Sosyal medyada yetki boşluğu! Çocukları ve gençleri dijitalde kim koruyacak?
Televizyon ve lisanslı yayınlarda çocukları korumaya yönelik ilkeler titizlikle uygulanırken, gençlerin günde 3 saat 24 dakika geçirdiği sosyal medya aynı bütünlük içinde denetlenemiyor. RTÜK son 5 yılda çocuklara zarar veren yayınlar nedeniyle 454 idari yaptırım uygularken; YouTube, TikTok, Instagram ve X’teki denetimin farklı kurumlar arasında parçalanması tartışmaları beraberinde getiriyor. RTÜK Başkanı Mehmet Daniş ise YouTube’da habercilik ve yayıncılık yapan yapıların lisanslanması için mevzuat değişikliğine işaret etti.
Çocukların ve gençlerin ekranı oturma odasından avuçlarının içine taşındı. Ancak onları korumakla görevli denetim sistemi bu değişime aynı hızla uyum sağlayamadı.
Televizyon ve lisanslı yayınlarda editoryal sorumluluk, yayın ilkeleri, akıllı işaretler, saat sınırlamaları ve idari yaptırımlar uygulanırken; YouTube, TikTok, Instagram ve X gibi platformlarda şiddet, müstehcenlik, küfür, zararlı akımlar ve yanıltıcı içerikler saniyeler içinde milyonlarca kullanıcıya ulaşabiliyor.
RTÜK tarafından TBMM'ye sunulan verilere göre çocuklara karşı genel ahlaka aykırılık, kaba dil, bağımlılık riski, suç, şiddet ve istismar içeren yayınlar nedeniyle son 5 yılda 454 idari yaptırım uygulandı. İdari para cezalarının toplamı ise yaklaşık 345 milyon liraya ulaştı.
Ortaya çıkan soru giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor:
"Televizyon ekranındaki koruma hassasiyeti, çocukların ve gençlerin asıl vakit geçirdiği YouTube ile sosyal medyada neden aynı ölçüde işletilemiyor?"
Çocukların ve gençlerin dijital medyanın olumsuz etkilerinden korunması için denetim şart. (Fotoğraflar: AA, Takvim Foto Arşivi)
DENETİM YOK DEĞİL, YETKİLER PARÇALI
Mevcut tabloyu yalnızca "RTÜK sosyal medyayı denetlemiyor" şeklinde açıklamak hukuken eksik kalıyor. Asıl sorun, dijital alandaki yetkilerin farklı kanunlar ve kurumlar arasında bölünmüş olması.
RTÜK, 6112 sayılı Kanun kapsamında radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini denetliyor. Kanunun 29/A maddesi, bu hizmetlerin internet üzerinden sunulan lisanslı biçimlerini de RTÜK'ün yetki alanına alıyor.
Ancak kullanıcıların içerik üretip paylaştığı YouTube, Instagram, TikTok ve X gibi genel amaçlı sosyal ağlar bütünüyle televizyon yayıncılığı rejimine tabi değil. Bu platformlar esas olarak 5651 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendiriliyor; BTK, adli merciler ve erişim sağlayıcılar farklı aşamalarda sürece dahil oluyor. Çocukların kişisel verileri bakımından ise KVKK'nın ayrı yetkileri bulunuyor.

RTÜK'ün internet yayınları üzerinde hiç yetkisi bulunmadığını söylemek de doğru değil. Düzenli televizyon veya isteğe bağlı yayın hizmeti niteliği taşıyan internet yayınları mevcut mevzuat kapsamında değerlendirilebiliyor. Buna karşılık milyonlarca kullanıcı ve kanaldan oluşan sosyal medya ekosisteminin tamamı, televizyonlara uygulanan yayın ilkeleriyle aynı usulde denetlenemiyor.
Böylece televizyonda tek ve belirgin bir editoryal sorumluluk zinciri bulunurken sosyal medyada sorumluluk; platform, içerik üreticisi, yer sağlayıcı, BTK, yargı ve diğer düzenleyici kurumlar arasında dağılıyor. Müdahale çoğu zaman içerik yayıldıktan, milyonlara ulaştıktan veya zarar ortaya çıktıktan sonra gerçekleşiyor.

