Aynı ekran farklı koruma: META'dan ABD'ye 2 saat sınırı, Türkiye'de çocukları kim koruyacak?
Meta’nın ABD’de çocuklara yönelik 18 milyar dolarla sonuçlanan uzlaşmayla otomatik süre sınırı ve gece engeli getirmesi, sosyal medyadaki küresel çifte standart tartışmasını alevlendirdi. Türkiye’de 1 Kasım 2026’da başlayacak yeni dönemde 15 yaş altı kısıtlaması ve ebeveyn denetim araçları devreye girerken Takvim.com.tr, SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan ile dijital platformların çifte standartlı koruma kalkanını ve çocukların karşı karşıya olduğu tehlikeleri mercek altına aldı.
Meta'nın ABD'de çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin davalarda 18 milyar dolara kadar ulaşabilecek tarihî bir uzlaşmaya gitmesi, sosyal medya platformlarının genç kullanıcıları nasıl koruması gerektiğine ilişkin tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.
Facebook ve Instagram'da genç kullanıcılar için günlük iki saatlik kullanım sınırı, gece erişim engeli ve okul saatlerinde bildirim kısıtlaması getirmeyi kabul eden Meta'nın aynı teknik önlemleri neden dünyanın diğer ülkelerinde de uygulamadığı sorusu gündeme geldi.
Türkiye'de ise çocukların sosyal medya kullanımında yeni dönem 1 Kasım 2026'da başlayacak. 7578 sayılı Kanun ile 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulamayacak, platformlar yaş doğrulama dâhil gerekli tedbirleri almak zorunda kalacak. Ebeveynlere çocuklarının kullanım süresini izleyip sınırlandırabilecekleri araçların sunulması da zorunlu olacak.
Konuyu Takvim.com.tr'ye değerlendiren Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, çocuk güvenliği standartlarının ülkeye göre değişmemesi gerektiğine dikkat çekti.

İKİ SİSTEM ARASINDA DİKKAT ÇEKİCİ BİR FARK BULUNUYOR
Türkiye'de kullanım süresini sınırlandırma konusunda ebeveyne araç sunulması öngörülürken, Meta'nın ABD'de kabul ettiği sistemde iki saatlik sınır genç kullanıcı hesabında doğrudan devreye girecek ve ebeveyn onayı olmadan kaldırılması mümkün olmayacak.
Peki aynı Instagram ve Facebook'u kullanan Türkiye'deki çocuklar neden aynı otomatik korumalardan yararlanmasın?
TÜRKİYE'DE ÇOCUKLARIN YÜZDE 66,1'İ SOSYAL MEDYADA
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) "Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, 2024" sonuçları, çocukların sosyal medya ile kurduğu ilişkinin boyutunu ortaya koyuyor.
- Araştırmaya göre Türkiye'de 6-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 66,1'i sosyal medya kullanıyor.
- Bu oran 6-10 yaş grubunda yüzde 53,5 iken 11-15 yaş grubunda yüzde 79'a kadar çıkıyor.
- Sosyal medya kullanan çocukların yüzde 97,9'u ise platformları düzenli kullandığını belirtiyor.
HER İKİ ÇOCUKTAN BİRİ HAFTA SONU YAKLAŞIK 2 SAAT VEYA DAHA FAZLA SOSYAL MEDYADA
TÜİK araştırmasının dikkat çeken sonuçlarından biri de çocukların sosyal medyada geçirdiği süre.
Düzenli sosyal medya kullanan çocukların yüzde 37,1'i hafta içi, yüzde 49,5'i ise hafta sonu sosyal medya platformlarında günde yaklaşık iki saat veya daha fazla zaman geçiriyor.
11-15 yaş grubunda yaklaşık iki saat veya daha fazla sosyal medya kullananların oranının 6-10 yaş grubundaki çocuklardan yaklaşık 20 puan daha yüksek olduğu görülüyor.
Türkiye'deki bu rakamlar, Meta'nın ABD'de kabul ettiği iki saatlik sınırı daha da dikkat çekici hâle getiriyor.
ABD'deki uzlaşmaya göre Meta, ebeveyn onayı olmadığı sürece genç kullanıcıların Facebook ve Instagram'daki kullanımını toplamda günde iki saatle sınırlandıracak.

ERASLAN: "SADECE KAÇ SAAT KULLANDIĞINA BAKMAK YETERLİ DEĞİL"
Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan ise sosyal medya kullanımında yalnızca saate odaklanmanın doğru olmadığı görüşünde.
