SELDA hanım hikayeme ara verip şunun altını çizmem gerekiyor; Bir erkeğin özünde var ise, kabalığı ve sadistliği hiçbir eğitim kurumu yok edemiyor. Benim eşim de öyleydi. Arkadaş gurubunun entelektüel kadınları hayrandı kendisine.
O da benden utanmadan nutuklar çekerdi 'kadınlar çiçektir!' Dayak yediğimi hiç kimse bilmedi. O kadar utanırdım ki… Evliliğimizin ileriki yıllarında ise kendimi okuyup-yazmaya verdim. Bilgi sahibi olmak güvenimi kazandırdı ama eşimin psikolojisini bozdu. Hem 'Gördünüz mü arkadaşlar, bana layık bir kadın işte' diyerek hava atıyordu, diğer yandan "Kızım öyle iki okumakla kültürlü olunmaz" baskısıyla canımı yakıyordu.
Sonraki yıllar Selda hanımcığım, dilimin uzadığı, karşılığında onun tokatlarının şiddetlendiği kabus yıllarım. Peki Neden mi boşanmadım… İMZA NEŞE
S.U. CEVAP; Hikayenin son perdesi yarın canlar…