CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Sandık yalan söylemez...

Eklenme Tarihi 05 Haziran 2015
Seçime iki gün kaldı. Bu, seçimlere ciddi projelerle hazırlanamayanların uçuk vaatlerine ve yalanlarına iki gün daha maruz kalacağız yani... Şükür ki, iki gün çabuk geçer.
Uçuk ekonomik vaatler neyse. Basit haliyle, iktdara gelebilme riski olmadığının farkında olanların nasıl olsa yapmayacakları şeylerle insanların kafalarını karıştırma girişimi bu.
Ancak adeta bir rüzgar halinde estirilmeye çalışılan yalanlar başka bir şey.
Ekonomik vaatlerin dışarıdan özellikle telkin edildiği ve muhalefet partilerinin hep birlikte buna sarıldıkları ciddi bir iddia. Dile getirilen yalanların da dış destekli olması, Türkiye üzerinde hesapları olanların boş durmadıklarını gösteriyor.
Laf aramızda ama, bizdekiler vaatleri doğru dürüst dile getiremedikleri gibi, yalanı da başarılı bir şekilde söyleyemiyorlar. Başarılı yalan söylemenin temel kuralı, ilk söylediğiniz yalanı unutmamaya dayanır çünkü. Onlar ilk söylediklerini unutsalar da, izleyenler unutmuyor.
Ekonomik açıdan hemen bütün dünyanın takdir ettiği gelişmeler yaşanmış ve halen de yaşanan bir ülkede muhalefetin tamamı, işlerin çok kötüye gittiği tezini kullanıyor mesela. Ama aynı muhalefet, hazinede biriken paraları dağıtmak, ya da bazı kaynakları değişik bir şekilde kullanmak üzerine seçim kampanyası inşa ediyor. İşlerin aslında iyi olduğunu kendileri de kabul ediyorlar yani. Yalanlar derken, bunların insanı bıyık altından güldüreni ve hakikaten dehşete kaptıranları var tabii. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin tuvaletlerinin altın kaplama olduğu iddiası, hem saçmalığı hem de dile getirenin düştüğü durum itibariyle komik. Adam söylediği yalanın kuyruğunu bırakmayı da beceremiyor.
Hani, 'yanlış anlaşılma oldu, özür dilerim' demeyi akıl etse, mesele kalmayacak, ama yapamıyor işte.
Başka malzeme yok çünkü.
Temcit pilavına çevrilen MİT TIR'larında silah olduğu iddiası, birilerinin çaresizlik sebebiyle vatan hainliğini bile göze alışlarını göstermesi açısından dehşet verici. Bu ihaneti son işleyenin, MİT mensubu babasının mesleğini yıllarca öğrenememiş, sonrasında da saklama ihtiyacı duymuş birisi olması, işin en çok dikkat çeken yanı.
Karar Günü...

Güneydoğu'da insanları silahla tehdit ettirdiklerinin bilinmediğini zannedip, 'büyük insanlık' gibi, sloganlarla oy avcılığına çıkanların durumu ise ibretlik.
Seçimi oyun zannedip parti olarak girdikleri halde, baraj endişesi yakalarını bırakmadığı için bir yandan tehdit bir yandan da marjinal gruplara çağrı ile işi kotarmaya çalışıyorlar. Ancak, Kürt kimliği belli olan insanların yanlarında dolaşmasını bile hazmedemeyen Beyaz Türklerin, şimdi alkışlasalar da, sandığa gittiklerinde oy vermeyeceklerini iyi biliyor ve bunun korkusunu çekiyorlar.
Özet şu: Bir yanda yaptıkları yapacaklarının teminatı olan bir kadro; öbür yanda ise yapmadıkları zaten yapamayacaklarının teminatı olanlar var.
Ümitler, kaygılar, beklentiler, hesaplar... Her şeyin neticeleneceği ve yeni anayasa ve başkanlık sistemi gibi konuların tartışılacağı günlere az kaldı.
Milletimiz, yalanlarıyla mübalağaları ile süreci izledi, halen de izliyor. 7 Haziran Pazar günü de kararını verecek... Kim ne yaparsa yapsın, sandığın yalan söylemediğini de biliyoruz.