CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Geri dönülemez nokta...

Eklenme Tarihi 01 Şubat 2016
İki Karadenizli hemşehrimiz yüzerek Amerika'ya gitmek için yola çıkmışlar:
Karadeniz, boğazlar, Ege, Akdeniz, Atlas Okyanusu derken uzaktan New York'taki Özgürlük Heykeli'nin artık seçilmeye başlandığı bir anda, birisi 'geldik galiba' deyince, diğeri şöyle cevap vermiş: 'Ben kesildim, geri dönüyorum!..' Böyle şeyler fıkralarda olur tabii.
Ancak gerçek hayatta artık geri dönülmesi mümkün olmayan bazı noktalar vardır ve oralara varılmışsa eğer, artık geriye gidilemez. Türkiye'nin aldığı mesafelerden sonra tekrar eski günlere yani birilerinin çok özlediği Eski Türkiye'ye dönüşün artık mümkün olmayacağı gibi. Bu ülke insanına artık çöp dağlarından ve çukurlardan geçilemeyen, suları akmayan, elektriksiz, doğal gazsız kentlerde yaşamayı kimse dayatamaz mesela.
Sabahın erken saatlerinde hastaneler önünde girilen kuyruklar, sırası gelenin iflahını kesecek derecede bürokratik işlemler, güçbela muayene olduktan sonra eczane eczane dolaşıp ilaç aramalara da kimseyi razı edemezsiniz bundan böyle.
Yine güya demokrasi, yani güya halkın kendisini yönetmesi adına, halka rağmen halkın arzu etmediği kararlar alma ve hele uygulamalar yapmayı; anayasa, kanun ve yönetmelikleri keyfe göre yorumlayıp, özgürlük içeren metinlerden yasaklar çıkarmayı da kimse dayatamaz artık.
Görünüşte halkın seçtiklerinin yönetiyor gibi olduğu ve ama esas olarak birtakım vesayet odaklarının kontrolünde bir sistemin de geri dönüş şansı yok artık. Mevzuatı bahane ederek, ülkeyi ileriye taşımaya yarayacak adımları durdurmak için kullanılan vesayet odaklarından halen varlıklarını muhafaza edenlerin de etkisiz hale getirileceği günlere doğru yürüyoruz; tekrar onların hakim olduğu günlere değil.

Uçurumun kenarı...

Son senelerde kendi ayakları üzerinde durmaya iyice alışan ve kendi kararlarını kendisi alan ve bunu iyi de yapan Türkiye'yi, ülkemiz ve bölge üzerine planları olan birtakım devletlerin yedeğine takma girişimlerinin de devri geçmiş durumda artık. Çünkü bu ülkenin sıradan insanlarının, hatta çocuklarının bile bu ülkenin vatandaşı olmaları sebebiyle iftihar ettikleri gelişmelerin yaşandığı günlerdeyiz.
Bu ülkeyi, nerdeyse uçuruma doğru gitmekte olduğu bir aşamada teslim alıp, hemen her sahada başa güreştiği noktalara getirme işini başaran kadro ve zihniyet, ülkemizi çok daha ileri taşıyacak Yeni Anayasa'yı mutlaka yapacak ve bunun sonrasında Başkanlık Sistemi'ne geçişin de üstesinden gelecektir. Yüzde yüz bizim olan, yerli olan ve bu memlekette yaşamakta olan her bir ferdin kendisini ifade ettiğine inandığı bir anayasaya kavuşmasının vakti gelmiş, geçmektedir. Hangi sebeple olursa olsun, yeni bir anayasanın yapılmasına mani olmak üzere çeşitli şekillerde kıvırtanların da bundan böyle yapabileceği fazla bir şey de kalmamıştır.
Çünkü kim ne derse desin ve kimler ne hayaller kurarlarsa kursunlar, Türkiye geri dönülmesi mümkün olmayan noktayı çoktan geçmiştir. Bunun en açık göstergesi de, insanımızın kendileri gibi olanların yönetimindeki bir ülkede yaşıyor olmanın ne demek olduğunu çok iyi kavramış olmasıdır.