Eraslan, çocukta sosyal medya kullanımının problemli hâle gelip gelmediğini anlamak için günlük yaşamındaki değişikliklere bakılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Ailelerin sadece saate bakmasını doğru bulmuyorum. 'Bugün kaç saat telefon kullandın?' sorusu önemli ama tek başına yeterli değil. Asıl bakmamız gereken çocuğun hayatında neyin değiştiğidir. Uyku düzeni bozuluyorsa, ders başarısı düşüyorsa, aileden ve arkadaşlarından uzaklaşıyorsa, fiziksel aktiviteleri bırakıyorsa, telefon elinden alındığında aşırı öfkeleniyorsa veya kullanımını ailesinden gizlemeye başladıysa dikkat etmek gerekir."

ERASLAN'A GÖRE KRİTİK KAVRAM "İŞLEVSELLİK KAYBI"
"Sosyal medya çocuğun okulunun, ailesinin, arkadaşlıklarının ve günlük yaşamının önüne geçmeye başladıysa artık ciddi biçimde düşünmemiz gerekir" diyen Eraslan, özellikle gece kullanımına dikkat çekti.
Eraslan, SODİMER olarak gece 02.00 ile 05.00 arasındaki zaman dilimini "kriminal zaman" olarak adlandırdıklarını belirterek bu saatlerde yetişkinlere yönelik içerikler, sanal kumar, ifşa içerikleri ve kendi ifadesiyle "sosyal medya saldırganlığı" gibi risklerin öne çıktığını savundu.
Eraslan, ailelerin özellikle çocukların gece saatlerindeki sosyal medya kullanımını yakından takip etmesi gerektiğini söyledi.

HER ÜÇ ÇOCUKTAN BİRİ TELEFONU EN AZ YARIM SAATTE BİR KONTROL EDİYOR
Türkiye'de yalnızca sosyal medyada geçirilen toplam süre değil, telefonun ne sıklıkla kontrol edildiği de dikkat çekiyor.
TÜİK verilerine göre düzenli cep telefonu veya akıllı telefon kullanan çocukların yüzde 32,6'sı cihazını en az yarım saatte bir kontrol ediyor.
11-15 yaş grubunda bu oran yüzde 42,8'e yükseliyor.
Araştırmaya göre düzenli telefon kullanan çocukların yüzde 58,6'sı; telefonu en az yarım saatte bir kontrol etme, uyumadan hemen önce veya uyandıktan hemen sonra telefona bakma, televizyon izlerken ya da başkalarıyla yemek yerken telefon kullanma davranışlarından en az birini sergiliyor.

"ÇOCUK SOSYAL MEDYAYI KULLANIYOR, SOSYAL MEDYA DA ÇOCUĞU ÖĞRENİYOR"
Eraslan, çocukların sosyal medyaya ilgisinin yalnızca "teknolojiyi sevmeleri" ile açıklanamayacağını belirtti.
Ergenlik döneminin kabul edilme, ait olma, kendini ifade etme ve kimlik oluşturma dönemi olduğuna işaret eden Eraslan, sosyal medyanın bunların tamamını aynı ortamda sunduğunu söyledi.
"Bir çocuk beğeniliyor, takip ediliyor, yorum alıyor ve kendisini görünür hissediyor. Üstelik bunu kendi odasında, kendi dünyasında yapabiliyor" diyen Eraslan, sosyal medyanın artık yalnızca bir iletişim aracı değil, yeni bir toplumsal alan hâline geldiğini ifade etti.
Eraslan, yapay zekâ destekli algoritmaların bu çekimi daha da güçlendirdiğine dikkat çekerek şöyle devam etti:
"Algoritma çocuğun neye baktığını, neyi beğendiğini, hangi içerikte daha uzun kaldığını öğreniyor ve karşısına ona uygun yeni içerikler çıkarıyor. Dolayısıyla çocuk sosyal medyayı kullanıyor ama bir taraftan da sosyal medya çocuğun davranışlarını öğreniyor. Bence asıl güçlü çekim burada."
Bu sistemlerin derin öğrenme teknolojileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Eraslan, sosyal medyadaki yönlendirme mekanizmalarının giderek daha gelişmiş hâle geldiğini söyledi.
ABD'DE GECE YARISINDAN SABAH 06.00'YA KADAR KISITLAMA
Meta'nın ABD'de kabul ettiği önlemler günlük iki saatlik sınırla da bitmiyor.
