“Koç”larda asırlık mirasa anlık fiyasko | Rahmi’den Ömer’e yanlışlar silsilesi
Sabah gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu, Koç Holdingin yüzüncü yılında patlak veren iletişim krizlerini ve kurumun siyasetle olan şaibeli geçmişini kaleme aldı. Holdingin erken cumhuriyet döneminde rekabetsiz ortamda büyümesinin ve sermayenin siyasete müdahalesinin toplumla arasına mesafe koyduğunu belirten yazar, 1979 yılından itibaren Ankara ile yaşanan gerilimleri ve devletin zirvesinden gelen sert eleştirileri hatırlattı. Günümüzde holdingin süreç ve itibar yönetiminde başarılı görünmesine karşın kriz yönetiminde ciddi zafiyetler gösterdiğini savunan Müderrisoğlu, Rahmi Koç'un İzmir'deki fıkra olayı ile Ömer Koç'un Bebek sahilinde muhabir Gökhan Gökduman'a korumaları aracılığıyla müdahale etmesini büyük bir fiyasko olarak değerlendirdi. Yaşananların ardından Sabah gazetesinin ilan listesinden çıkarılmasının krizi daha da derinleştirdiğini ifade eden Müderrisoğlu, asırlık markanın agresif tutumlar yerine toplumla sahici ve demokratik bir bağ kurması gerektiğini vurguladı.
Hızlı Özet Göster
- Koç Holding, gümrük duvarları ve rekabetsiz pazar koşullarında montaj sanayine dayalı modelle büyüyen bir sermaye grubu olarak tanımlanıyor.
- Rahmi Koç'un 'Kürt kadın' fıkrası ve Ömer Koç'un bir muhabire yönelik saldırgan tutumu tepki topladı.
- Geçmiş dönem devlet liderleri Koç Holding ve TÜSİAD'ı 'devletin sırtından kazanma' ve 'kaynak sömürüsü' ile suçladı.
- Sabah gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu, Koç Holding'in kriz yönetiminin zayıf olduğunu ve toplumla sahici bağ kurması gerektiğini savundu.
- 1979'dan bugüne Koç Holding ve TÜSİAD'ın siyasete müdahale ettiği ve toplumsal mesafe oluşturduğu iddia ediliyor.
Gümrük duvarları ve rekabetsiz pazar koşulları altında, montaj sanayine dayalı modelle palazlanan sermayedarların, zaman içerisinde ekonomik sınırlarını aşarak siyasi mühendislik çabalarına giriştiği biliniyor.
Son yıllardaki küresel marka ve Ar-Ge yatırımları kronik imaj erozyonunu tamir etmeye yetmezken, kurumsal hafızadaki negatif algı varlığını sürdürüyor.
Özellikle Koç Holding'in geçmişten bugüne devlet kaynakları üzerindeki tekelci konumu ve seçilmiş hükümetleri devirme/yönlendirme çabaları devletin en üst kademesindeki liderlerin sözlerine yansıyor.
1980'li yıllardan bugünlere kadar uzanan geniş zaman diliminde farklı siyasi geleneklerden gelen başbakan ve cumhurbaşkanlarının ortaklaşan sert tepkileri hep Koç Holding ve öncülüğünü yaptığı TÜSİAD odaklı oldu.
Devlet yönetiminin elit kadroları Koçları ve TÜSİAD'a "devletin sırtından kazanma", "kaynakların tekelcilere diyet olarak verilmesi", "montaj sanayii" ve "otel yataklığı" gibi suçlamalar yöneltti.
Milli iradenin ve halkın oylarıyla seçilmiş siyasi iktidarların, tekelci sermaye odakları tarafından nasıl vesayet ve tehdit sarmalına alınmak istendiğini Sabah gazetesindeki bugünkü yazısında Okan Müderrisoğlu sıraladı.
ANLIK FİYASKONUN MALİYETİ
Rahmi Koç'un büyük tepki toplayan "Kürt kadın" fıkrası ve Ömer Koç'un bir muhabire yönelik saldırgan tutumundan yola çıkan Okan Müderrisoğlu, Koç Topluluğu gibi asırlık sermaye yapılarının ekonomik büyüklüklerinin arka planındaki imtiyazlı dönemleri ortaya koydu.
