Mahir Hocam, gelişmeleri izleyen ve bunları analiz edip sonuçlar çıkartan yöntemiyle konuya girdi. "Operasyonun gerçek fotoğrafı çekilmeli ve gerekenler bu duruma göre yapılmalıdır. Bunun için küresel politikekonomiye bakılarak işe başlanmalı ve politikamız belirlenmelidir.
Ortadoğu'nun üç kilit ülkesi var. Türkiye, İran ve Mısır. Bu üç ülkeyi dizayn ediyorlar" diyen Kaynak, sözlerini şöyle geliştirdi: "ABD ve İngiltere, İran'ı sıkıştırdığı köşeden Batı ile uzlaşmaya mecbur etti.
Mısır'da darbe yapıldı. Türkiye'de de 17 Aralık sonrası dizayn çalışmaları yürütülüyor."
Prof. Kaynak, 17 Aralık Operasyonu'na koyduğu teşhisi ise şöyle açıkladı: "Operasyonu yapanların amacı AK Parti'yi uzaklaştırmak ve dünya üzerindeki yeni siyasi yerimizin kendileri tarafından belirlenmesini sağlamaktır. Bu hedefe varmanın tek engeli olarak da Erdoğan'ı görüyorlar."
Hedef Kürt sorunu
Kaynak, 17 Aralık Operasyonu sonrası dikkati çekici analizlerden birisini de Öcalan'ın yaptığını belirtti. Kaynak, "İmralı'nın 17 Aralık Operasyonu için 'Çözüm sürecine darbe. Biz bu ateşe benzin taşımayacağız' konuşması dikkate değerdir" diyerek, Öcalan'ın sözlerini değerlendirdi: "Yıllarca birçok istihbarat servisiyle yakın temaslar kuran Öcalan'a göre, paralel devletin hedefi 'Başbakan'ı götürmek'. Nedeni ise Kürt sorununu çözme ve bunu da ABD gibi unsurları by-pass ederek yapma girişimi. 'Bir uluslararası organizasyon işin içinde. Londra ve Chicago merkezli sermaye grubu, Yahudi lobisi ve projenin tamamlandığı Utah'taki akademi bu organizasyon içinde. Hizmet de bu yapının unsuru.' İmralı'nın bu sözleri, 'Aklın yolu birdir' söylemine tam oturuyor. Çünkü eğer aynı bakış açısıyla bakılırsa aynı sonuçlar elde edilir." Çözüm
süreci...
17 Aralık'ın hedefleri içinde bulunan çözüm sürecinin geleceği sadece Türkiye yurttaşlarını değil, Ortadoğu denklemlerini de çok etkileyecek özellikler gösteriyor.
Gezi olayları sırasında sessizliğini koruyan Kürt siyasi hareketi, Hükümete yönelik son operasyonda da aynı tavrı takınmış gibi. Kürt siyasi hareketinin bu sessizliğinin altında, Erdoğan'ın gitmesi durumunda, çözüm sürecinin sekteye uğraması; güçlü bir iktidar olamayan bir siyasal yapı ile müzakere yapılamayacağı ve Türkiye'nin geçmiş güvenlik politikasına dönme endişesi yatıyor. Çünkü, AK Partinin zayıflatılması, Erdoğan'ın elinin kolunun bağlanması halinde 'Çözüm Süreci'nin bitecek olması, Türkiye için bir felaket habercisi manasındadır.
Sonuç:
Açıkça ifade edelim. Paralel devletin galip gelmesi ve Erdoğan'ın gitmesi birçok şeyi etkiler. Bu süreci yürüten temel aktörlerden biri o olduğu için çözüm sürecini etkiler. Erdoğan'ın etkisinin azaltılması diyalog sürecinin bitmesi demektir.
Başta CHP olmak üzere diğer toplumsal muhalefet hareketlerinin Kürt sorunu konusunda ortaya bir çözüm alternatifi koyamaması da çok rahatsız edici bir durumdur. Çözüm sürecinin sekteye uğraması, bir taraftan; ülkemizin tekrar çatışmalı bir ortamına dönmesi, Türk-Kürt kardeşliğine dinamit konmasına, Büyük Türkiye yürüyüşünün sonlanmasına yol açacaktır.
Diğer taraftan, Türkiye ve Ortadoğu dengelerini etkileyecek gelişmelere yol açılacak. Son tahlilde, Yeni Ortadoğu haritasının çizim masasında Türkiye OYUN KURUCU özelliğini kaybedecektir.