Ebeveyn onayı olmadığı sürece genç kullanıcıların Facebook ve Instagram kullanımı gece 00.00 ile sabah 06.00 arasında engellenecek.
Hafta içi 08.00 ile 15.00 arasındaki okul saatlerinde ise gençlere gönderilen çoğu anlık bildirim otomatik olarak devre dışı bırakılacak.
Böylece sistem yalnızca "Çocuk kaç saat sosyal medya kullandı?" sorusuna değil, "Hangi saatlerde kullanıyor ve platform onu hangi saatlerde yeniden ekrana çağırıyor?" sorusuna da müdahale etmiş olacak.
Meta ayrıca genç kullanıcılara kişiselleştirilmemiş akışı seçme imkânı sunmayı, otomatik oynatmayı kapatabilmelerini sağlamayı ve beğeni ile reaksiyon sayılarını varsayılan olarak gizlemeyi kabul etti.

ÇOCUK GÜVENLİĞİNDE ÇİFTE STANDART TARTIŞMASI
SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, Meta'ya yönelik yaptırımların yalnızca çocuk güvenliği boyutuyla değil, ABD'de teknoloji şirketleri ile siyaset arasındaki güç ilişkileri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Meta'nın Facebook ve Instagram için kabul ettiği kısıtlamaları çocuk güvenliği açısından olumlu bulduğunu belirten Eraslan, buna karşın benzer ölçekteki uygulamaların tüm büyük sosyal medya şirketlerine aynı biçimde yöneltilip yöneltilmediğinin de sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Eraslan, "Meseleyi yalnızca 'çocukları koruma' çerçevesinde okumamak gerektiğini düşünüyorum. Bunun bir de siyasi ve ekonomik boyutu var" dedi.
Eraslan, ABD'de teknoloji şirketlerine yönelik yaklaşımları değerlendirirken Elon Musk'ın sahibi olduğu X ile Meta ve TikTok'a yönelik politikalar arasında karşılaştırma yaptı.
"Trump'ın yakınındaki Elon Musk'ın sahibi olduğu X konusunda benzer bir yaptırım görmezken, Zuckerberg'in Meta'sına ve öteden beri ABD'nin güvenlik tartışmalarının merkezinde bulunan Çin merkezli TikTok'a yönelik baskıların artması dikkat çekici" değerlendirmesinde bulunan Eraslan, "Şu soruyu sormak gerekiyor: Çocuk güvenliği gerçekten evrensel bir standart mı, yoksa siyasi ve ekonomik güç mücadelelerinin de bir parçası mı?" diye konuştu.
"ŞİRKETLERİN İYİ NİYETİNE BIRAKILAMAZ"
Eraslan'a göre tartışmanın bir diğer boyutu teknoloji şirketlerinin ekonomik modeli.
Sosyal medya şirketlerinin gelir modelinin büyük ölçüde kullanıcıların platformda geçirdiği süreye bağlı olduğuna işaret eden Eraslan, şirketlerin ticari çıkarı ile çocuğun üstün yararı arasında doğal bir gerilim bulunduğunu söyledi.
Eraslan, "Kullanıcı platformda ne kadar uzun kalırsa şirket açısından ekonomik değer de o kadar artıyor. Dolayısıyla sosyal medya şirketlerinin çocuk güvenliği konusunda tamamen gönüllü hareket etmesini çok gerçekçi bulmuyorum" dedi.
Meta'nın kullanım süresi ve gece erişimi gibi önlemleri milyarlarca dolarlık hukuki süreçlerin ardından kabul etmiş olmasının da bu duruma işaret ettiğini belirten Eraslan, "Kamusal denetim olmadan yalnızca şirketlerin iyi niyetine güvenemeyiz. Çocuk güvenliği devletin, okulun, ailenin, akademinin ve teknoloji şirketlerinin ortak sorumluluğu olmalı" ifadelerini kullandı.
ERASLAN: "SÜREYİ SINIRLAMAK YETERLİ DEĞİL"
SODİMER Başkanı Eraslan, söz konusu düzenlemeleri çocuk güvenliği açısından olumlu bulduğunu ancak yalnızca ekran süresinin sınırlandırılmasının yeterli olmayacağını söyledi.
Eraslan, "Çocukların hangi içeriklere maruz kaldığı ve algoritmaların onları nasıl yönlendirdiği de denetlenmeli" dedi.

