Son ziyaretin ve öncekilerin de gösterdiği gibi, almak üzere değil daha çok vermek üzere temaslar kuran bir ülke Türkiye. Birileri bunun ne demek olduğunu anlayamıyor olsalar bile, sadece ihtiyacı olanlara destek olmak amacıyla atılan adımların getirdiği bereketin ülkemizin çok daha hızlı gelişmesinin temel sebeplerinden olduğunu ve olacağını söylemek gerek.
İlk durağımız olan Fildişi Sahili'nin ticari ve idari merkezi Abidjan'ı gördüğümüzde, bundan daha beteri olmaz herhalde diye düşünmüştük.
İstisnai bölgeler hariç olmak üzere tam manasıyla bir sefalet manzarasıydı gördüğümüz. Mihmandarımızın anlattıklarını gördüklerimizle birleştirdiğimizde, allak bullak olduk adeta.
Sadece, bir çöp denizi halindeki yolların kenarında bulunan kanalları insanların ihtiyaç gidermek için kullandıklarını öğrenmek bile durumun vahametini anlamaya yetiyordu aslında. Nerdeyse hurda haline gelmiş araçlar, yol kenarlarında ellerindeki ufak-tefek şeyleri satmaya çalışan insanlar, harabe halindeki yerleşim yerleri... Ve ama bütün bunlara rağmen, sıcacık gülümseyen yüzler...
Sömürgeciliğin derin izleri...
Gana'nın başkenti Accra'da da durum pek farklı değildi. Yakın zamanda başkent olduğu için yeniden inşa edilen Nijerya'nın Abuja'sı nispeten daha derli topluydu ama Gine'nin başkentine ulaşınca Fildişi Sahili ve Gana yorumlarımız tuzla buz oldu: Çünkü Konakri'nin durumu çok daha vahimdi. Beterin beteri var sözünün ifade ettiği manayı tam olarak anlamış olduk.
Değişik değerlendirmelere gore yapılan sıralamalarda ufak tefek farklılıklar olsa da, Gine dünyanın en fakir ülkelerinden birisi. Gezi programına dahil olan diğer ülkeler de fakirlik sıralamasında başlarda yer alıyor.
Bunun çeşitli sebepleri olsa da, esas mesele benzeri ülkeler gibi uzunca bir süre sömürge olarak yönetilmiş olmaları ve sonrasında da ağırlıklı olarak dış kaynaklı müdahalelerle karşılaşmaları.
Sömürgeciler, kendi haline bırakmış gibi gözüktükleri bu ülkeler üzerindeki ellerini kaldırmaya kolay razı olmuyorlar anlaşılan.
Dünyanın sayılı petrol üreticilerinden birisi olan Nijerya'nın, başkentinde uzun akaryakıt kuyrukları olduğunu, çünkü kendi rafinerisinin olmadığını söylemek, konuyu anlamak için yeterli...
Oysa Batı Afrika'daki bu ülkeler, sahip oldukları zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sağlıklı bir şekilde değerlendirebilseler, kısa sürece kendilerini toparlayabilecek haldeler oysa. Sadece kendilerine uzanacak dost elleri bekliyorlar belli ki.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyareti, bu ülkeler için belki de bir dönüm noktası olmaya aday. Gördüklerimizi gören Cumhurbaşkanımızın, ziyaret edilen ülkeler için atılması gereken bazı adımlar tespit ettiği ve bunların mümkün olduğu kadar kısa süre içerisinde gerçekleşmesini takip edeceği anlaşılıyor... Bölgenin beklediği dost elini Türkiye uzatıyor...