Trabzon'da dün akşam bir yanda yüreğini ortaya koyan ve forması için terinin son damlasına kadar savaşan Trabzonspor diğer yanda ise karşısına dikilen ve sahaya futbol yerine başka bir hesabı getirenler…Trabzonspor- Galatasaray maçı diye bize sunulan şey rekabetten eser taşımıyordu.
Türk futbolunun çürümüşlüğünün, kokuşmuşluğunun canlı yayınıydı adeta. Ve çürümüşlüğün tetiğini çeken isim belliydi: Cihan Aydın.Hakemlik "adalet dağıtmaktır." Dün gördüğümüz şey düpedüz cellatlıktı. Tam kritik anlarda çalınmayan düdükler, cebinde unuttuğu kartlar, Trabzonspor'u adım adım boğmaya çalışan kararlar... Barış Alper Yılmaz'ın o hareketi ne? Kitapta bunun karşılığı kırmızı karttır. Yorumu, bahanesi ve kıvırması yok. Kırmızı karttır! Dürüst olalım, Galatasaray dün akşam 11 kişi oynamadı. Cihan Aydın, bu saatten sonra maç yönetmemeli. Lisansı yırtılarak sistemin dışına atılmalı.
Gelelim maça! Oulai, Muçi ve Batagov'un yokluğu, Trabzonspor'un teknik seviyesini belirgin şekilde aşağı çekti. Hücumda Onuachu ile Nwakaeme'nin birlikte sahada olması ise geçiş oyununu sınırladı.
Bu şartlar altında tercih edilmesi gereken yol belliydi Kontrollü, dengeli ve sabırlı bir oyun. İlk 30 dakika boyunca oyun, Trabzonspor'un istediği çerçevede aktı. Trabzonspor'un sol kanattaki etkinliği ve merkezde kurduğu üstünlük, Okan Buruk'u devre arasında hamle yapmaya itti.
İkinci yarıya giren Galatasaray golü buldu. Bu noktada kritik olan Trabzonspor'un vereceği tepkiydi.
Maç öncesinde Fatih Hoca'nın altını çizdiği "karakter" vurgusu, sahada karşılığını buldu. Trabzonspor tüm eksiklerine ve oyunun yönünü etkileyen faktörlere rağmen mücadele etti, direndi ve o karakteri ortaya koydu.
Skor ne olursa olsun bu oyun bir not olarak kenara yazıldı.