SONSUZ KAYDIRMA TESADÜF MÜ?
Sosyal medya platformlarında bir içeriğin bitmesi, artık kullanıcının karşısındaki akışın sona erdiği anlamına gelmiyor.
Sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, kişiselleştirilmiş öneriler ve bildirimler, kullanıcının önüne sürekli yeni içerik çıkarıyor.
Eraslan, yapay zekâ destekli algoritmaların yalnızca bireysel kullanıcı davranışlarına göre çalışmadığını, belirli toplulukları hatta daha geniş toplumsal grupları hedefleyen yönlendirme mekanizmalarının da mümkün olduğunu savundu.
"Algoritmalar sadece bireye dönük değil, bir topluma, topluluğa hatta bir ülkeye dönük çalıştırılabilir. Bunun örneklerini daha önceki dezenformasyon süreçlerinde gördük" diyen Eraslan, algoritmaların yalnızca bireysel kullanıcı davranışları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Eraslan, bu özelliklerin tesadüfi olmadığını belirterek, "Bir kitapta sayfa biter, televizyonda program sona erer. Sosyal medyada ise son yok. Bir video daha, bir içerik daha derken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz" dedi.
"Sonsuz kaydırma, otomatik oynatma ve bildirimler tesadüfi özellikler değil. Kullanıcının platformda daha uzun kalmasını sağlayan tasarım tercihleri" diyen Eraslan, algoritmaların artık yalnızca içerik önermediğini, dikkati de yönlendirdiğini söyledi.
Eraslan, "Artık sadece 'Bize ne gösteriliyor?' sorusunu değil, 'Bize neden bu gösteriliyor?' sorusunu da sormamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
AVRUPA BİRLİĞİ DE ALGORİTMALARI MERCEK ALTINA ALDI
Algoritmaların çocuklar üzerindeki etkisi yalnızca ABD ve Türkiye'de tartışılmıyor. Avrupa Komisyonu da 16 Mayıs 2024'te Facebook ve Instagram hakkında Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında resmî soruşturma başlattı.
Komisyon, Facebook ve Instagram'ın sistemlerinin ve algoritmalarının çocuklarda davranışsal bağımlılığı teşvik edip etmediğini ve kullanıcıları belirli içeriklerin içine çeken "rabbit-hole" etkileri oluşturup oluşturmadığını inceliyor. Meta'nın çocukların yaşını belirlemek için kullandığı yaş doğrulama yöntemlerinin yeterliliği de soruşturmanın başlıkları arasında bulunuyor.
Avrupa Birliği'nin soruşturması, çocuk güvenliği tartışmasının yalnızca "Çocuk platforma girebilir mi?" sorusundan ibaret olmadığını; platforma girdikten sonra algoritmanın çocuğa ne gösterdiğinin ve onu ne kadar süre içeride tuttuğunun da düzenleyicilerin gündemine girdiğini ortaya koyuyor.
TÜRKİYE'DE 15 YAŞ SINIRI 1 KASIM'DA DEVREYE GİRECEK
Türkiye'de çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin yeni sistem ise 1 Kasım 2026'da yürürlüğe girecek.
22 Nisan 2026'da TBMM'de kabul edilen ve 1 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7578 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile sosyal ağ sağlayıcılara çocuklara ilişkin yeni yükümlülükler getirildi.
Kanuna göre sosyal ağ sağlayıcılar 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak ve bunun için yaş doğrulama dâhil gerekli tedbirleri almakla yükümlü olacak.
15 yaşını doldurmuş çocuklara ise çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunulmasına yönelik tedbirler alınacak.
EBEVEYN SÜREYİ SINIRLAYABİLECEK
Yeni düzenlemeyle sosyal ağ sağlayıcıların ebeveynlere açık, anlaşılır ve kullanıma elverişli kontrol araçları sağlaması da zorunlu olacak.
Bu araçlarla ebeveynler hesap ayarlarını kontrol edebilecek, ücretli işlemleri izne bağlayabilecek ve çocuğun platformdaki kullanım süresini izleyip sınırlandırabilecek.
Tam da bu noktada Türkiye ile Meta'nın ABD'de kabul ettiği model birbirinden ayrılıyor.
Türkiye'de platformun ebeveyne süre sınırı koyabileceği bir araç vermesi zorunlu tutulurken, Meta'nın ABD'deki sisteminde iki saatlik günlük sınır varsayılan olarak platform tarafından uygulanacak.