GENÇLERİN ASIL EKRANI ARTIK CEP TELEFONU
RTÜK'ün 26 ilde, 15-21 yaş grubundaki 7 bin 511 gençle CATI yöntemiyle gerçekleştirdiği "Türkiye'de Gençlerin Medya Kullanımı ve Dijital Okuryazarlık Araştırması 2025", ekran alışkanlığındaki dönüşümü gözler önüne serdi.
Araştırmaya göre:
- Gençlerin yüzde 89,2'si son bir ay içinde sosyal medya kullandığını belirtiyor.
- Günlük ortalama sosyal medya kullanım süresi 3 saat 24 dakikaya ulaşıyor.
- Günlük televizyon izleme süresi 40 dakikaya kadar geriliyor.
- Gençlerin yüzde 82,4'ü haber almak için sosyal medyayı kullanıyor.
- Yüzde 88,1'i sosyal medya kullanımında en az 16 yaş sınırı bulunması gerektiğini düşünüyor.
Bu tablo, gençlerin medya tüketiminin büyük ölçüde cep telefonlarına taşındığını; düzenleyici sistemin ağırlık merkezinin ise hâlâ geleneksel yayıncılıkta kaldığını gösteriyor.
PLATFORMLARDA KURAL VAR, KAMUSAL DENETİM SINIRLI
YouTube ve diğer sosyal medya platformlarının çocuk güvenliği, şiddet, müstehcenlik ve tehlikeli davranışlara ilişkin kendi topluluk kuralları bulunuyor. Ancak tartışma, platformların hiç kural koymamasından çok, bu kuralların ne ölçüde tutarlı uygulandığı ve uygulamanın bağımsız biçimde denetlenip denetlenemediği üzerinde yoğunlaşıyor.

Her dakika çok büyük miktarda içeriğin yüklendiği sistemlerde denetimin önemli bölümü otomatik yazılımlara ve kullanıcı şikâyetlerine bırakılıyor. Bir içerik kaldırıldığında aynı görüntü farklı hesaplardan yeniden yüklenebiliyor. Yaş kontrolünün yalnızca kullanıcının beyanına dayanması da çocukların yetişkin içeriklerine erişimini bütünüyle engelleyemiyor.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı ve Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, dijital platformların oluşturduğu tabloyu şöyle değerlendirdi:
"Çocukların korunması, yasa dışı içeriklerin kaldırılması, algoritmaların şeffaflığı ve kişisel verilerin işlenmesi konusunda çok ciddi boşluklar var. Platformlar küresel yapıları ve ücretli abonelik sistemlerini gerekçe göstererek çoğu zaman kendi kurallarını kendileri belirliyor. Kamu otoriteleri ise çoğunlukla sorun ortaya çıktıktan sonra harekete geçiyor."
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı ve Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık
ELSAGATE TEHLİKESİ: ÇİZGİ FİLMİN İÇİNE GİZLENEN ŞİDDET
Dijital içerik denetiminin en çarpıcı örneklerinden biri "Elsagate" adı verilen içerik dalgası oldu.
Elsa, Örümcek Adam ve benzeri çocuk karakterlerinin kullanıldığı bazı videolara şiddet, korku, cinsel ima ve yetişkin temaları yerleştirildi. Çocuk dostu başlıklar ve küçük resimlerle sunulan bu videolar, tanıdığı karakterlere güvenerek içeriği açan çocukları hedef aldı.
YouTube bu tür içerikleri yasaklayan kurallar getirdi ve çok sayıda hesabı kapattı. Buna rağmen söz konusu örnek, algoritma ve otomatik denetim sistemlerinin çocuklara yönelik riskli içerikleri her zaman yükleme aşamasında yakalayamadığını gösterdi.
Yapay zekayla düşük maliyetle ve seri biçimde üretilebilen videoların artması, aynı riskin farklı karakterler ve yeni içerik kalıplarıyla yeniden büyüyebileceğine işaret ediyor.

