İçeride terör olayları var. Eli kanlı teröristler, herhangi bir neticesi olmayacağını bile bazı ilçelerde hendekler kazıp, barikatlar oluşturarak bombalar yerleştiriyorlar. Aklı başında herkesin karşı çıkması gereken bu durum, kendisini aydın kabul eden birilerinden ve bazı medya organlarından destek bulabiliyor.
Daha da tuhaf olanı, memleket meselelerine çözüm üretmek üzere TBMM'ye girmiş siyasetçilerden bile bu duruma destek olmaya çalışanlar var.
Oysa hiçbir devletin böyle bir duruma müsaade etmeyeceğini ve bu türden kalkışmalarda bulunanların sonunda ne ile karşılaşacağını bile bile...
Etrafımız tabir caizse -ki caizdir-, kaynayan bir kazan gibi. Hemen sınırlarımızda, bırakın orta ve uzun vadeyi, kısa vadede ve hem de ciddi şekilde ülkemizi etkileme potansiyeli yüksek gelişmeler yaşanıyor. Dünyanın hemen her tarafından devletler gelip yakınlarımıza konuşlanıyor ve gelecekleri hesabına adımlar atıyorlar. Bir olmak, iri olmak, diri olmak gereken bir zaman varsa o zamandayız yani. Ancak birileri, Türkiye dışında aklınıza gelebilecek her ülkenin ve her örgütün yaptıklarına, yapıyor ve yapacak olduklarına takdir dolu nazarlarla bakarlarken, ülkemizin parmaklarını kımıldatmasına bile karşı çıkıyorlar. Karşı çıkmanın boyutları o hale geliyor ki, halkın temsilcilerinin bulunduğu parlamentoya milletvekili olarak girmiş olanlar arasından bile, kelimenin tam manasıyla ihanet kokan davranışlar sergileyebilenler çıkabiliyor.
'En güçlü devlet'...
Suriye'de 2016 başı itibariyle yaşanacak olanların neler olduğunu bilmiyoruz. Ancak her ne yaşanacaksa bunun ülkemiz açısından önemli sonuçları olacağını hepimiz biliyoruz. Suriye'de emelleri olan ülkelere herhangi bir şekilde destek olmanın, fert ya da topluluk planında kimseye bir faydası olmayacağını söylemek için de, azıcık tarih bilmek yeterli.
Ama içimizden birileri, her ne düşünüyorlarsa; Rusya, İran, Çin, ABD, İngiltere... gibi ülkelerin hesapları konusunda ağızlarını bile açmazlarken, Türkiye'yi zor duruma düşürebileceğini umdukları her türlü adımı atmak için birbirleriyle yarışıyorlar adeta.
Söyledikleri her şeyin yalan, ileri sürdükleri bütün iddiaların temelsiz, yaptıkları yorumların tamamının anlamsız olduğunu bile bile, sadece kendilerini izleyenlerin kafalarını karıştırmak için ha bire çalışıp duruyorlar.
Osmanlı'nın son dönemlerindeki hariciye nazırlarından birisinin söylediği rivayet edilen: 'Dünyanın en güçlü devleti tabii ki Osmanlı'dır.
Baksanıza siz dışarıdan biz içeriden yıkmaya çalışıyor ama bir türlü yıkamıyoruz' sözü, bu gün de ayniyle geçerli. Birileri dışarıdan, birileri içeriden Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak için uğraşıp duruyorlar, ama beceremiyorlar, şükür...