Başka bir ifadeyle Türkiye modelinde ebeveyne kontrol aracı sunulurken, ABD'deki Meta modelinde koruma varsayılan ayar hâline getiriliyor.
ERASLAN: "YAŞ SINIRI TEK BAŞINA YETERLİ OLMAZ"
Eraslan da yalnızca yaşa bağlı bir yasaklamanın çocukları korumaya yetmeyeceği görüşünde.
"Çocuklar teknolojiyi bizden çok daha hızlı öğreniyor. Bir yaş sınırı koyarsınız, farklı bir hesap açabilir; bir platformu sınırlarsınız, başka bir platforma geçebilir" diyen Eraslan, "Ben yasaklamadan çok koruyucu bir dijital ekosistem oluşturulmasını savunuyorum" dedi.
Eraslan, "Çocuk hesaplarında daha güçlü güvenlik ayarları olmalı. Gece saatlerinde bildirimler ve çocukları tekrar platforma çağıran öneriler sınırlandırılmalı. Yetişkinlerle çocuklar arasındaki iletişim çok daha sıkı denetlenmeli. Algoritmaların nasıl çalıştığı konusunda daha fazla şeffaflık sağlanmalı" ifadelerini kullandı.
"Çocuklara sadece 'telefonu bırak' demek yerine, telefonun ve algoritmanın onları nasıl etkilediğini öğretmeliyiz" değerlendirmesinde bulundu.
Eraslan ayrıca mevcut yasal düzenlemelerin yapay zekâ destekli algoritmik yönlendirmeleri yeterince merkeze almadığını savundu.
Dijital platformlar ve algoritmik sistemler konusunda çalışan hukukçuların sayısının da yetersiz olduğunu gözlemlediğini belirten Eraslan, hızla değişen dijital dünyada ortaya çıkabilecek hukuki durumları kapsayan bir altyapıya ihtiyaç bulunduğunu söyledi.
META 18 MİLYAR DOLARA KADAR ÖDEYECEK
Meta'nın çocuklara ilişkin yeni kuralları, gönüllü bir küresel politika değişikliğinden değil, ABD'de yürütülen büyük çaplı hukuki sürecin sonucunda ortaya çıktı.
Şirket, çocukları ve gençleri Facebook ve Instagram'a bağımlı hâle getirecek ürün özellikleri tasarladığı yönündeki iddialarla açılan davaları sonuçlandırmak için ABD eyaletleriyle uzlaşmaya vardı.
Meta, herhangi bir hukuka aykırılığı kabul etmezken, anlaşmalar kapsamında önümüzdeki 10 yılda yaklaşık 18 milyar dolara kadar ödeme yapmayı kabul etti.
Meta'nın yaklaşık 12,7 milyar dolarlık ödemeyi garanti ettiği, yaklaşık 5 milyar dolarlık ek bölümün ise Snapchat, TikTok ve YouTube'un benzer çocuk koruma önlemlerini uygulamasına bağlı olduğu belirtildi.
Böylece anlaşma yalnızca Meta'nın değil, diğer büyük sosyal medya platformlarının genç kullanıcı politikalarının da tartışmaya açılmasına neden oldu.
Eraslan'ın işaret ettiği platform değiştirme riski, uzlaşmanın bu yapısında da karşılık buluyor. Bir çocuğun bir platformdaki süre sınırına ulaştıktan sonra başka bir uygulamaya geçebilmesi, çocuk güvenliğinde tek platform yerine sektör çapında ortak standartların önemini gündeme getiriyor.
"ABD'DEKİ ÇOCUK DA TÜRKİYE'DEKİ ÇOCUK DA AYNI ALGORİTMAYLA KARŞI KARŞIYA"
Meta'nın ABD'de uygulayacağı önlemlerin Türkiye'deki genç kullanıcıları kapsaması gerekip gerekmediğine ilişkin konuşan Eraslan, çocuk güvenliği standartlarının ülkeye göre değişmemesi gerektiğini söyledi.
Eraslan, "Amerika'daki çocuk da Türkiye'deki çocuk da aynı algoritmalarla, aynı bildirim sistemleriyle ve aynı platformlarla karşı karşıya" dedi.
