Şahane bir gece organize etmişler… Öncelikle tüm ödüle layık olanları gönülden tebrik ediyorum ve alkışlıyorum.
Sanatçılar ve sektöre emek verenlerle magazinin gerçek kalbi magazin gazetecilerinin buluşma gecesi bence "Altın Objektif Ödül Töreni".
Geceden öyle güzel sahneler gördüm ki yansıyan; orada olamadığım için çok üzüldüm.
Gözüme çarpan en güzel kare ve sonrasında da duyduğum şey; "Muhteşem Yüzyıl" dizi ekibinin tüm kadroyla orada olmalarıydı.
Hatırlayın dizi başladığı ilk zamanlar sadece birkaç röportajlarını gördük oyuncuların...
Sonrasında onları ne bir yerde konuşurken ne de poz verirken gördük dizi ve gündelik hayatları dışında.
Öyle güzel bir strateji uyguladılar ki.
Her bir oyuncuya star muamelesi yaptılar. Ve biz de ilgiyle izledik onları...
Bu başarı ID İletişim'in başarısı bence… Ve ID İletişim'in beyin takımının en önemli isimlerinden benim de çok sevdiğim Ayşe Barım'ın başarısı. Yılların tecrübesi birkez daha tecrübesini kullanıp dogru adım attı.
Tüm magazincilerin bir arada olduğu geceye, tüm Muhteşem Yüzyıl ekibiyle katılarak hem o geceyi ölümsüzleştirdiler hem de final zamanı beraber bir nevi herkese teşekkür oldu.
Dedim ya işin beyin takımının en önemli ismi Ayşe Barım'ı tebrik ediyorum zeka ve yaratıcılık işte böyle bir şey…
Duygu kurbanı!
Deniz Seki… Geçen haftalar da Deniz Seki'nin yaşadıkları ile ilgili tüm düşüncelerimi kaleme almıştım tüm içtenliğimle.
Şu an çok üzgünüm; üzüntümün tarifi yok.
Kısa ve net düşüncemi bir kez daha anlatıyorum.
Herkes hayatta hata yapabilir. Hepimiz insanız, hepimizin hata yapma halleri var.
Deniz Seki, bağıra bağıra göz yaşları içinde anlattı ama sesini duyuramadı 'ben suçsuzum, ne yaptıysam kendime yaptım, kendime zarar verdim' diye.
Duyuramadı sesini… Çok hızlı bir şekilde hakkındaki karar onandı ve Deniz Seki "tekrardan kokusunu bildiğim o yere gitmek istemiyorum, topraksız Zincirlikuyu" dediği yer için süreç başladı.
3 yıl bilmem kaç ay… İnsan ömrünün en önemli zaman dilimi.
Siz inanıyor musunuz Deniz Seki'nin bu işin ticaretini yaptığına! Ben yukarı da Allah var gerçekten inanmıyorum.
O kadar akıllı bir kadın değil Deniz Seki. Ticari zekası olan bir kadın hiç değil gerçekten.
Duyguları ile hareket eden kadının bu işi çevirmesi mümkün olabilir mi?
Bakın duyguları ile hareket eden kadın diyorum… Esasında çok önemli bir cümle kuruyorum… Deniz Seki duygularının kurbanı… Sizin gibi, benim gibi, belki de en yakınımızdaki gibi duygularının kurbanı. O yaşadığı tutku dolu duyguların kurbanı.
Sevilmek, sahiplenilmek isterken yaşadığı bir duygunun kurbanı. Bu duygu doğru muydu? Elbette ki hayır.
Ama dedim ya bazen insanlar o koca kalabalıklarda, o alkış selinde bile yalnız hissedebiliyor kendini ve sevilmek, sahiplenilmek isteyebiliyorsun.
Ben Deniz Seki'nin bu yaşadıklarını hak ettiğini düşünmüyorum.
Sosyal medyada yapılan yorumları gördüğüm zaman o yazıları yazanların anaları, babaları, kardeşleri ya da sevdikleri yok mu diye düşünüyorum. Hayat bir gün kimin başına ne gelecek bilen varmı?
O yazdıklarının birazı bile başlarına gelebilir.
Allah korkusu olması lazım insanın Allah korkusu.