CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Gazeteci 'devlet sırrı' tanımaz mı?..

Eklenme Tarihi 07 Aralık 2015
Eskiden sadece gazeteler varken; radyo, televizyon, internet ve sosyal medya mecralarının devreye girmesiyle yayın organları çeşitlenmiş olsa da, gazetecilik yeni bir meslek değil.
Matbaanın icadı sonrası süreli yayınların ortaya çıkmasını başlangıç olarak kabul etme eğilimi olsa da, basın tarihçileri oradan oraya haberler taşıdıkları için eski dönemlerin gezginlerini ve hatta tüccarlarını bile gazeteci olarak kabul etme eğilimindeler. Gazeteciliğin sınırlarının olup olmadığı ve varsa neler olduğu yıllardan beridir tartışılır.
Ancak eskiden kimsenin pek cesaret edemeyeceği konular bile şimdilerde tartışma alanına girdi. 'Devlet Sırrı' söz konusu olduğunda gazetecilerin nasıl davranması gerektiği, günümüzde en çok tartışılan hususlardan birisi mesela.
Bazıları, gazetecilerin dünya kamuoyuna karşı sorumlu oldukları(!), dolayısıyla kendi devletleri ile ilgili sırlar söz konusu olsa bile, haber bulduklarında bunu mutlaka kullanmaları gerektiğini savunuyorlar.
Bu yaklaşımın özellikle 17-25 Aralık darbe girişimi sonrası yaygınlaşmaya başlamış olması ise ilgi çekici.
Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan gizli bir görüşmenin sosyal medya üzerinden servis edilmesi, MİT'e ait TIR'ların durdurulup aranmaya çalışılması ve benzeri birçok girişim bu yaklaşımın belki de en önemli örnekleri.
Bu girişimlerin arkasında: 'Devlet eğer benim olmuyorsa devlet sırrı diye bir şey yoktur' diyenlerin ve konjonktür gereği onlarla ittifak yapan diğer gayrı milli unsurların olduğu, malum.
Bu kesimler, ülkemizi yönetmekte olan kadrolara olan karşıtlıklarının devlet düşmanlığına evrilmiş olduğunun farkında olsalar da, devlet sırlarının haberlere konu olabilmesi gerektiği tezinin altını doldurmaya çalışıyorlar sürekli olarak.
Çünkü varlıklarının devamını dış mihraklara borçlular ve onların kendilerinden talep ettiklerini ancak bu şekilde yapabileceklerine inanıyorlar.

Bu işin adı 'ihanet'.

Konunun bizdeki taraftarları, 'Eğer bir haber gazeteciye ulaşırsa, bu bir devlet sırrı bile olsa gazeteci yayımlamak durumundadır.
Devlet eğer uğraşacaksa, sırrı açığa çıkaranlarla uğraşmalı'
diyerek işin içinden sıyrılma eğiliminde.
Bu görüş, yaptıkları ve yapacakları konusunda kendilerini sağlama alma arzularının bir uzantısı.
Tartışma sürdükçe başkaları da, bu görüşe prim verir hal alabiliyorlar.
Oysa sırrı açığa çıkaranlar da, yayanlar da aynı takımın üyeleri ve beraberce çalışıyorlar zaten.
Dış ülkelerde bu işlerin nasıl yürüdüğü, başta bu fikrin ateşli taraftarları olmak üzere ilgili herkesin malumu. ABD ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere hemen bütün dünya devletlerinde devlet sırrı konusunda duyarsız davranmaya cüret edenlerin sonunun pek iyi olmadığını bilmeyen yoktur...
Bizdekiler, ABD ve Avrupa'da bu türden girişimler tehlikeli olsa da, bizde serbest olması gerektiğini düşünüyorlar.
Bu bakışın temeli de, devlet sırlarını açıklayarak işledikleri vatana ihanet suçunu, temel olarak Batılı ülkeler lehine yapmaları herhalde.
Yani Batıcı oldukları için, Batı lehine olan hususlarda Batılı gibi davranmıyorlar.
Devletin sırlarını açıklamak 'ihanet'tir. Yapan cezalandırılmazsa da, yol olur...