CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Demek tuz da kokarmış

Eklenme Tarihi 04 Mart 2016
Anayasa'nın var ettiği bir kuruluş olan Anayasa Mahkemesi, Anayasa'yı yine ihlal etti.
Mahkeme Başkanı müdafaa sadedinde açıklamalar yapıp olup biteni normal göstermeye çalışsa da, mızrak çuvala sığmıyor.
Ortada, olağan hukuk yolları tüketilmeden yapıldığı halde kabul edilen bireysel bir başvuru ve dahası ilk derece mahkemeyi yönlendirme manasına gelebilecek bir karar var çünkü.
Anayasa Mahkemesi'nin tekrar gündeme oturması pek de hoş bir şey değil.
Geçmişte 'keyfe ma yeşa' kararları ile karşılaşıldığı için bir anlamda çekidüzen verilmiş olmasına rağmen belli ki gerektiğinde aynı durumlarla tekrar karşılaşacak ve 'kararlarımıza her kurum uymak zorunda' şarkısını dinleyeceğiz.
Kararın memnun ettiği çevreler olsa da, 'tuzun kokması' hali ile karşılaşıldığı için canı sıkılanların sayısı epey fazla.
Mesele sadece birilerinin tutukluluktan kurtulmasından ibaret değil ve kararın zincirleme başka etkilerinin olması da muhtemel çünkü.
Hem de gayri hukuki etkiler.
Mahkeme Başkan ve üyeleri pek aldırmıyor gibi gözükseler de, Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın söyledikleri, meselenin tam da bam teline basan değerlendirmeler.
Mahkeme'nin kendisine Anayasa tarafından tanınan sınırları aştığını ve aslında bizatihi Anayasa'yı ihlal ettiğine vurgu yapıyorlar ikisi de.
Ve aslında tam da cevap verilmesi gereken bu önemli eleştiriler konusunda ilgililerin gıkının bile çıkmaması manidar.
Söyleyebilecek herhangi bir şeyleri yok ve sığındıkları tek liman da 'biz yaparız, olur' tavrı.
En önemli ihlal konularından birisi, başkanının vaktiyle gerekçesiz açıklanan kararlar konusunda hassas olduğu bilinen mahkemenin, son kararını yine gerekçesiz açıklamış olması.
Henüz yeni başlamış bir dava söz konusu iken AYM'nin buna müdahil olması, olmaması gereken bir şey.
Bireysel müracaatların temel esprisi olağan hukuk yollarının tamamen tüketilmiş olması esasının ihlali, bundan sonrası için kötü bir örnek.
Çünkü bundan sonra ilk derece mahkemelerde başının sıkışabileceğini hisseden başkalarının da aynı yolu demeye kalkışacağı muhakkak.
Dahası, mahkemenin hızını alamayarak yine Anayasa tarafından açıkça belirtildiği halde esasla ilgili kanaat beyanında bulunması da, mahkemelerin elini kolunu bağlayabilecek bir husus.
Görmeye başlayacağı bir davanın esası konusunda AYM'nin görüş belirttiği bir mahkemenin bundan sonraki işleyişinden adalet çıkması oldukça zor çünkü.

OKUMUŞ ADAMLAR, AMA...
Anayasa
Mahkemesi'nin Anayasa ve kanunlarda kendisine biçilmiş sınırlar konusunda başka her kurumdan çok daha dikkatli olması gerekirken, her ne sebeple olursa olsun, gördüğü lüzum üzerine yetkilerini zorlaması, tehlikeli bir adım.
Konjonktürel olarak durumdan memnun olanlar da dahil herkesin, mahkemenin son merci olmanın rahatlığı ile aldığı sınırlarını tanımayan kararlar konusunda daha hassas olmalarında da fayda var.
Çünkü bu mekanizma yarın kendilerine de dönebilir.
Yeni anayasada, herkesi bir şekilde denetledikleri halde kendileri denetlenmeyen AYM ve benzeri kuruluşları da denetleyebilecek bir mekanizma ise herhalde olmazsa olmazlardan birisi olmak durumunda. 'Hepsi de okumuş aklı başında adamlar, yanlış şeyler yapmazlar herhalde' bakışının hiçbir anlamı olmadığını defaatle öğrendik, malum.