Sessiz milyonlar, derin muhasebeler yaparak sandığa gitmiştir. Sadece iktidarı belirlemek için oy vermeyi değil, geçen 100 yılın muhasebesini yaparak ve gelecek 100 yıla Türkiye'nin nasıl hazırlanacağına karar vermiştir.
I. Dünya Savaşı'nın 100. Yılını, Türkiye'nin Ortadoğu'dan kopuşunu, cetvelle çizilen, hiçbir kültürel demografik temeli olmayan Suriye ile Türkiye arasında sınırın, Türkiye ile Irak arasındaki sınırın, Kafkaslar'daki sınırların ortaya çıkışını, kardeşin kardeşten kopuşunun tarihini, Sarıkamış'ın, Çanakkale'nin tarihini düşünerek oy kullanmıştır.
1911'den itibaren bir medeniyetin merkezi olan Osmanlı İmparatorluğu lime çözülmüş, o devletin kurucu unsurları birbirinden koparılmış, psikolojik ve tarihi olarak birbirinden uzaklaştırılmışsa; bu uzaklaştırmanın tarihi sonucunda 1923'te Türkiye Cumhuriyeti'nin, bir milli devlet olarak doğmasını düşünmüştür.
Küçültülmüş bir imparatorluktan, artık iddiaları bitmiş, 'zayıf bir cumhuriyet doğdu' düşüncesiyle batının baktığı bir coğrafyadan, bugün o cumhuriyetin zor ve çetin şartlar içinde geçirdiği zorlu süreçlerden sonra tekrar bölgesine, çevre bölgelere ve küresel düzene mesaj ileten yeni bir dönemin Türkiye'sini kimin yöneteceğine karar vermiştir. 100 yıl önce 'hasta adam' denilen Türkiye'nin yeniden dirilmesi ve silkinmesi için oylar atılmıştır. Çok engin bir coğrafyanın mirasını taşıyan sessiz milyonlar, "Büyük Türkiye" yürüyüşüne onay vermiştir. 2011'den 2023'e kadar bu kopan, ayrışan millet unsurlarını tekrar bütünleştirmenin kararını göstermiştir.
HALK DESTEĞİ ÇOK BÜYÜK
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, yüzde 50 halk desteğine ulaşmasında belirleyici faktörlerden birisinin de, toplumsal değişim talebinin AK Parti'ye kilitlenmiş olmasını da dikkatlice düşünmeliyiz. Başlayan değişim ve dönüşüm sürecini daha öteye götüreceği beklentisi, talebi, umudu sandıktan büyük destek olarak çıkmıştır.
Bu seçim zaferi, 2011 Meclisi'ne üç temel işlevi görev olarak vermiştir. Türkiye'yi cumhuriyetin yüzüncü yılına hazırlamak,12 Eylül Anayasası'nı tümüyle tarihin tozlu dolaplarına göndermek, Türkiye'nin ayağındaki kangren olmuş sorunları çözmek. Sessiz milyonların oyları, yeni anayasanın uzlaşmayla, müzakereyle yapılması mesajını vererek, sivil, katılımcı, özgürlükçü bir anayasa'yı hep birlikte yapılmasını istemektedir.
Başbakanının konuşmasında bunun şifresi "Bu anayasada herkes kendisini bulacak.
Doğu kendisini bulacak, batı kendisini bulacak, kuzey bulacak, güney bulacak.
Velhasıl milletim işte bu benim anayasam diyecek'' denilerek, milletin mesajının alındığı görülmüştür. Başbakan Erdoğan, herkese düşen göreve işaret ederek, "Yeni anayasa, Türkiye'nin her zerresine milletin her ferdine hitap etmeli, milletin her bir ferdini birinci sınıf olarak görmeli, her kimlik, her değer, herkesin özgürlük demokrasi barış ve adalet talebine karşılık vermeli, 74 milyonun anayasası olmalıdır" demiştir.
ÇANKAYA' YA DOĞRU
Seçim sonuçları Çankaya seçim sürecini yakından etkileyecektir. Bu sonuç Erdoğan'ın "halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanı" olma arzusunu iyice kamçılamış olmalı.
2014 yılına dikkat. Eğer 2012 ye kadar devlet başkanlığı ile ilgili anayasa değişikliği gerçekleşmezse ki bu zor görünüyor, Çankaya seçimi 2014 yılında yapılacak demektir. Recep Tayyip Erdoğan, sessiz milyonların kararlarıyla bir cebinde yüzde 58, diğer cebinde yüzde 55'lik destekle, Çankaya sürecine katılacaktır.