CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Çağlayangil gerçeği

Eklenme Tarihi 12 Eylül 2012
12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 32 yıl geçti. İnsanların hayatında 32 yıl uzun bir zamanı işaret etse bile, devletlerin hayatında bu süre kısadır. Türkiye, 32 yılda nereden nereye geldi?
1980'de ,askeri müdahale ile Süleyman Demirel'in Başbakan'ı olduğu hükümet görevden alındı, Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedildi, 1960 Anayasası rafa kaldırıldı. 12 Eylül darbesini şiddetli bir deprem olarak kabul edersek, çok sayıda küçük sarsıntıları günümüze kadar sürdü. Buna karşın, henüz yeni bir sivil anayasa yapamamamız, hala 12 Eylül Darbe Anayasası ile yola devam etmemiz elbette üzüntü verici bir durumdur.

GERÇEK KARŞIMIZDA

12 Eylül darbesinin arka planını aradan 32 yıl geçtikten sonra daha net olarak görüyor ve gelecek planlarını çok boyutlu olarak yapabiliyoruz. Dünümüzü etkileyen ve geleceğimizde de dikkatlarden hiç kaçırmayacağımız bir gerçek karşımızda duruyor.
Bu gerçek, 12 Eylül sırasında dönemin ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Türkiye Masası Sorumlusu Paul Henze'ye askeri müdahaleyi haber alan diplomatın (seninkiler yaptı, bizim çocuklar işi bitirdi) mesajını vermesi ve bu mesajın Başkan Jimmy Carter'a iletilmesidir.
Yani, 12 Eylül darbesinde ABD'nin büyük rolü vardır.

KURT DİPLOMAT

Türkiye'nin tanınmış kurt diplomatı (merhum) İhsan Sabri Çağlayangil'i merkeze alarak,12 Eylül darbesi arkasındaki ABD rolünü değerlendirmek istiyorum. İhsan Sabri Çağlayangil, 1965'ten 1980 yılına kadar Dışişleri Bakanı, Cumhuriyet senatosu Başkanı olarak görev yapan çok tecrübeli bir devlet adamımızdı. 12 Eylül darbesinin yapıldığı günlerde, Çankaya'da Cumhurbaşkanı vekili olarak oturmaktaydı. Çağlayangil'in, Demirel hükümetlerinin ekonomik açıdan Ruslar'a açılması, tarım ülkesi kalmamak için gösterilen sanayileşme çabalarında çok yönlü dış ilişkilerde etkili olduğu bilinmektedir. Merhum Çağlayangil'in bu tutumunun Amerika cephesinde rahatsızlık yarattığı çok konuşulmuştu.
12 Mart muhtırası ve 12 Eylül darbelerinden sonra, Çağlayangil'in "Amerika altımızı oymuş" tespiti çok önemlidir. Paul Henze'nin, "Bizim çocuklar''açıklaması merhum Çağlayangil'in tesbitinin doğruluğuna işaret etmektedir.

MOSKOVA'DA TEDAVİ

1982 Anayasası'yla 5 yıllık siyaset
yasaklıları arasına giren Çağlayangil, 1983 yılında siyasal partilerin kurulmasına izin verilmesinden sonra Büyük Türkiye Partisi'nin (BTP) kuruluşunda rol oynadı.
Kenan Evren'in intikamı sert oldu.
Partinin kuruluşuna yardım eden dokuz kişi Süleyman Demirel dahil, Çanakkale ili hudutları içerisinde zorunlu ikamet etmeye mecbur edildi. Bu gelişme de Zincirbozan'da bir eksik kaldığı anlaşıldı.
Merhum Çağlayangil'in, Kenan Evren tarafından en kritik bir kararın alındığı zaman, tedavi için Rusya'da bulunması üzerinde pek durulmamıştır. Aradan geçen 32 yıl bizlere bazı gerçekleri daha net görme şansı vermektedir.
1989 yılında dünyanın en güçlü ikinci küresel gücü olan Rusya, herhalde Amerika'nın her hareketini yakından takip etmektedir. İstihbarat Örgütü KGB çok etkilidir.
Bir teze göre, Rus Devleti hapse girmemesi konusunda çok önemli bir notu vermiş olsa bile Çağlayangil, Moskova'da kalmamış, Türkiye'ye dönmüş ve Zincirbozan'a teslim olmuştur.
Merhum İhsan Sabri Çağlayangil, 1965 yılından 1990 yılına kadar siyaset duayeni Demirel'in yanından hiç ayrılmamıştı. 1990 yılında, Çağlayangil siyaseti bırakma kararı alırken, Demirel DYP Genel Başkanı olarak 1991 seçimlerine hazırlanıyordu. Bu gelişmenin arka planında ne olabilir?

SONUÇ:

Yukarıdaki sorularımın şifresini, Genel Yayın Yönetmeniz geçen haftaki bir yazısında verdi.
Peki, en az İhsan Sabri Çağlayangil kadar tecrübeli isimler İsmet Sezgin, Necmettin Cevheri, Nahit Menteşe ve Esat Kıratlıoğlu Demirel'in yanında yer alırken, neden İhsan Sabri Çağlayangil siyaseti bıraktı?
ANAP'ın eridiği, DYP ve SHP'nin oy tırmanması içinde olduğu, Demirel'in Başbakan olma işaretlerinin alındığı 1990 yılında, Çağlayangil gibi tecrübeli bir isim neden geri çekilmek ihtiyacını hissetti? Bu olay kimlerin önünü açtı?
Acaba Çağlayangil, Amerika tarafından devre dışına çıkmak zorunda mı bırakıldı?