Derbi öncesi, Beşiktaş'ın büyük saygı duyulacak çıkışıyla alakalı abartılı ifadeler kullanıldığını düşünüyordum. Önümüzde net gelişim gösteren ancak önemli sorunları da olan bir takım vardı. Kalite olarak rakibinin baya önünde olan Galatasaray tarafında ise en büyük soru işareti konsantrasyonla alakalıydı. Maçın ilk yarısı tamamen düşündüğüm gibi geçti. Yüksek odaklanma ile sahaya çıkan Galatasaray hem topu hem de oyunu aldı. Ayağa paslarla direksiyonu elinde tuttu. Beşiktaş'ta Sergen Yalçın'ın "Bekleyelim, tartalım, sonra oynayalım" anlayışı olumlu değil olumsuz sonuç verdi. Bir türlü maçın içine giremeyen, son dönemki agresifliği sahaya yansıtamayan bir takım izledik.
Osimhen'in golü aslında sinyallerini vermişti. Ve ilk devreye çok daha iyi oynayan, iyi plan yapan ve mücadele eden üstün tamamladı. İkinci yarı başlangıcı ile Beşiktaş'ın bir reaksiyon göstereceği belliydi. Öyle de oldu… Sergen Yalçın'ın ekibi oyunda ciddi üstünlük kurdu. İlk 10 dakika baya sallanan Galatasaray tam yeniden dengeyi sağlamışken 62'de Sane'nin inanılmaz acemi, anlamsız, saçma sapan kırmızısı geldi. Ardından maç tamamen bir tarafın hücum ettiği, diğer tarafın da savunduğu bir mücadeleye dönüştü. Maçın ilk yarısını kalitesiyle önde bitiren Galatasaray, kırmızı sonrası ise mücadelesiyle ve savaşçı karakteri ile zafere uzandı. Bu galibiyet sonrası artık Galatasaray'ın önü çok açık… 26. şampiyonluk için emin adımlarla yürüyüş sürüyor…