CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş

EKREM KIZILTAŞ

Emir demiri keser...

Eklenme Tarihi 21 Aralık 2015
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki bazı ilçelere, o beldeyi mamur etmek üzere alınmış iş makinalarıyla hendekler kazmanın, güvenlik güçleri girmesin diye barikatlar kurmanın ve oralara patlayıcılar yerleştirmenin anlamı ve bu işi yapanlara ne sağlayabileceği konusunda derli toplu bir fikri olan yok.
Yok, çünkü çılgınlık ötesi bir durumla karşı karşıyayız.
Olup bitenlerin özerklik ya da özyönetim kavramıyla açıklanmaya kalkışılması ve bunun da Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın gereği olduğunu iddiası, tümüyle anlamsız.
Bu durumda Avrupa ülkelerinde hendek ve barikat benzeri uygulamalar olduğunu göstermek gerekir ki, bunu iddia edene gülerler sadece.
Tedbirlerin aşırı olduğunu söyleyenlerin de, Fransa'da son Paris saldırısı sırasında neler yaşandığını hatırlamaları yeter.
Akla, mantığa, bilinen bütün normal kurallara aykırı bir girişimle karşı karşıyayız. Bu ilçelerde yaşayan insanların büyük bir kısmı artık yaşanamaz hale gelen mahallelerini terk ediyor.
Silahlı militanlar da güvenlik güçlerince etkisiz hale getirilmeyi bekliyorlar.
Gençlerden oluştukları söylenen teröristler, yaptıklarının oyun olduğunu zannediyorlar.
Ancak devletin bu türden zevzekliklere boyun eğecek hali yok.
Fildişi kulelerinde ya da bu türden eylemlerin ulaşamayacağını düşündükleri korunaklı mekanlarda hayatlarını sürdüren bir kesim var.
Bu kesim ise; bir anlamı olmayan hendek/barikat faaliyetlerine alkış tutmaya ve işini yapan devleti suçlamaya devam ediyor.

YALANIN EN BÜYÜĞÜ...
Hendek siyaseti ile bir yere varılamayacağını arada sırada olsun telaffuz edebilen bazı isimleri olsa da, HDP'liler ise bu tutarsız politikanın kuyruğuna takılıp gitmekle kalmıyor, destek olmaya da çalışıyor.
Bunun böyle oluşu da, bu yapının ne kadar da demokrat(!) olduğunu açık seçik gösteren 'emir demiri keser' sözü ile alakalı.
Yapılanın yanlış olduğunu bilseler de, belli ki 'hendeklere sahip çıkın' şeklinde emir geliyor, onlar da gerekeni yapıyorlar. Bir yandan demokrasi, özgürlük gibi nutuklar atanların, yapılanlara sahip çıkabilmesinin makul bir yolu da yok.
Ama HDP'liler...
Hendekler, barikatlar ve bombalarla yapılmaya çalışılana destek olabilmek adına, yalanları üst üste dizmekten başka yol bulamıyorlar. Yalanların en büyüğü ise, bütün söyledikleri yalan ve çarpıtma ile dolu HDP yetkililerinin, yaşanamaz hale geldiği için halk tarafından boşaltılan yerlerde 'halkın direnişi'nden bahsetmeleri... Demirtaş, "Haklıyız kazanacağız.
7'den 70'e el ele vereceğiz kenetleneceğiz...
Yılgınlığa gerek yok, halkımızı bulunduğu her yerde bu onurlu direnişi daha fazla büyütmeye çağırıyoruz" diyor.
Oysa işin gerçeği, PKK Savaş baronlarından Murat Karayılan'ın, teröristlere telsizle verdiği şu talimatta gizli:
"Artık anlaşılmıştır ki halk yanımızda yer almıyor, desteği bize değil askere veriyor. Sakın bu kalleşlere acımayın, akıllı hareket edin ve ayrım yapmayın. Evleri, okulları, hastaneleri yerle bir edin. Ambulansları hedef alın vurun."
Ve her şey, başta Kürt kardeşlerimiz olmak üzere hepimizin gözleri önünde cereyan ediyor...