına mani olunamıyor işte. Güya güvenlik zaafiyetine atıfta bulunanlar da, aslında teröre yardım etmiş oluyorlar. Terör, insanları korkuya ve dehşete düşürerek, bazı amaçlara ulaşabilmek için yapılır çünkü.
Uzun yıllardır terörle uğraşıyoruz.
Bunları yapanlar ve yönlendirenler var.
Saldırıların bir mesaj taşıyor ve olup bitenin yanında belki de asıl önemlisi işin bu tarafı. Son olay, ileriye yönelik bir mesaj ya da geriye dönük olarak cezalandırma gayreti, bilmiyoruz. Ama birileri bu tür saldırılar yaptırıyorsa, demek ki arzu ettikleri yerine getirilmiyor. Bu da bizi yönetenlerin ülkemiz için doğru olanı yaptıklarının göstergesi.
KONUŞULMAZ AMA YAPILIR...
Terör olaylarının taşıdığı mesaj ve bu mesaja karşı ne yapıldığı, ne yapılacağı yönetenler tarafından düşünülmesi gereken şey. Mesaj varsa almak, değerlendirmek ve her nasılsa bir şekilde karşılığını vermek onların işi. Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın ve ilgili bakanların açıklamalarından, saldırının mesajını anladıklarını ve güçlü bir devlet bu tür saldırılar karşısında ne yaparsa onu yapacaklarını anlıyorsunuz. Şöyle de söyleyebiliriz:
Uluorta konuşulmuyor olsa da, gereği yapılacaktır.
Ankara saldırısı, Türkiye'ye yönelik bir saldırı. Mesaj ne peki?.. 'Bölgede amaçlarımıza ulaşmamıza mani olmaktan vazgeç' mi diyor birileri?.. Ya da 'güneydoğuda bazı ilçelerde çukur ve hendeklerle yapılmak istenenlere müdahale etme' demeye mi getiriyorlar?..
Suriye'nin geleceği ile ilgili itirazlarımız birilerinin canını sıktığı için, 'bildiğin gibi değil, bizim istediğimiz gibi davran' mı demek istiyorlar?.. Terörle verilen mesajın gereği yapılacak olursa eğer, mesajlar ve talepler artar. Canımızı yaktılar ve yine deneyecekler. Bunların çoğuna mani olunacak ve duymayacağız bile. Ama arada bir bazıları maalesef hedeflerine ulaşacaklar. Çünkü her aracı, her kişiyi kontrol altına alabilmeniz mümkün değil. 'Güvenlik ve özgürlük dengesi' dedikleri şey, bu işte.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 2003 Kasım'da meydana gelen benzeri saldırılar sonrası: 'Bu saldırılarla verilmek istenen mesajı ayaklarımın altına alıp çiğniyorum' demişti. Devletimizin hala aynı kararlılıkla yürüdüğü görülüyor. Olması gereken de bu zaten... Bize düşen de, dimdik durabilmek...