CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Çiller'in isyanı

Eklenme Tarihi 26 Temmuz 2012
Tarihler:19 Haziran 1997'yi gösteriyor.
Çankaya Köşkü, yoğun bir trafiğe sahne oluyor. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, parti liderleriyle saat 10.00'da başladığı,17.30'da sona eren görüşmeler yapıyor. 20 Haziran günü, herkes nefesini tutmuş, Demirel'in vereceği kararı bekliyor. Fakat, Cumhurbaşkanı hiç kimseye renk vermiyor. Başbakanlık görevini Tansu Çiller'e verecek mi? Mesut Yılmaz'a verirse ne olur?
Yalım Erez'in hazırladığı, ANAP-DSP-DTP (DYP'den koparılan vekilleriyle oluşan parça) ve CHP (dıştan destek verecek) hükümet kurulur mu? Genelkurmay Başkanı Karadayı, ne istiyor? Bu sorulara yoğunlaşan kulisler.
20 Haziran 1997 saat 17.00'de Demirel ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ı Çankaya köşküne çağırıyor. Bunun anlamı çok açık.
Bu dakikaları ve sonrasını,Tansu Çiller'in karargahından Basın müşaviri Mehmet Bican (28 Şubat'ta devrilmek isimli kitabında) anlatıyor: Mesut Yılmaz konusunu söyelemek için hemen Bilkent'i aradım. Çiller soluksuz dinledi.
Sonra da kolu kanadı kırılmış bir durumda konuştu: Demirel görevi Mesut Yılmaz'a veriyor. 3 gün önce, "Cumhurbaşkanı herhalde görevi bana verecek'' diyen Tansu Çiller şokta.... Çankaya Erbakan ve Çiller'in hiç beklemedikleri bir kararla "Yeni Çiller- Refah- Yazıcıoğlu" hükümet umutlarını bitiriyordu.
Haber Ankara'ya bomba gibi düşmüştü.
Mesut Yılmaz, Başbakanlığı alıp Demirel'in yanından çıktıktan sonra Tansu Çiller, çok sert bir açıklama yaptı: Bu parlamenter sisteme darbedir.
Demokrasi ayıbıdır, Çankaya darbesidir. Tarih utanç verici bir girişim olarak bunu yazacaktır.
Partileri dolaşan Mesut Yılmaz, DYP'ye geliyor, kapalı toplantı başlıyor. Çiller, Yılmaz'a yumuşak davranmıyor.
Yılmaz'ın ilk sözlerinden hemen sonra Çiller, "bitti mi''diyor ve "Sizinle hükümet meselesi konuşmam. Zira siz görüşmeye meşru bir zeminde gelmediniz. Siz sol taşeronluğuna soyundunuz. Refah'ı dışta bırakmak gerginliği arttırır. Cumhurbaşkanının sizi görevlendirmesi demokrasi ayıbıdır. Tavsiyem görevi bir an önce bırakmanızdır. Görüşme bitti"der ve ayağa kalkar.
Mesut Yılmaz, "Bari çayı bitirelim" diyerek oturmayı sürdürür. 20 dakika süren görüşmeden sonra Yılmaz, Çiller'i gazetecilere şikayet eder, "Öfkeli,telaşlı ve soğukkanlılığını yitirmiş"der. 135 milletvekili ile parlamentoya giren DYP'nin altının oyulması sürmektedir.
İstifalar devam eder, 104 rakamına inilir.
DYP'den istifalar Mesut Yılmaz hükümetinin güvenoyu alması ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Çiller, Bican'ı arar:
Demir Berberoğlu istifa edecekti, etti mi? "Hayır etmedi" diyorum. Çiller, istifa dedikodularından o kadar bunalmış ki, "Etse de kurtulsak" diyor.
Bahattin Yücel ve Ali Günaydın'ın istifasını söylüyorum. Herhalde haberi yok... Sesi soluğu kesiliyor ve telefon kapanıyor.
Demirel, Yılmaz hükümetini onaylarken, Tansu Çiller Kuşadası'ndadır. Çiftlikteki koruma polisleri,hükümetin ilan edildiği gün Çiller'in sabaha kadar uyumadığını, çiftliğin bahçesinde tek başına dolaştığını anlatıyor.1 gün sonra, koruma amiri Hayati Yılmaz, Çiller'in yanına geçince, onun moralinin yerinde olduğunu hayretle izliyor. Hatta Çiller, "Haydi Hayati gidiyoruz, Ankara'yı bir karıştıralım bakalım" demektedir. Başbakanlığa gelen Çiller, içindeki duyguları çevresindikilere hissettirmemeye çalışıyor.Üzgün ve şaşkın olduğunu hiç kimse anlamasın istiyor.

SONUÇ: Siyaset acımasızdır. Bu son cümleleri siyaset içinde olanlar kadar,siyasete girecek genç nesiller akıllarından hiçbir zaman çıkarmasın (B.E)... Çiller'i Başbakanlıkta karşılayan da yok, uğurlayana da... 4 yıl öncesini 25 Haziran 1993'ü hatırlıyor mu Tansu Çiller? DYP lideri olup, Başbakan olduğu ilk ilk gün,yaşadıkları hatırında mı?
Başbakanlığın önündeki kalabalık (Anamız. Bacımız) bağrışları hala kulağında mı? Bunları kimse bilemiyor. Merdivenlerden otomobiline koşar adım ilerlerken, yüzüne takmak istediği maskeyi düşürmüş olacak gülümsemek istiyor gazetecilere, başaramıyor. Ayağı tökezliyor, dudakları titriyor, kendini zor atıyor otomobilinin içine.