CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Kuyuya atılan taş...

Eklenme Tarihi 20 Ocak 2016
Hendekler, barikatlar ve bombalı tuzaklarla çıkılmaya çalışılan öz yönetim ya da özerklik yolculuğunun sonunun çıkmaz sokak olduğunu, PKK ve HDP'nin tepe isimleri de dahil olmak üzere bilmeyen yok. Ancak her ne hesaplanıyorsa, bu girişimden dönmüyor ya da dönemiyorlar.
O delinin kim olduğunu tam olarak bilmesek de, bu girişimlerin bir delinin kuyuya attığı taş olduğunu ve kimsenin şimdi o taşı çıkaramadığını söyleyebiliriz. Kuyudaki taşın bir müddet daha kalmasının menfaatlerine uygun olduğunu düşünenlerin sayısı oldukça fazla. Ama yine de bu akıl tutulması halinin bir an evvel bitmesi, yani hendek ve barikatlar ardında öldürmeyi ve ölmeyi bekleyenlerin bu işten vazgeçmeleri, herkesin ortak dileği.
Bu işin nasıl biteceği belli. Devletin bazı ilçelerde birilerinin silahlarına dayanarak güç gösterisinde bulunmasına ve oralarda yaşayan yüz binlerce insanın hayatlarının altüst olmasına tahammül edebilmesi mümkün değil. Dolayısıyla, ya bu işlere niyetlenenler bir şekilde bu işten vazgeçecek ya da devletin güvenlik güçleri gereken her ne ise onu yapacak.. Devlet güçlerinin ilçeleri silahlı unsurlardan boşaltma işleminden vazgeçmesi ve oraları o haliyle bırakması gerektiğini tekrarlayıp duranlar, gerçekleşmeyeceğini bildikleri taleplerle neyi hesaplıyorlar, bilinmez. Ancak, bu işin bitmesi sadedinde akla gelebilen formüllerden birisinin de, PKK tarafından işe yaramaz hale getirildiğini öğrenmelerinde herhalde fayda var.
Oral Çalışlar'dan okuyalım: "Diyarbakır'ı arıyor ve durumu öğrenmek istiyoruz: "Daha önce bir kez kuşatma sırasında Sur'daki PKK'lilerin silahlarıyla birlikte kenti terk etmelerine göz yumuldu.
Gittiler, ancak PKK onları geri yolladı.
Devlet yetkililerinin artık bir kez daha buna izin vermesi mümkün değil."
(Radikal, 18.01.2016)

ULUSLARARASI MÜDAHALE HAYALİ...

HDP'nin tepe yöneticileri ve hatta PKK'nın savaş baronları dahi, öz yönetim ve özerklik hayaliyle hendek kazıp barikat oluşturanların bunu kendi iradeleriyle yaptıklarını söyleyip duruyorlar. Oysa o hendeklerin ve barikatların arkasında elde silahla öldürmeyi ve daha çok ölmeyi bekleyenlerin söylediklerinin özeti ise, 'emir aldıkları ve vazgeçmelerinin mümkün olmadığı'... Yaşanmakta olanların nihai olarak neyi hedeflediği konusunda da değişik rivayetler var. Bunlardan birisi, hendek ve barikatların esas olarak çok sayıda sivil insanın hayatını kaybetmesine sebebiyet verebilecek operasyonları hedeflediği. Söylenenlere bakılırsa, böylelikle bir uluslararası müdahale gerçekleşeceğini hayal ediyor birileri.
Bu tür hayallere kapılanların Türkiye'nin Suriye ve Irak olmadığını bildikleri, malum. 2014 Temmuz'dan itibaren inatla sürdürülen terör eylemleri ve sonrasında ortaya çıkan hendekli, barikatlı öz yönetim saçmalığı, belki ülkemizi o ülkelere döndürmek niyetiyle yapılıyor. Ya da, bütün bunlar bahane ve mesele ülkemizin elinin mümkün olduğunca zayıflatılması... Gelişmelere bakıldığında da bu ihtimal daha ağır basıyor.
Hassas bir şekilde operasyonlarını sürdüren güvenlik güçlerinin, birilerinin kuyuya attığı taşı eninde sonunda çıkaracakları ve onu oraya atanlardan hesap sorulacak günler yakındır.