CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Hoşça bak zatına...

Eklenme Tarihi 02 Şubat 2016
İnsanların sahip oldukları genetik mirasın fizyolojik olarak ciddi bir önem taşıdığı bilinir. Bazı insanlar atadan dededen gelen özellikler sebebiyle bazı hastalıklara daha yatkındır mesela. Yine aynı şekilde genetik yapının insanların psikolojik durumuyla da alakası olduğu söylenebilir. Normalde akraba bireyleri kapsama ihtimali olan genetik durumun bir benzerini, asırlarca beraber yaşamış toplumların da gösterebileceklerini düşünebiliriz. Buna geniş manada kültür, medeniyet ya da dünya görüşü gibi çeşitli isimler verebilmemiz de mümkün. Selçuklu ve Osmanlı'nın devamı olan Türkiye'yi oluşturan insanların genetik halleri ile ilgili bir şeyler söylenmesi gerekirse, herhalde diğergamlık, yani başkasını/ başkalarını düşünme özelliğini temel bir esas olarak alabiliriz. Birtakım eksiklikler hissedilse de, hakikaten başkalarını da düşünen bir toplum yapısına sahibiz çünkü. Tam bu aşamada, Osmanlı'nın çöküşünün sebeplerinden birisi olarak gösterilen 'sömürmemek ve sömürmeye karşı olmak' özelliğinin altını iyice çizmek gerek. Yerli ve yabancı birçok düşünür, Osmanlı'nın egemenliği altındaki toplulukları sömürmediği için çöküşle karşı karşıya kaldığı kanaatindedir. Diğer devletlerin Osmanlı üzerine ısrarlı gelişlerini de, bu açıdan yani sömürmemesi dolayısıyla kötü örnek olmasına bağlar bu kişiler. Osmanlı bakiyesi toprakların çoğunda Türkçe yaygın değilken, vaktiyle diğer devletlerin hakim olduğu coğrafyalarda halen onların dilinin yaygın olması da bunu gösterir.

Alan değil, veren el...

Diğergam bir yapıya sahip olmasaydık, azıcık kendimizi toplar gibi olduğumuz dönemlerden itibaren Afganistan, Bosna, Çeçenistan, Filistin ve günümüz itibariyle dünyanın başka birçok coğrafyası ilgi alanımıza girmezdi herhalde. Tabii bu arada şunu da vurgulamak gerek; resmi ve sivil, hepsi de yardımlaşmayı temel alan onlarca dernek, vakıf gibi kuruluşlar üzerinden gösterilen bu ilgi de, vermek üzerine değil daha çok almak üzerine bina edilirdi aksi takdirde, tıpkı batılı benzerlerinin yaptığı gibi. Genetik mirasımızın en önemli taraflarından birisi de, farklılıkları bir arada barış içerisinde yaşatabilme konusunda gösterdiğimiz başarı. Son yüz yıllık dönemi bir kenara koyarsak, tarihimiz bu hususun eşsiz örnekleri ile doludur. Dahası, dünyanın bilinen tarihinde aynı başarıyı gösterebilmiş bir başka yapı da yoktur. Dolayısıyla, bizde genetik olarak var olan özelliklerin üzerindeki küllerin üflenmesi ile birlikte, bu topraklarda yaşayan 72 buçuk milletin bir arada ve barış içerisinde yaşamaya devam edebilmesi ve bu konuda örnek bekleyen dünyaya tekrar örnek olmamız işten bile değildir... Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye Anayasa Platformunca düzenlenen "Yeni Anayasa İçin Hep Birlikte" temalı programda yaptığı: "Türkiye modeli anayasayı hazırlama başarısını ortaya koyabilmeliyiz. Bize göre milleti merkeze alan, 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' ilkesiyle ifade ettiğimiz kadim yönetim geleneğimize yaslanan bir anayasa, Türk tipi anayasadır." vurgusu bu açıdan çok önemli bir mesaj içeriyordu. 'Kötü misal, misal olmaz' demiş büyükler. Güzel olanı, vaktiyle yapmış isek tekrar yapabiliriz. İsteyelim ve gayret edelim, yeter...