Öyle ya! 'Neden orta', 'kime göre doğu' ve bu durumda 'kendilerini merkez olarak kabul edenlerin bu hakları nerden geliyor' gibi.
Ancak herhalde Şili'ye 'Dünyanın bittiği yer' denilmesine itiraz eden pek fazla olmasa gerek. Çünkü Güney Amerika'nın batısını ince bir şerit gibi boylu boyunca kaplayan bu ülkeden sonra binlerce kilometre sadece su (Pasifik Okyanusu) var.
Bu durumda tekrar karayla temas kurulduğunda artık Doğu'da olunduğuna göre, Şili'ye Aymara yerlilerinin dilindeki karşılığında olduğu gibi 'Dünyanın bittiği yer' denilmesi, yakışır.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Latin Amerika gezisinin ilk durağı olan Şili'de yetkililer ve işadamlarımız bu ülke ile olan siyasi ve ekonomik ilişkileri geliştirme konusunda ter dönerlerken, bizler de etrafta dolaşarak mülahazat hanemizi doldurmaya çalıştık.
Türkiye'den uzun bir uçuş mesafesinde olmasına rağmen, işadamlarımızın da geziye ilgi göstermiş olmaları oldukça sevindirici bir durum. İki ülke işadamları arasında yapıla görüşmelerde sağlanan gelişmeleri önümüzdeki günlerde öğreniriz nasıl olsa... Ama ilk intibaların olumlu olduğunu hemen belirtelim.
Heyette bulunan gazeteciler olarak ortak kanaatimiz, ülke olarak daha çok çalışmamız ve ülkemizi yakın ve uzak coğrafyalarda temsil edecek markalar oluşturmamız gerektiği oldu. Çünkü başkent Santiago ve daha önceki başkent Valparaiso'daki gezilerimizde adeta Güney Kore ürünleri sağanağına yakalandık dense yeri...
Sokakları dolduran araçlar ve alışveriş merkezlerindeki yaygın markalar, Güney Kore ürünlerinin bölgede ne kadar yaygın olduğunu anlamak için kafi...
UFUK AÇICI BİR GEZİ
Tabii ki başkanlık sistemi ile yönetilen bir ülkeye gelmiş ve bu arada Cumhurbaşkanımız'la Büyükelçilik rezidansında sohbet etme imkanı bulmuşken, hızlı ve yerinde kararlar alınmasına vesile olabilecek başkanlık sisteminin ülkemizin hak ettiği yere gelebilmesi açısından ne kadar önemli olduğu zihnimizi işgal eden konular arasındaydı.
Gezinin devamında uğranacak olan Peru ve Ekvador da başkanlık sistemi ile yönetilen ülkeler. Şili, Peru ve Ekvador dünyanın başa güreşen ülkeleri arasında olmasalar da, yakın geçmişlerinde yaşadıkları çeşitli sıkıntıların ardından bu günkü duruma gelmiş olmaları, başkanlık sisteminin istikrar açısından önemine örnek gösterilebilecek hususlardan.
Latin Amerika ülkeleri gezisi, bu ülkelerle Türkiye arasındaki çeşitli münasebetlerin geliştirilmesi açısından önem taşıdığı kadar, yeni bir anayasa yapılması ve başkanlık sistemine geçiş tartışmaları konusunda da epey ufuk açıcı olacak gibi.