Anadolu Ajansı'nın bir haberinden aldığımız bu bilgiler, hatırı sayılır bir süreyi terör olaylarından uzak yaşamış bizler için çarpıcı hususlar. Ve mevcut durum, ne oldu da böyle oldu sorusu üzerinde düşünmeyi gerekli kılıyor.
Tabii ki bu sorunun cevabı ya da cevapları üzerinde düşünürken, çarpıtılmış yorumlarıyla kafalarımızı karıştırmak isteyenlerin cevap diye yutturmaya çalıştıkları konusuna da eğilmek gerekiyor.
Demokratik Açılım, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi, Çözüm Süreci ya da Barış Süreci... Zamana, zemine ve kullanana göre ismi değişse de, Türkiye'nin normalleşmesini hedefleyen bir girişim vardı ve o sayede bütün ülkede güzel günler yaşanmıştı.
Süreç hakikaten iyi gidiyordu.
Konunun doğrudan ya da dolaylı taraflarından birisi olan terör örgütü saldırılarını alttan alta sürdürüyor olsa da, en azından şehit cenazeleri gündemde değildi. Yaşananlar da büyük çapta süreci kabul etmeyenlerin provokasyon girişimleri olarak değerlendiriliyordu.
Süreci PKK bitirdi.
Doğu ve Güneydoğu başta olmak üzere herkes rahat nefes almaya ve geleceğe daha ümitli bakmaya başlamıştı. Ancak, her ne olduysa Temmuz ortalarında terör örgütü saldırılarını yoğunlaştırdı ve güvenlik güçlerini de hedef almaya başladı.
Her şey apaçık ortada olsa da Barış Süreci'ni kimin bitirdiği, tartışma ortamının hararetli konularından birisi olmaya devam ediyor. Bazılarına göre süreci bitiren sebep, saldırıların artması sebebiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'sürecin dondurulduğunu' açıklaması ve devletin örgütün saldırılarına gerektiği şekilde cevap vermesi.
Süreci Hükümetin ya da doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bitirdiği iddiasının sahipleri, KCK, Kandil, PKK ve HDP'nin 'sürecin bitebileceğine ve hatta bittiğine' dair onlarca açıklamasını görmezden geliyorlar. Bu iddia sahipleri, Barış Süreci'ne tekrar dönülmesi için çatışmaların durması konusunda da örgütü değil devleti muhatap almaya çalışmalarıyla tanınıyorlar. 'Terör örgütü ne yaparsa yapsın, devlet Barış Süreci'ni sürdürmeliydi' kanaati, saçmalıktı. 'Örgüte söz geçiremiyoruz, bari devlet saldırılara cevap vermesin' yaklaşımı ise bunun tüy dikilmiş hali... Bağcının dövülmeye niyeti yok, bu belli. Dertleri üzüm yemek olanlar içinse mesele basit: Barış Süreci'nin nasıl sona erdiğini, gelişmeleri kronolojik sıraya göre gözden geçirerek anlayabilirler.
Sürece tekrar nasıl dönülebileceğinin formülü de, yetkililerin açıklamalarında var zaten.