Sona yaklaştığını görüp asla kabul etmemek. İçinde fırtınaların kopması ama o fırtınaları kimseye çaktırmamak. 2014 Şubat ayı annemi aldı benden.
Sonrasında hiçbir şey eskisi gibi olmadı… Yalnızlık hissi bana hiç yabancı değildi.
Annemin gidişiyle çok şey de gitti hayatımdan. Sanki sıraya dizmişti Allah… Teker teker gidişler başladı hayatımdan. Başarı, ödül, alkış, para… Hepsi için çok şükrettim ama gözüm görmedi hiç birini.
Şubat ayından bu aya kadar ne yaşadım ne hissettim kimsenin anlaması mümkün değil, anlatmamda.
Ben kendimi tedavi etmeye çabalarken, kendi içimde açılan yarayı sarmaya çalışırken çok defa tökezledim. Düştüm kalktım düştüm kalktım. Aralarda daha fazla yara açmaya çalışanlar, düşerken daha da düşmeme çaba gösterenler oldu.
Göremediklerimi görmeme yardımcı oldu bu süreç.
Bir boşluğun içinde acı bana yalnızlığı daha sevdirdi… Hayatta bir gün yalnız kalabilirsiniz.
Eğer yalnızlığı öğrenirseniz ayakta kalmayı başarabilirsiniz.
Etrafınızda sevdiğiniz kim varsa onlara sevdiğinizi söyleyin, onlara sıkı sıkı sarılın bol bol koklayın.
2015'ten sadece sağlık, huzur, sevgi dileyin.
2015'te ne istiyorsanız Allah kalbinize göre versin…
***
2014'ün son moda hastalığı da "Yaygın Kaygı Bozukluğu"ydu… "Panik Atak" vs'den sonra bu çıktı başımıza. Bir yerde okudum bunu ve kendime hemen teşhisi koydum. "Yaygın Kaygı Bozukluğu" başlangıçta dediğim nedenlerden dolayı.
Hemen her gün bunaltı ve endişe beklentisi, huzursuzluk, çabuk yorulma, gerginlik, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerle seyreden toplumsal ve mesleki işlevselliği bozan bir durummuş. "Yaygın Kaygı Bozukluğu" çoğunlukla aşırı mükemmeliyetçi, kontrolcü, detaycı, titiz, tezcanlı, aşırı duyarlı kişiliklerde görülüyormuş. Yaygınlaşmış Kaygı Bozukluğu ile hastaların ifadeleri çoğunlukla "Sanki içimde her an bir şey olacakmış korkusu var.", "Günde 10 defa annemi arıyorum acaba sağlıklı mı diye?", "Gece eşimin veya çocuklarımın öleceği endişesini yaşadığım için onları nefes alıyor mu diye kontrol ediyorum, saat başı yataklarına gidip nefes alıp almadıklarından emin olmaya çalışıyorum…"
Ben bu safhaları tek tek o kadar yaşadım ki… Sonra etrafımda yaşayan çok insanın da böyle olduğunu gördüm.
Bu hastalıktan ilaç tedavisi ile ya da psikoterapi seanslarıyla kurtulmak mümkünmüş.
Ben teşhisi koydum kendime sonra 10 yıldan fazla süredir ara ara gittiğim psikoloğum İbrahim Eke'nin kapısını çaldım.
2014'ün yaralarını 2015'te yavaş yavaş daha çok tedavi edeceğim… Kendinizi ihmal etmeyin lütfen…
***
31 Aralık günü evinizde mutlaka bunları yapın olur mu... Önce bir aktara uğrayın ve yenibahar, çörek otu, adaçayı alın. Sonra tek tek dediklerimi yapın lütfen.
Yenibaharı kaynatın. Kokusunu hissedin. Bu bolluk ve bereket getirecektir.
Çörek otunu evinizin köşelerine serpin bereket getirmesi için.
Adaçayını yakın. Kokusu evinize yayılsın. O yandıkça şans, huzur ve bereket dileyin.
2015 için bir de nar alın ve tam saat 12 sonrası o narı kırın kapınızın önünde.
O nar taneleri kadar hayat bereket getirsin… Mutlu yıllar….