CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş

EKREM KIZILTAŞ

YSK, RTÜK ve 'şık olmayan' işler...

Eklenme Tarihi 17 Aralık 2015
Ben saymayı bıraktım, ama muhakkak A Haber, Ülke TV, 24, Kanal 7, TV Net, TGRT Haber yöneticileri YSK ve RTÜK'ün ceza furyasından kendi paylarına kaç yayın karartma, kaç para cezası ve kaç uyarı düştüğünü iyi biliyorlardır. Adı anılan kanalların çoğu haber kanalı.
YSK ve RTÜK tarafından verilen cezaların çoğunluğu da 7 Haziran ve 1 Kasım öncesi yaptıkları yayınlarla ilgili.
Suçları(!) siyasi partiler arasında tarafsızlığa riayet etmemek; bir siyasi partiyle ilgili haberlere ağırlık verirken, bir başka siyasi partiyi eleştirir tarzda yayın yapmak. Yani kamu yayın organı olan TRT için belirlenmiş esaslara uymamak... Bu kadarla sınırlı değil elbet: mesela Başbakan'ı canlı yayında ağırlamak da cezayı gerektiren davranışlardan kabul edilmiş. 'Karma egemen bir üst yargı merci' olarak tarif edilen YSK Anayasal bir kuruluş. Kararlarının temyizi mümkün değil, içinize sinse de sinmese de uymak zorundasınız. Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) adı üzerinde, bir 'Üst Kurul'. Verdiği kararların temyizi mümkün olsa da, siz o işlerle uğraşırken Üsküdar'da sabah olabiliyor. 'Ne oluyor' sorusuna muhatap olduklarında Her iki kurumun yetkilileri de, yürürlükteki kanunları uyguladıklarını ve yapacakları bir şey olmadığını söylüyorlar. Yürürlükteki kanunlar, tek kanallı TRT döneminden kalma olduğu için biraz arkaik, tamam.
Ancak bu kuruluşların başkan ve yetkilileri 'yürürlükteki kanunları uygularken neden farklı muamele yaptıkları' sorusuna şu ana kadar bir cevap verebilmiş değiller.

Mesele, farklı muamele...

Farklı muamele şurada: Yukarıda adı geçen televizyon kanalları dışında da bir sürü televizyon kanalı var. Ve bu ülkede yaşayan herkesin şehadetiyle sabittir ki, diğer haber kanalları da ceza verilen kanallar gibi hatta belki daha koyu bir taraftarlıkla yayın yapıyorlar. Ancak onlara verilen herhangi bir ceza yok. Bu 'onlara da ceza verilmeli' demek değil tabii. Ancak madem ki verilmeyebiliyor, ceza verilenlere de verilmemeliydi.
Biraz zor olsa da, Vural Savaş ismini hatırlayanlarınız vardır muhakkak. Bir dönemin Yargıtay Başsavcısı olan ve Anayasa Mahkemesi'ne Refah Partisi'nin kapatılması için dava açan bu zat, aynı günlerde, 'hukuki eksiklikleri olduğu için Bülent Ecevit'in DSP'sine de kapatma davası açması gerektiğini, ama 'şık olmayacağı için' bunu yapmadığını' söylemişti... Savaş'ın hazırladığı Refah partisi iddianamesi, metninde yer alan zehir zemberek hakaretlerle de bilinir... YSK ve RTÜK üyeleri, ceza verilmesi gereken başka kanallar da olduğunun farkındalar elbette, ama herhalde 'şık olmayacağı için' onlara ceza vermiyorlar. Refah Partisi'nin kapatılması ile neticelenen davayı açan Vural Savaş, sonrasında birçok defalar pişmanlık izhar etme girişimlerinde bulundu, malum. YSK ve RTÜK üyeleri de devir değişince benzerini yaparlar mı bilmiyoruz. Ama aldıkları adalet ve hakkaniyet dışı kararların metinleri hep göz önünde olacak ve bunları okuyanların yüzlerine de -bunlar çocukları bile olabilir-, rahatlıkla bakamayacaklar...