ABONELİK SİSTEMLERİ MAHREMİYETİ TİCARİ ÜRÜNE DÖNÜŞTÜRÜYOR
Ücretli abonelikler, canlı yayın hediyeleri ve görüntülenmeye dayalı kazanç sistemleri içerik üreticilerini sürekli olarak daha fazla dikkat çekmeye yöneltiyor.
Sınırları zorlayan içerikler daha fazla etkileşim ve gelir getirdikçe özel hayat ve mahremiyet de ticari bir ürüne dönüşebiliyor. Özellikle genç kullanıcılar, görünürlük ile gelir arasındaki bu ilişki nedeniyle daha uç davranışları taklit etmeye teşvik edilebiliyor.
Prof. Dr. Kırık, denetimin yalnızca ödeme süreçleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Sosyal mecraların gelir modeli, kullanıcıların daha dikkat çekici içerikler üretmesini ödüllendiriyor. Özellikle abonelik sistemleri ve canlı yayınlardan elde edilen gelirler, gençleri mahremiyetlerini ticari bir ürüne dönüştürmeye kadar götürüyor. Sadece ödeme süreçleri değil; öneri algoritmaları, yaş doğrulama sistemleri ve abonelik modelleri de bağımsız kurumlarca düzenli olarak denetlenmelidir."
ALGORİTMA SADECE DAĞITMIYOR, ÖDÜLLENDİRİYOR
Sosyal medyadaki risk yalnızca tek tek hukuka aykırı paylaşımlardan oluşmuyor. İzlenme süresi, yorum, paylaşım ve etkileşim üzerine kurulan öneri sistemleri; öfke, korku, skandal ve sansasyon üreten içeriklerin erişimini büyütebiliyor.
Bu yapı içerik üreticilerine örtülü bir mesaj veriyor: Daha sert başlık, daha uç davranış ve daha fazla mahremiyet ihlali, daha yüksek erişim ve gelir getirebilir.
Bu nedenle yeni dönemde yalnızca "Hangi içerik kaldırıldı?" sorusuna değil, "Algoritma hangi içeriği neden milyonların karşısına çıkardı?" sorusuna da cevap aranması gerekiyor.

SOKAK RÖPORTAJLARINDA SEÇİCİ MONTAJ RİSKİ
Dijital alandaki tartışmanın bir başka boyutunu, habercilik iddiasıyla yayımlanan içerikler oluşturuyor.
Sokak röportajı meşru bir haber ve ifade biçimi olmakla birlikte, herhangi bir bilimsel örneklem yöntemine dayanmayan birkaç görüşün "toplumun genel kanaati" gibi sunulması yanıltıcı sonuçlar doğurabiliyor.
Saatlerce süren çekimlerden yalnızca kışkırtıcı veya uç ifadelerin seçilmesi, yönlendirici sorular kullanılması ve karşı görüşlere yer verilmemesi seçim yanlılığına (selection bias) yol açıyor. İstatistiki karşılığı bulunmayan görüntüler, kurgu ve montaj yoluyla kamuoyunun ortak görüşüymüş gibi dolaşıma sokulabiliyor.
Buradaki düzenleme ihtiyacının görüşleri denetlemeye değil; düzenli biçimde habercilik yapan yapıların editoryal sorumluluğunu, kaynak şeffaflığını, cevap ve düzeltme yükümlülüğünü belirlemeye odaklanması gerekiyor.
Bireysel ifade ile kurumsallaşmış yayıncılık arasındaki sınır çizilmeden oluşturulacak ölçüsüz bir lisans sistemi ise ifade özgürlüğü tartışmalarını beraberinde getirebilir.

