CANLI YAYIN

Soma'da bir kardeşim var

Eklenme Tarihi 18 Mayıs 2014
Yaşanan bu üzücü olayda herkesin içi yandı. Orada hiçbir akrabam, hiçbir tanıdığım olmadığı halde ben bu kadar üzüldüysem ve içim yandıysa oradaki aileleri düşünmek bile beni kötü yapıyor.
Sosyal medyadan daha çok takip etmek istedim Soma'da yaşananları... Her kurtulan olduğunda kendi kendime sevinç çığıkları attım.
Televizyonda o feryatları, o gözü yaşlı kadınları gördüğümde çaresiz elimden bir şey gelmediğini görünce de kahroldum.
Hele o çocukları görünce…
Baba hayattaki en önemli figür. Ben de bana mı çok küçük yaşta kaybetmiş biri olarak o kadar iyi bilirim ki babasızlığı.
Twitter'da bir fotoğraf ilişti gözüme.
Babasının mezarı başında kırmızı hırkalı bir kız çocuğu duruyordu.
Anlamamış, kötü bir şeyin olduğunun farkında ama ne olduğunu tam anlamamış bakıyor. Neden babam o toprağın altında diye bakıyor diye yorumladım.
Benim hiç kardeşim yok. Annem ve teyzemin büyük bağlılığı sayesinde ben kuzenlerimle kardeş gibi büyüdüm. İki tane aslan gibi kardeşim var esasında.
O fotoğraf karesine bakınca o kız çocuğunun da kardeşim olmasını istedim.
Ve bir twitt attım "Sen benim kardeşim olsana" diye.
Aynı mesleği yaptığım acıyı sevinci yıllardır beraber paylaştığım çok sevdiğim arkadaşım Zeynep Altınçekiç de sürekli hissettiklerini twitter'dan paylaşıyordu. Onun da hiç kardeşi yok. O da tek çocuk.
O'na twitt attım. Hadi gel bizim Soma'dan bir kardeşimiz olsun diye.
Hemen cevap geldi: "Şahane hadi hemen harekete geçelim" diye.
Ardından yine yıllardır aynı meslek içinde yakın arkadaşımız Rana Akyıldız Can'dan bir twitt geldi "Ben de bir kardeş istiyorum" diye. Arka arkaya twittler düşmeye başladı üçümüzün sayfasına.
Biz Türkiye'nin en tanınmış isimlerine hizmet veren menajerler, basın danışmanları, asistanları olarak ortak bir proje yapalım dedik Zeynep ve Rana ile.
Tüm meslektaşlarımıza çağrı yaptık olumlu dönüşler aldık. İlk defa ortak bir projede beraber yürümek adına sözleştik.
Baktığınız zaman hepimiz yakın arkadaşız, beraber vakit geçiriyoruz. Ama ilk defa beraber güçlerimizi birleştirip sesi çığlık yapmak için bir araya geliyoruz.
Projenin ilk çıkış noktasının kısa ve özeti bu. İşin içine para girsin ben şahsım adına hiç istemiyorum. O çocukların acılarına ortak olmak, yanlarında olduğumuzu hissettirmek yalnız olmadıklarını hissettirmek olmalı amacımız diye düşündüm. Maddi olanaklardan çok manevi olarak kalplerine dokunmalıyız.
Bir çocuk ne ister oyun ister, dondurma ister, kıyafet ister… Bizler Soma'dan birer kardeş edinip onlara mektuplar yazıp, hediyeler yollayıp onlara tiyatro oyunlarına götürüp onlarla orada oyunlar oynamayı planlıyoruz.
Proje ses getirince etrafımdan bana "Şimdi bu proje çok güzel ama sonra kimse ilgilenmeyecek" dedi.
Haklı olabilirler. O herkesin vicdanına kalmış bir şey. Biz kimseye zorla bir şey yaptıramayız. İster yıllar boyu sürsün bağları ister 2 ay. Kısa vadeli bile olsa yüzlerinde bir gülümseme sağlarsak ne mutlu bize.
Görüyorum şimdi oraya gidenleri. Ne de güzel yapıyorlar. Ama psikologlar diyor ki; "Onların yaslarını yaşamaları lazım bir yas dönemi var." Şimdi gitsek orada yanlarında olsak hiç bir şey anlamayacaklarki.
Onların acıları, içleri yanıyor. Gözleri bizimi görür.
Biz projemizi oluşturup her şeyimizi belirleyip kısa bir zaman sonra hayata geçirmeyi planlıyoruz.
Yarın tüm yol arkadaşlarımla ve bizle gönüllü olarak bu yolda yürümek isteyen herkesle Yıldız Parkı'nda buluşuyoruz. Bir yol planı çıkaracağız, fikirlerimizi paylaşacağız. Ve yola koyulacağız.
Ben babam öldüğünde çocuk aklıyla "Paramız olacak mı? Ben okula gidebilecek miyim? Yemek yiyebilecek miyim?" diye düşünüyordum. Kocaman bir ailem olduğunu bildiğim halde. O çocukların hissettiklerini az da olsa anlıyorum.
Hepimiz hissettiklerimizi birbirimizle paylaşıp sonrasında "Soma'daki kardeşlerimizle" kavuşma gününü bekliyor olacağız.
Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum. Mekanları cennet olsun.
Geri de kalanlara da sabır versin Allah… Acı paylaşınca hafifler belki siz de bize katılırsınız? Takipte olun olur mu bizi…