CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ

BÜLENT ERANDAÇ

Cumhurbaşkanı Gül iade edecek

Eklenme Tarihi 15 Ekim 2012
2014 Mart ayında yapılacak belediye seçimlerinin 2013 Ekim ayına alınmasına ilişkin anayasa değişikliği oylamasında bir sürpriz yaşandı. Seçimin öne alınıp alınmayacağına ilişkin referandumun kaderini Cumhurbaşkanı Abdullah Gül belirleyecek.
Yapılan açıklamalara ve yorumlara bakınca, muhalif çevrelerin harekete geçtiğine, sanki bir siyasi kriz varmış havası yaratmak istediklerine, siyasi faturayı iktidara kesmek için ellerini ovuşturduklarına tanık oluyoruz.
Demokrasimizin yaşadığı tecrübe, son on yılda yaşanan istikrarlı dönemin demokrasimize kazandırdığı ivme, devlet aklı, şu tabloyu karşımıza çıkarıyor. "Müzmin muhalif mahfiller yine umduklarını bulamayacak.Bir kriz çıkmayacak. Çankaya-Hükümet arasına kara kedi sokulamayacak."
Peki, ne olacak?
Cumhurbaşkanı Gül, anayasa değişikliğine ilişkin yasayı TBMM'ye iade edecektir. İki ay içinde Türkiye'nin, anlamsız bir referanduma gitmesine gerek kalmayacaktır.
TBMM, anayasa değişikliğini yeniden ele alacak, yeni oylamalarla belediye seçimlerinin 2013 yılı Ekim ayına alınması, bu sefer referanduma gidilmeyecek şekilde, TBMM'den geçecektir. "

"Gizli oy" sürprizleri
Başbakan Erdoğan
, iki kez gizli oy sürprizi ile karşılaştı.
Birincisi, partilerin kapatılmasına yönelik 2010 yılı anayasa değişikliği oylaması. Anayasa Değişikliği Teklifi'ndeki maddeler içerisinde sadece, herhangi bir partinin kapatılmasını Meclis'te kurulacak bir komisyonun iznine bağlayan, yani partilerin kapatılmasını zorlaştıran madde, 330'un altında oy alarak paketten düşmüştü.
Yapılan gizli oylamada, parti kapatma maddesine 327 kabul oyu verildi. Maddenin geçmesi için en az 330 oy gerekiyordu. AK Parti'nin, bu oylamadaki potansiyeli 335'ti.
Sekiz fire verilmiş oldu.
AK Parti'yi kapattırmak isteyen bazı odakların, oylamalar sırasında çok çalıştıkları, onun için bu maddenin paketten düşmesini sağlamak için firelerin verdirildiği kuşkusunun, Başbakan Erdoğan'ı çok kızdırdığı söylendi.
Kapatılma riski altında bulunan BDP'nin, partilerin kapatılmasını zorlaştıran maddeye neden destek vermediği de düşündürücü olmuştu.
BDP'nin, bu maddeye diğer partilerden daha fazla destek vermesi gerekirken, PKK liderliğinden ve Kandil'den alınan talimatlar doğrultusunda garip davranış içine girdiği sonradan öğrenildi.
Gizli oylamanın ikinci sürprizi de son belediye seçimlerini öne almada yaşandı. Firenin AK Parti ve/veya MHP'den çıkıp çıkmadığı bir süre sonra anlaşılacaktır.

Siyasi istikrar

Yeni anayasa çalışmalarını yürüten TBMM Komisyonu'nda kritik bir dönemece bu hafta girilirken, Başkanlık ve yarı başkanlık sistemi ele alınacak.
Tartışmaların siyasi istikrar üzerinde yoğunlaşacağını düşünmeliyiz. Siyasi istikrarsızlık, ekonomik istikrarsızlığı getiriyor, ekonomik istikrarsızlık da siyasi istikrarsızlıkla birlikte toplumsal istikrarsızlığa yol açıyor. Dolayısıyla bizim öncelikle siyasi istikrarı sağlamamız gerekiyor.
Cumhuriyet tarihine, 1923'ten 2012'ye kadar olan 89 yıllık döneme bir bakalım. Bu dönemde toplam 61 hükümet kurulmuş Türkiye'de. Bu hükümetlerin dağılımına baktığımızda, 1923-1950 döneminde toplam 18 hükümet kurulmuş, bir hükümetin ortalama ömrü 18 ay olmuştur. Yani Türkiye'de tek partili dönemde bile bir hükümetin ortalama ömrü 18 ay.
1950-2002 yılları arasında 16 hükümet görev yapmış, bir hükümetin ortalama ömrü 26 ay.
Bunun içinde, 1960-1965, 1971-
1983, 1991-2002
yılları arası Türkiye siyasi açıdan istikrarsızlık yaşamış, büyük sıkıntılar ortaya çıkmış. Tam 27 hükümet başa geçmiş. Bir hükümetin ortalama ömrü 12 ay.
Türkiye, son 10 yıla kadar sık hükümet değiştiren bir ülkeydi. 2002-
2012
arasında siyasi istikrarını korudu. Yeni anayasa çıkar, cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler kazasız atlatılırsa, istikrar korunursa ülkemizin bağımsızlığı ve kalkınması kesintisiz sürecektir.

İki sürpriz ihtimali

Bu gelişmeler içinde, Türkiye'nin iki sürprize hazır olmasını da düşünmeliyiz.
1) Başkanlık, yarı başkanlık veya partili Cumhurbaşkanı modeli için bir anayasa referandumu.
2) 2015 yılında yapılacak genel seçimlerin, 2014 yılı cumhurbaşkanlığı seçimi ile birleştirilerek öne alınması.
Yeni anayasa konusunda bazı sürprizler var mı? Sorumu, TBMM Anayasa komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu, "Gönlümüz, öyle veya böyle Başbakanımızı Çankaya'ya çıkarmak" dedi, devam etti:
"Üç alternatifli model öneriyoruz...
Dünyada üç sistem var. Bunların ana yurtları, Parlamenter sistem: İngiltere, Başkanlık sistemi: ABD, Yarı başkanlık sistemi: Fransa.
Bunların türevleri de var... Mesela Balkanlar'da halk tarafından seçilen ve partisiyle devam eden cumhurbaşkanları var. Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Filipinler, Avustralya, İrlanda, İzlanda'da bu model var.
Benim gönlümden geçen Başkanlık modeli. Eğer Türkiye'ye model olarak getirecekseniz, Başkanlık modelini getirelim, bu işi bir defada bitirelim. Tabii yarı başkanlık ve partili cumhurbaşkanı modeline geçiş daha kolay. Çünkü anayasada aman aman köklü bir değişikliğe gerek olmaz. Muhalefetin razı olma şansı biraz daha yüksek olabilir. Yakında, 2014'te Cumhurbaşkanı'nı halk seçeceği için zaten bu işin yüzde 50'si yapılmış olacak. Mevcut Anayasa'ya göre 'Cumhurbaşkanının partisi ile bağı kesilir' diyor. Biz bunu çıkarırsak, sorun çözülmüş olur."