Ama birilerinin kurduğu ve kuracağı bütün tuzaklara rağmen Yeni Türkiye'yi mutlaka gerçekleştirmek isteyenlerin yolculuğu, olanca azim ve kararlılığı ile devam edecek. Tabii, ne olursa olsun onları durdurmayı düşünenlerinki de... Zor geçen hemen her dönemden sonra insan dinlenmek ve rahat bir nefes almak ister genellikle. Ancak, Türkiye'yi kendi ayakları üzerinde durdurduktan sonra, onu çok daha sağlam hale getirmek gerektiğine inananların, seçimlerden sonra da durup dinlenecek vakitleri olacağını sanmıyoruz.
Çünkü, ülkemizi kendisinden istenen her şeyi yapabilecek halde görmek isteyenler, daha önceleri olduğu gibi 7 Haziran'da da yapamadıklarını gördükleri için, tekrar ve daha yoğun bir şekilde saldırılarına başlayacaklardır.
Unutmayın, Türkiye bizim zannettiğimizden çok ama çok önemli bir ülke. Biz bunun yeteri kadar farkında değiliz belki, ama birileri farkında.
Önceden de şaşırtıcı olaylar yaşanırdı Türkiye'de. Ancak şaşırtıcı şeyler AK Parti işbaşına geldikten sonra daha yoğun yaşanmaya başladı. Önceden, saklanmaya ve üstü kapalı olarak ifade edilmeye çalışılan kötü niyetler, şimdilerde açık mesajlar olarak karşımızda. 'Türkiye'nin Türkiyeliler'e bırakılmayacak kadar önemli olduğu'; dolayısıyla, mutlaka 'Batılılar' ya da 'Tam olarak Batılılaşmışlar' tarafından yönetilmesi gerektiği fikrine sahip olanlar ve onların içimizdeki işbirlikçileri, adeta gemi azıya almış durumdalar...
Bütün olup bitenlerin şifresi The Guardian'da yer alan şu cümlede saklı: "Tam Batılılaşmamış, yoksul Müslümanlar'ın kendi ülkelerini yönetmelerine izin verilemez." 'Tam Batılılaşma', diye bir şeyin olmayacağını en iyi onlar biliyor. Bahsini ettikleri şey, açıkça 'Asimilasyon'. Yani, Müslümanlar'ın kimlik ve kültürlerini yok ederek, Batı hayat tarzı içinde eritme, yok etme. Oysa Müslümanlar söz konusu olduğunda istisnalar hariç, tarihin hiçbir döneminde bu konuda istenen netice alınamadı.
İÇİMİZDE DE VARLAR!..
Yani tam Batılılaşma, gerçekleşmesi kesinlikle mümkün olmayan bir ütopya.
Dolayısıyla bu söz aslında şöyle:
Müslümanlar'ın kendi ülkelerini yönetmelerine izin verilemez... Müslümanlar'ın kendi ülkelerini yönetmelerine izin verilmemesi düşüncesi, Batı ülkelerindeki güç sahiplerinin ve entelektüellerin fantezisinden ibaret değil sadece.
Onlar, kendi kararlarını kendisi alan bir Türkiye'nin ne demek olduğunu iyi biliyor ve buna mani olmak için ellerinden geleni artlarına koymuyorlar.
Meselenin asıl önemli noktası, bu ülkenin vatandaşı olup; siyasi, iktisadi ve sosyal bakımdan önemli pozisyonlarda da bulundukları halde, kendi kendimizi yönetmememiz gerektiğini düşünenler... Sandıkta üst üste aldıkları yenilgilere rağmen, halkın seviyesine çıkmayı denemek yerine, halkı kendi seviyelerine indirmeye meraklı bu kesim, Müslümanlar'ın kendi ülkelerini yönetmesine izin verilmemesi gerektiği fikrinin ülkemizdeki öncüsü. Dünyayı ve bu arada ülkemizi sömürmelerine yardım ettikleri efendilerinin atacağı kemiklerin hayali ile yaşayanlar da var aramızda. Bunların en büyük emeli de, Türkiye'yi milletimizden değil, birilerinden alacakları icazet ve vekaletle, onlar adına yönetebilmek... Hepsine birden söylenebilecek olan da şu: Hadiyin oradan!..