Sabah gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu, "Asırlık mirasa, anlık fiyaskonun maliyeti!" başlıklı yazısında Koç Holdingin yüzüncü yılında yaşadığı iletişim krizlerini ve geçmişten bugüne siyasetle kurduğu sorunlu ilişkiyi ele aldı.
KRİZ YÖNETİMİ VASAT
Holdingin iş hedeflerine ulaşmada ve itibar yönetiminde başarılı olduğunu ancak beklenmedik durumlara karşı verilen tepkilerde yetersiz kaldığını anlatan Müderrisoğlu, "Beklenmedik veya olumsuz durumlara karşı verilen tepki, yani kriz yönetimi ise zayıf. Bunu, arka arkaya iki olayda yakından müşahede ettik." satırlarına yer verdi..
Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç'un İzmir'deki hastane açılışında anlattığı "Kürt kadın" fıkrasının toplumsal hassasiyetleri ihmal ettiğini belirten Müderrisoğlu, Sağlık Grup Başkanının o anlatımı haberi yapan gazeteciye yönelik tehdit dilini fiyasko olarak nitelendirdi.
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç'un Bebek sahilinde Günaydın muhabiri Gökhan Gökduman'a yönelik tavrına dikkat çeken Müderrisoğlu, "Ömer Koç Bebek Sahili'nde yanındaki bir hanımefendiyle yürüyüş yaptığı sırada görüntülendi. Sinirlerine hakim olamadı. Korumalarıyla çembere aldığı muhabire fotoğraflarını zorla sildirdi." ifadelerini kullandı.
Yaşanan bu olayların ardından Koç Holdingin yüzüncü yıl ilan listesinden Sabah gazetesini çıkardığını hatırlatan Müderrisoğlu, holdingin krizi yönetmek yerine daha da büyüttüğünü vurguladı.
HİZA ÇİZMEKTEN VAZGEÇ
Holdingin erken cumhuriyet dönemindeki korumacı gümrük duvarları arkasında rekabetsiz ortamda büyüdüğünü aktaran Müderrisoğlu, montaj sanayine dayalı büyüme modelinin ilk toplumsal mesafeye yol açtığını kaydetti.
İlerleyen yıllarda sermayenin siyasete müdahalesinin bu mesafeyi daha da açtığının altını çizen Müderrisoğlu, 1979 yılında TÜSİAD'ın gazete ilanlarıyla başlayan sürece işaret ederek, "Türkiye'ye doğru bir hükümet, yeni liderler gerek!" beyanatlarıyla şekillenen dönemden itibaren Ankara ile inişli çıkışlı süreçler yaşandığını bildirdi.
"BU MİLLETİN KAYNAKLARINI YEDİRMEYECEĞİZ"
Geçmiş dönem başbakanları ve cumhurbaşkanlarının holdinge yönelik sert eleştirilerini hatırlatan Müderrisoğlu, tarihe geçen o sözleri şu şekilde sıraladı:
"1983 sonrası... Biz zengin düşmanı değiliz ama onlar da devletin sırtından kazanmaya alışmışlar!
1994... Bu ülkenin kaynakları, diyet diye tekelcilere, Koçlu holdinglere verilmeyecek!
1997... Kartellere de tekelcilere de boynuzlu holdinglere de bu milletin kaynaklarını yedirmeyeceğiz!
2013... Teröristlere kendi otellerinde yataklık edenler, bunun hesabını verecektir!"
Sermayedarların geçmişte siyasete yönelik dizayn girişimleri medyaya yansıdı
AGRESİFLİKTE DEĞİL SAHİCİ BAĞLARDA ARAYIN
Rahmi Koç'un özrünün ardından Ömer Koç'un Turkuvaz Medyayı hedef alan tutumunun muhasebesini yapması gerektiğini savunan Müderrisoğlu, telafi yoluna gidilmesinin kurumsallığın gereği olduğunu belirtti.
100 yıllık markanın geleceğini saniyeler süren agresiflikte aramaması gerektiğini vurgulayan Müderrisoğlu, "Yüzyıllık marka, geleceğini saniyeler süren agresiflikte veya fıkralarda değil, toplumla kurulacak sahici ve demokratik bağda aramalı!" diye konuştu.






