Ligin en keyif veren futbolunu oynayan takım ile en-anti futbolunu oynatan hocanın takımının maçıydı. Abartılmış vakit geçirmeye, taktik faullere ve kasıtlı sertliğe göz yuman nüfus kütüğü veya zihinsel olarak
Konyalı bir hakem bulununca
Kocaman "başarılı" oluyor. Dirseği, tekmeyi yiyeceğini bilen Beşiktaşlı futbolcu ve hakemin ses çıkarmayacağına güvenen Konyalı futbolcu. Böyle yanlı hakemlik, böyle MHK olur mu?
Beşiktaş dikine ve hızlı oynayınca başarılı olan bir takım. Bunun için de geriye gömülen takımlara karşı çalımla rakip eksilten oyuncuların başarısı öne çıkıyor. Oğuzhan ve
Sosa ilk yarıda sahada dolaştılar adeta. Top taşımadıkları gibi tek şut dahi atmadılar. İlk yarıda
Atiba, değil top getirmek saha sola 3-5 metrelik yan pas bile yapamayacak kötüydü. Baskı yapan takımlara karşı Atiba'nın eli ayağına dolaşıyor. Konya,
Quaresma ve Gökhan'ı sertlik ve kademeyle durdurunca orta sahaya sıkışına, zevksiz ve heyecansız bir ilk yarı izledik. Takım sadece ikinci yarı o da can havliyle top oynamaya çalışıyor. Bütün sezon oynamamış futbolcuların tümünü birden üstelik de kurtarıcı olarak sahaya sürmek gibi futbol mantığına ters olan şey hocalık kerameti değildir. Beşiktaş üç sorunu birden yaşıyor: Hakemler, formsuzluk ve Şenol Güneş. Üç kulvarın ikisinden elenmede
Şenol Hoca'nın büyük sorumluluğu var. Bu üç faktörden birini görmezsek yaşananı da anlamayız...
MAÇIN EN İYİSİ ALİ ÇAMDALI
Çok kesicilik yaptı. Oyunuyla güven verdi.
MAÇIN EN KÖTÜSÜ ATIBA
Saklanarak oynadı. Futboluyla idare etti.