"Dolayısıyla bir ülkedeki çocuk daha fazla korunurken diğer ülkedeki çocuk aynı platformun daha düşük güvenlik standartlarına bırakılmamalı" diyen Eraslan şöyle devam etti:
"ABD'deki hukuki süreçler Türkiye açısından önemli bir örnek oluşturabilir. Türkiye'nin de kendi mevzuatını ve denetim mekanizmalarını güçlendirmesi gerekiyor. Çocuk hakları evrenseldir; dijital güvenlik standartları da mümkün olduğunca evrensel olmalıdır."

ÇOCUĞA NE GÖSTERİLDİĞİ KADAR NEDEN GÖSTERİLDİĞİ DE ÖNEMLİ
Eraslan'a göre Türkiye açısından tartışılması gereken konulardan biri de algoritmik denetim.
Televizyon ile sosyal medyanın aynı denetim mantığıyla ele alınamayacağını belirten Eraslan, geleneksel yayıncılıkta milyonlarca kişinin aynı içeriği gördüğünü ancak sosyal medyada her kullanıcının karşısına kişiselleştirilmiş farklı bir akış çıktığını söyledi.
Eraslan, "Artık sadece 'Hangi içerik yayımlandı?' sorusunu değil, 'Bu içerik neden bu çocuğa gösterildi?' sorusunu da sormalıyız" dedi.
RTÜK'ün geleneksel medya açısından önemli bir denetim işlevi bulunduğunu belirten Eraslan, kişiselleştirilmiş algoritmalarla çalışan sosyal medya platformlarının farklı bir denetim kapasitesi gerektirdiğini söyledi.
Eraslan, "Radyo ve televizyona dönük kurulmuş bu denetleyici organizmanın özellikle dijital platformlar ve sosyal medyaya dönük de bir refleks geliştirmesi gerekmektedir" ifadelerini kullandı.
Türkiye'de sosyal medya alanında birden fazla kamu kurum ve kuruluşunun görev üstlenmesinin organizasyonel dağınıklığa yol açtığını savunan Eraslan, içerik denetiminin yanında algoritmik denetim ve algoritmik şeffaflık konusunda da güçlü mekanizmalar geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Eraslan, "Bugün çocukları yalnızca zararlı içerikten değil, onları sürekli ekranda tutmaya çalışan tasarımdan da korumamız gerekiyor" dedi.
AYNI PLATFORM, FARKLI KORUMA
Türkiye'de 1 Kasım'dan itibaren 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulmaması, yaş doğrulaması yapılması ve ebeveynlere kullanım süresini sınırlandırabilecekleri araçların verilmesi gerekecek.
Ancak 7578 sayılı Kanun'un sosyal ağ sağlayıcılara yönelik hükümlerinde algoritmik öneri sistemlerine ilişkin açık ve ayrıntılı bir yükümlülük bulunmuyor.
ABD'de ise Meta, genç kullanıcının platforma eriştikten sonraki kullanım biçimine de doğrudan sınırlamalar getirmeyi kabul etti: Günlük iki saat sınırı, gece erişim engeli ve okul saatlerinde bildirim kısıtlaması.
Bunun yanında kişiselleştirilmemiş akış seçeneği, otomatik oynatmayı kapatma, beğeni ve reaksiyon sayılarını gizleme ve yaş tespit sistemlerinin güçlendirilmesi gibi ek koruma mekanizmaları da uzlaşmanın parçası oldu.
TÜİK verileri 11-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 79'unun sosyal medya kullandığını gösterirken, tartışma artık yalnızca "Çocuk kaç yaşında sosyal medyaya girebilir?" sorusuyla sınırlı değil.
SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan'ın ifadesiyle çocuklar artık dijital dünyanın "misafiri" değil.
Eraslan, "Onlar o dünyanın vatandaşları. Bizim görevimiz de onlara yalnızca telefonu kullanmayı değil, telefonun ve algoritmanın onları nasıl kullandığını öğretmek" dedi.
Türkiye açısından asıl soru da burada ortaya çıkıyor:
Bir çocuk platforma girdikten sonra onu kim koruyacak?
Aile mi, devlet mi, yoksa o çocuğu ekranda daha uzun süre tutabilecek teknolojiye sahip sosyal medya şirketleri mi?
Gelinen noktada tartışma, çocukların sosyal medyaya hangi yaşta erişebileceğinin ötesinde, platformların algoritmik tasarımına ve çocuk hesaplarında uygulanacak otomatik koruma standartlarına odaklanıyor.
Fidan hoca hakkında müstehcenlik soruşturması
Fethiye'deki orman yangını evlere sıçradı







