CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

CHP+Cemaat: Neyin hayali?

Eklenme Tarihi 23 Ocak 2014
Çok partili demokratik hayatımız, demokrasi şehidi Adnan Menderes ve arkadaşlarının 14 Mayıs 1950 günü ezici çoğunlukla iktidara gelmesiyle başlar.
14 Mayıs'ta milli iradenin şaşmaz terazisi çalışmaya başlarken, CHP'nin tek parti diktatöryel yönetimi sona ermiş görünüyordu. Aslında CHP'nin idarenin başından şeklen gittiği, ama devletin derinliklerinde gücünü sürdürdüğü 1960 darbesinde acı gerçeklerle karşımıza çıktı.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın kızı Nilüfer Bayar'ın "Darbe CHP tarafından teşvik edildi.
Halk partisinin temayülü olmasaydı 27 Mayıs olmazdı"
notu tarihi gerçeğin bir ifadesi olarak okunmalıdır. 1960 darbesiyle, "Ordu+CHP eşittir iktidar" formülü zihinlerde artık yerini alıyordu. Darbe sonrası 1961'de yapılan genel seçimlerde CHP umutluydu. Çok kumpaslar kurulmasına karşın, CHP sandıkla iktidara gelemedi. 'Artçı depremler' 22 Şubat'ların, 20 Mayıs'ların, 9 Mart'ların arka planında CHP hiç eksik olmadı.
Peki 9 Mart cuntacıları kimdi? 27 Mayıs darbesinin önde gelen ismi Orhan Kabibay'ın 1965 seçimlerinde CHP Sivas Milletvekili seçildiğini düşünürsek, darbelerin arkasındaki CHP'yi daha yakından tanıma fırsatı buluruz. 9 Mart 1971'e giden yollarda, Orhan Kabibay kilit adamdı.
Kabibay'ın evine gidenlerin, CHP'li Nihat Erimler, Kemal Satırlar, İsmail Ararlar, Mucip Ataklılar, Cemal Madanoğlular olması bir tesadüf değildi. Kabibay cuntasının "Büyük cunta"nın başındaki Komutanlar Faruk Gürler ile Muhsin Batur'la işbirliği yapması şaşırtıcı olmuyordu.
Gizli iktidar

12 Eylül 1980 darbesi sonrası yasakların kalkması sonrasındaki 1987-
2007 arasında tam 20 yıl, bu sefer; CHP+Yargı=İktidar formülü canlılığını hiç kaybetmedi. 2007 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Anayasa Mahkemesi'nin 367 garabetine imza atan üyeleri 367 skandalını mahkemeye götüren CHP,yargı ile ittifak halinde olduğunu net biçimde ortaya koymuştu.
Cumhurbaşkanı'nı, milli iradenin kalpgahı TBMM'nin seçememesi için, 27 Nisan e-muhtırasını veren generallere CHP'nin kol kanat germesi, umduklarını bulamayınca çark etmeleri dikkatlerden kaçmamalıdır.
CHP+Yargının Türkiye'ye yaşattığı sıkıntıları halkımız uzun süre yaşadı. 12 Eylül 2010 anayasa referandumu, "CHP artı Ordu= İhtilal-iktidar", "CHP artı Yargı=iktidar" formüllerini tarihe gömdü.

17 Aralık Operasyonu

17 Aralık'ta paralel devletin başlattığı darbe girişimi, devlet içindeki yeni bir derin devletin varlığını ortaya çıkardı.
BÜYÜK FOTOĞRAFIN içine dikkatle bakalım. Bir tarafta paralel cunta var.
Hedefi, millet iradesini dinamitleyip ülkedeki istikrarı yok etmek. Bir başka tarafta, Cemaat- CHP ittifakı var.
Yıllardır, Gülen hareketi CHP'nin ajandasında "irticanın başı" olarak yer alıyordu. Ne oldu da cemaatle CHP arasında sıcak bağlantılar kuruldu?
Herhalde, bile bile bir kumpasın içine girilmesi 17 Aralık'ın arkasındaki stratejik beynin, "çok kuvvetli, çok etkileyici, çok geniş imkânlı" olduğunu gösteriyor.

SONUÇ: "CHP+Ordu" ittifaklarının, bazı darbelerle iktidar olması küresel planlardı. Darbelerin arkasında ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve İsrail varlığı gizli kalmadı. 17-25 Aralık Operasyonu'nun da Türkiye'ye ve bütün bir millete karşı yapılan küresel suikast girişimi olduğu kesinleşti. Acaba, New York-Londra-Telaviv kimlere güvenerek bu işe soyundular? Suikastların hedefinde, bir iktidar değişimi yattığına göre, CHP +Cemaat=İktidar çıkarır mı? Şu gerçek asla unutulmasın... Kurgulanan yeni ittifak formülü de "CHP+Ordu eşittir ihtilal" ve "CHP+Yargı eşittir bürokratik oligarşi" gibi halkın şaşmaz terazisiyle yok edilmeye mahkûmdur. Bu gök kubbenin altında hiçbir şey gizli kalmaz. Yeni ittifakın arkasındaki güçler de çok uzun süre gizliliklerini koruyamayacaktır.