YERLİ MEDYA VE DİJİTAL EGEMENLİK MESELESİ
Dijital platformların etkisi yalnızca çocuk güvenliği ve genel ahlak tartışmalarıyla sınırlı değil. İçeriği üreten yerli medya kuruluşları gazetecilik yatırımı yaparken reklam gelirlerinin önemli bölümünün küresel teknoloji şirketlerine yönelmesi, medya ekonomisindeki dengeyi de değiştiriyor.
Prof. Dr. Kırık, bu tabloyu dijital egemenlik açısından değerlendirdi:
"Dijital reklam gelirlerinin büyük bölümü küresel teknoloji şirketlerine gidiyor. Yerli medya kuruluşlarımız içerik üretiyor, gazetecilik yapıyor ve istihdam sağlıyor ama ekonomik pastayı yabancı mecralar alıyor. Bu durum yalnızca ekonomik bir mesele değil; dijital egemenlik, bilgi güvenliği ve doğrudan bir milli güvenlik sorunudur."
KVKK 6 PLATFORM HAKKINDA İNCELEME BAŞLATTI
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin önemli bir adım attı.
TikTok, Instagram, Facebook, YouTube, X ve Discord hakkında resen inceleme başlatıldı. İncelemede çocukların kişisel verilerinin nasıl işlendiği ve platformların çocukları dijital risklerden korumak amacıyla hangi teknik ve idari tedbirleri aldığı değerlendiriliyor.
Bu süreç, dijital güvenliğin yalnızca zararlı içeriğin kaldırılmasından ibaret olmadığını; profil çıkarma, hedefli reklamcılık, öneri sistemleri ve çocuk verilerinin işlenmesini de kapsadığını ortaya koyuyor.
RTÜK BAŞKANI DANİŞ'TEN YOUTUBE İÇİN LİSANS MESAJI
RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, 23 Temmuz'da TBMM Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırma Komisyonundaki sunumunda mevzuatın dijital dönüşüme uygun biçimde yenilenmesi gerektiğini belirtti.
Daniş, "YouTube gibi habercilik, yayıncılık yapan kuruluşları da bizim lisanslamamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Sosyal medya ve dijitaldeki gelişmeleri izleyip raporlayacak bir programın birkaç ay içerisinde devreye alınmasının planlandığını açıklayan Daniş, RTÜK'e yasal yetki verilmesi hâlinde dijital yayınların doğrudan denetlenebileceğini söyledi.
Ancak izleme programı tek başına yaptırım yetkisi anlamına gelmiyor. RTÜK'ün hangi dijital yayıncıları, hangi ölçütlerle ve hangi usulle denetleyeceğinin kanunla açık biçimde tanımlanması gerekiyor.

