CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

100 yıl daha mı bekleyeceğiz?..

Eklenme Tarihi 04 Aralık 2015
'PKK aslında tam olarak ne istiyor?' sorusu, uzun zamandır açık ve net bir cevap bekliyor. Tamam, bu soru ile ilgili olarak hemen herkesin kendisine göre bir cevabı var. Ama bunlardan hangisinin gerçeği yansıttığı, tartışmalı bir konu.
Son dönemlerde PKK'nın Suriye'nin kuzeyinde bir koridor oluşturma sevdasına kapıldığını ve bu sebeple de, Türkiye'deki Barış Süreci'nin önce rölantiye alınmasına, sonrasında da buzdolabına kaldırılmasına sebep olan eylemlere başladığını söyleyebiliriz.
Suriye'nin kuzeyinde bir koridor... Yani bölgede var olan kantonların arasını birleştirmek ve Kuzey Irak'ı da ele geçirmek suretiyle, Akdeniz'e ulaşabilecek ve PYD'nin, yani PKK'nın Suriye uzantısının hakim olduğu bir devlet. Hesap, galiba bu...
Bu hayal, Esad'ın daha evvel kendilerine kimlik bile vermediği insanların ağzına 2011 Mart Ayı'nda başlayan iç karışıklıklar sonrası sürdüğü bir parmak bal üzerine kuruluyor aslında. Rojava denilen çekirdek bölgenin, ağırlıklı olarak Esad'ın kontrolünde olduğu bilinen bir husus. PYD'nin kısmi hakimiyetini sağlama uğruna, Rojava denilen bölgeyi farklı düşünen Kürtler, Araplar ve Türkmenlerden temizlediği de uluslararası kuruluşların şehadetiyle sabit.
Suriye'nin kuzeyinde bir koridor şeklinde kurulması hayal edilen devletçik hayalinin devamı da, Türkiye, Irak, İran ve tabii ki Suriye aleyhine genişleme hesaplarıdır herhalde. Bu ülkelerin olup biteni sadece seyredecekleri de... Esad'ın gücü tekrar ele geçirmesi durumunda, ilk olarak Rojava denilen bölgeyi tekrar 'normale döndürmeye çalışacağı' gerçeği, elde bir. Artık Hama gibi mi olur yoksa son zamanlarda yaptığı gibi varil bombaları mı kullanır, bu ayrı bir mesele. Ancak, bu hayalde aksayan asıl husus, böyle bir devletçiğin, bölge üzerine derin hesapları olan başka bazı devlet ya da devletlerin güdümünde olacağı gerçeği.

BÖL, PARÇALA VE YUT!..
O zaman sorulması gereken asıl soru şu: Kürtlerin yakın tarihi, onları bir şekilde gaza getiren güçlerin, sonrasında hep yüzüstü bırakmasının örnekleri ile dolu değil midir?.. Böyle değilse, mesele yok. Ama böyle ise, ki böyledir; şu anda ittifak kurulduğu varsayılan güçlerin, herhangi bir şekilde konjonktür değiştiğinde kendilerini satmayacaklarının garantisi nedir?..
Bir hayal uğruna, bölgenin kendi ayakları üzerinde durabilen tek gücü olan Türkiye'yi köşeye sıkıştırmaya yönelik girişimlere destek olmak, birilerine göre anlamlı bir tercih olabilir. Ancak bunun yerine; bin yıldır beraber yaşanan bu toprakları 'Ortak Vatan' kabul ederek, ülkede yaşayan herkesin kendisini de temsil ettiğine inanacağı bir sistem oluşturulması için çalışmak, daha tercihe şayan bir hal değil midir?..
Böylesi bir tercih, sadece Türkiye'nin değil bölgenin de kendi ayakları üzerinde doğrulabilmesi demektir. Dışarıda yapılan hesaplarla bölündük, parçalandık ve yutulduk...
Bu hesapların revize edilmiş şekli de, daha fazla bölünmemizi ve daha fazla parçalanmamızı hedefliyor. Son 100 senedir yaşadıklarımız, bir ve beraber olmamız gerektiğini gösteriyor oysa...