AK Parti'yi kuruluşundan bu yana takip etmiş, başarı hikâyelerine bizzat tanık olmuş bir gazeteci olarak düşünüyorum ki, "Çocuğu babasına hasretti.
Babası evladına hasretti. Baba evladıyla buluşuyor".
Ayrı değillerdi ama hukuken ayrı olmak da bir ayrılıktı.
Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ın AK Parti'ye üye olmasını, 21 Mayıs'ta genel başkanlığı uhdesine almasını ben böyle yorumluyorum.
Değerli kardeşim, AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner'in Star gazetesindeki köşesinde, her cümlesine imza atacağım bir yazısı çıktı.
Değerli kardeşim Metiner diyor ki, "Maskeli balo dönemi kapanacak. AK Parti'nin yeni dönemi başlayacak. Yeni dönem dememizin sebebi, sadece bu biçimsel resmî değişiklik değil elbet.
Asıl sebep, yaşanmış onca tecrübeden sonra, AK Parti'nin kendini her anlamda yenilemesi gerektiği gerçekliğidir. Erdoğan liderliğinde fiilen ve resmen 2019'daki seçime hazırlanacak olan AK Parti, bu yenilenme sürecini başarıyla tamamlayacaktır elbette.
AK Partimiz de Erdoğan liderliğindeki yeni döneminde bu arınmayı ve yenilenmeyi gerçekleştirecektir..." Değerli kardeşim Mehmet Metiner'in candan, içten bir şekilde, "Sayın Cumhurbaşkanımıza inancımız ve güvenimiz tamdır. Sen başımızda olduğun sürece ne başımız öne eğilir bizim, ne de mücadelemizi rayından çıkarmak için pusuda bekleyen hainler başarılı olur. Ölümüne seninleyiz. Hoş geldin başımızın tacı" sözlerine aynen katılıyorum.
"Çocuğuna kavuşan baba" bundan sonra, YENİ BİR BAŞARI HİKÂYESİNE imza atacaktır.
Çünkü AK Parti'nin başarısı Türkiye'nin başarısı olacaktır. Çünkü Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın başarısı, BÜYÜK TÜRKİYE YOLUNDA EMİN ADIMLARLA YÜRÜME manasında olacaktır.
Siyasette güzel bir söz var. YAPTIKLARIM YAPACAKLARIMIN TEMİNATIDIR . Küresel liderimiz Tayyip Erdoğan, 2002'den bu yana 15 yılda çok şey yaptı. Türkiyemiz'in 20. Yüzyıl'dan 21. Yüzyıl'a geçişinde TARİHİ ROLLER üstlendi.
Bugün sadece Türkiye'nin Cumhurbaşkanı değil, 2 milyarlık İslam dünyasının sesidir. Türkiye'yi yakın coğrafyasına, gönül coğrafyasına açan liderdir. Böyle olduğu için, özellikle 2013 ten buna kuşatılmak, yıkılmak istenmektedir.
Arkasında Haçlı zihniyeti olan DERİN ODAKLAR , saldırsalar da yıkmak için kumpaslar kursalar da aziz Türk Milleti ona daha çok bağlanmakta, daha çok kucaklamaktadır.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a oy vermeyen bazı tanıdıklarla sohbet ediyorum.
"Erdoğan'ı çok takdir ediyorlar. Bizim de böyle bir liderimiz neden yok? Arkasına milyonlara takacak bir lider neden çıkaramıyoruz" diye hayıflanıyorlar. Bu noktada Allah için söyleyin.
Tayyip Erdoğan çekilse, tarihin en karışık hareketli günlerinde Türkiye'yi yönetecek, cambaz küresel liderle başa baş, dişe diş mücadele edecek, sadece 'Türk Milleti'nin değil 2 milyarlık İslam dünyasının da sesi olacak başka bir lider var mı Türkiye'de? Onun, 2002'lerden beri sağladığı BAŞARI HİKÂYESİ KİM DE VAR ?
SONUÇ: 16 Nisan'ın ruhu önemli.
16 Nisan kararı, BÜYÜK TÜRKİYE OLMA KARARIYDI. Asla unutmayalım.
Tarihte kurduğumuz 16 Türk Devleti dıştan yıkılmadı, İçten yıkıldı. 16 Nisan'da Büyük Türk Milleti, '17'nci devletimizi ebediyen yaşatacağız. Bizi dıştan da içten asla yıkamayacaksınız.
Biz birlikte Türkiyeyiz' demiştir.