AVRUPA DİJİTAL DEVLERİ MERCEK ALTINA ALDI
Avrupa Birliği, Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ile aylık kullanıcı sayısı en az 45 milyon olan çok büyük platformlara daha ağır yükümlülükler getirdi.
Bu platformlar; çocukların korunması, algoritmik riskler, reklam şeffaflığı, yasa dışı içeriklerin bildirilmesi ve araştırmacıların verilere erişimi konusunda hesap vermek zorunda.
AB'nin DSA Şeffaflık Veritabanı'nda 6 Ağustos 2026 itibarıyla son 180 güne ilişkin 3,43 milyarı aşkın moderasyon kararı gerekçesi kayda geçti. Bu rakam, kaldırılan benzersiz içerik sayısını değil; görünürlük, hesap, para kazanma ve diğer moderasyon kararları için platformlarca bildirilen gerekçeleri de kapsıyor.
Avrupa Komisyonu, şeffaflık yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle 5 Aralık 2025'te X'e 120 milyon avro ceza verdi. Bu karar, DSA kapsamında verilen ilk ihlal cezası oldu.
TikTok'un reklam arşivine ilişkin dosyası ise şirketin sunduğu taahhütlerin hukuken bağlayıcı hale getirilmesiyle ceza uygulanmadan kapatıldı. TikTok hakkında küçüklerin korunması ve algoritmik tasarım; Meta hakkında ise farklı DSA yükümlülükleri kapsamında yürütülen süreçler devam ediyor.
Kesin ihlal kararı verilmesi hâlinde DSA, şirketlerin küresel yıllık cirosunun yüzde 6'sına kadar para cezası uygulanmasına imkan tanıyor.
AVUSTRALYA'DA 16 YAŞ ALTI HESAPLARA KISITLAMA
Avustralya'da 10 Aralık 2025'te yürürlüğe giren düzenlemeyle belirli sosyal medya platformlarına, 16 yaşından küçük kullanıcıların hesap açmasını veya mevcut hesaplarını sürdürmesini önlemek için makul tedbir alma zorunluluğu getirildi.
Düzenleme çocukların internete tümüyle erişimini yasaklamıyor. Yükümlülüğü çocuklara ve ailelere değil, yaş doğrulamasını gerçekleştirmek zorunda olan platformlara yüklüyor.

İNGİLTERE RİSK VE SİSTEM DENETİMİNE GEÇTİ
İngiltere'de OFCOM, Çevrim İçi Güvenlik Yasası kapsamında sosyal medya, arama motoru ve video paylaşım hizmetlerine yasa dışı içerik ve çocuk güvenliği bakımından risk değerlendirmesi, yaş güvencesi ve koruyucu sistem yükümlülükleri uyguluyor.
İngiliz sistemi, bütün sosyal medya içeriklerine televizyon yayın kurallarını aynen uygulamıyor. Bunun yerine platformların zararlı içeriği nasıl tespit ettiği, çocukların erişimini nasıl önlediği ve riskleri azaltmak için hangi sistemleri kurduğu denetleniyor.
Büyük isteğe bağlı yayın platformlarını televizyon standartlarına yaklaştıracak ayrı VoD düzenlemesi ise henüz taslak aşamasında bulunuyor.

YAYINCILIKTA ÇİFTE STANDART SONA ERMELİ
Dijital alandaki boşluğun yalnızca içerik kaldırarak kapatılması mümkün görünmüyor. Yeni düzenleme mimarisinin şu başlıklara dayanması gerekiyor:
- Düzenli ve profesyonel habercilik-yayıncılık faaliyeti yürüten yapıların açık ölçütlerle tanımlanması
- Kurumsallaşmış dijital yayıncılar için lisans veya kayıt sistemi
- Çocukların kişisel verilerini koruyan, mahremiyetle uyumlu yaş doğrulama mekanizmaları
- Öneri algoritmaları ve çocuklara yönelik sistemik riskler için bağımsız denetim
- Abonelik, canlı yayın ve para kazanma modellerinin risk analizine tabi tutulması
- Platformların içerik ve reklam kararlarında şeffaflık
- Hukuka aykırı içeriklerde hızlı işlem yapılırken etkili itiraz ve yargı güvencesinin korunması
- Ebeveyn kontrol araçlarının kolay kullanılabilir ve varsayılan hale getirilmesi
- Dijital medya okuryazarlığının aile ve okul düzeyinde güçlendirilmesi
Mesele, televizyon kurallarını sosyal medyadaki her bireye aynen taşımak değil; kurumsallaşmış dijital yayıncılığı bireysel ifadeden ayıran ve platformların algoritmik sorumluluğunu tanımlayan bütüncül bir model kurmak.
Kısa video, canlı yayın ve yapay zekâyla seri içerik üretimi büyüdükçe denetimin yönü de tek tek içeriklerden platform sistemlerine doğru evrilecek. Mevzuat aynı hızla yenilenmezse çocukların bulunduğu ekran ile kamu denetiminin ulaşabildiği ekran arasındaki mesafe daha da açılacak.