CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Yalnızlık konusunda lisans yapanlar

Eklenme Tarihi 03 Mayıs 2017
Ekşi sözlük yazarları, içinde bulundukları yalnızlık durumlarını betimlemişler ve ortaya acayip şeyler çıkmış.
Evde tuvaletin kapısı açık sıçacak kadar yalnız derecesiyle katıldığım anket.
Öyle yalnız görünüyorum ki, annem bile başka arkadaşlarımı kast ederek 'Millet internette tanışıyor birileriyle, sen de yaz tanış, ne nasipsizsin' demeye başladı.
Kendi kendime 'Hadi kalk yerine yat' diyecek kadar yalnızım.
Eşiyle birlikte oy kullandığı sandıktan kendisine 1 oy çıkan bağımsız aday gibiyim.
Biri bir demet gül getirse oturur reçel yaparım. O derece unuttum bu işleri.
Oğlum yalnızlıktan yastıkla falan konuşmaya başladım.
- Abi oluyor öyle. Geçer bir süre sonra merak etme.
- Yastık cevap veriyor lan.
Vukuatlı nüfus kayıt örneği aldığımda bir zamanlar 5 kişi olan aileden hayatta olan tek kişi olduğumu görünce düşündüğüm şey:
"Daha 30'una gelmeden sap gibi tek başına kalınca insan ne kadar yalnız olduğunu bile hesap edemiyor."
Sırf bana 'merhaba' desin diye sürekli Windows-8'i geri yükleyip, kadın sesi duyabilmek için akbil makinasına gidiyorum...
Metroya daha önce çok binmediğim bir duraktan bindim, ters yöne gidiyormuşum, iki durak sonra anladım. İndim, doğru yöne gidene bindim, devamında otobüse aktarma yaptım. Otobüste inmem gereken durağı kaçırdım. Sonra indim, ters yönden bir daha bindim. Bütün bunlar olurken en ufak bir üzüntü/pişmanlık vs. hissetmedim. Yetişecek bir yerim yoktu, evde bekleyenim yoktu.
İşe gitmediğim bir günde sesimin kısıldığını, akşam annem telefon edinceye kadar farketmedim... Seviyem buralarda.
Mecbur olduğum şeyleri konuşmak dışında kendi keyfimin istediği şeyleri konuşamamak derecesinde yalnızım.
Menemen yaparken domateslere 'sizleri tavaya alalım', biberlere 'hmm sizler de şöyle gelin', yumurtaya 'biliyorum kırılacaksın ama buna mecburum sevgilim' demektir benim yalnızlığım.
Son 1 haftada iş harici sebeplerden dolayı telefonum sadece 4 kez çalacak kadar.
4'ün 2'si annem, 1'i babam, 1'i kuzenim.
Arada WhatsApp'tan da kardeşim yazmıştı işte bi de...
İşyerinden evi arama ve kimsenin cevap vermemesi derecesidir ki evde zaten yalnız yaşanıyordur. Evde olmayan kendinizi aramak da denebilir yani. Keşke denmeseydi ama o derece... Gerisini siz düşünün.
Kendi kendimi üzüyorum, sonra niye böyle yapıyorum diye kendime kızıyorum, sonra sinirlerim bozuluyor saçma sapan triplere girip ağlıyorum, sonra müzik falan dinleyip keyfimi yerine getiriyorum, sonra da hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorum.
Hayatında karşılaşacağı ilk samimi insana anlatacaklarını zihninde kurgulayacak ve bunları kendi zihnimde tartışacak kadar yalnızım.
Kapı çalınca açmamak. Bana kimse gelmez ki.
Bileğime 2 aydır görmediğim arkadaşımın parfümünden sıktım. Bilekliğime sinsin de ara ara koklayayım diye.
Arkadaşımın parfümü! Sevgilimin bile değil.

DELİDİR
İki deli hastaneden kaçmışlar. O kadar koşmuşlar ki şehrin ortasına geldiklerinde nefes nefese kalmışlar. Aksilik ikisinin de acil tuvalet ihtiyacı gelmiş. Büyük olan oradan geçen genç bir delikanlıya:
- "Afedersiniz burada tuvalet var mı? Arkadaşla çok şıkıştık." Deli olduklarını anlayan genç ileride cadde ortasında duran çöp varillerini göstererek, "İşte burası tuvalet" diye dalgasını geçip gitmiş.
Bizimkiler hemen çöp varillerinin üzerine çıkmış. Başlamışlar büyük tuvaletlerini yapmaya. Bu arada delileri gören halk seyretmek için etraflarına toplanmış. Bir kalabalık bir kalabalık... Büyük deli yanındaki deliye:
- "Ulan iyi ki acele etmişiz! Şu tuvalet sırasına bak bizi bekliyorlar."

REÇETE
Kadının biri eczaneden içeri hışımla dalar ve eczacıdan bir şişe arsenik ister. Eczacı, kadına arsenikle ne yapacağını sorar ve kadın;
- "Kocamı öldüreceğim" diye cevap verir.
Eczacı;
- "Kusura bakmayın ama size bu sebeple arsenik satmam olanaksız" der.
Bunun üzerine kadın çantasına uzanır ve içinden kocasıyla eczacının karısının yatakta çekilmiş fotoğrafını çıkarır. Eczacı fotoğrafa bakar ve;
- "Reçeteniz olduğunu neden daha önce söylemediniz!!!"

REÇETE
Bir gün Tali adında bir adam varmış.
Bir fabrikada şef olmuş. Artık ona herkes Şeftali diyormuş.
Bu Şeftali'nin bir karısı varmış. Karısı 'r'leri söyleyemiyormuş. Telefonu bir işçi açmış. İşçi, "Şeftali orada mı?" Karısı; "Şeftali yok. Ben kayısıyım..."

AlkışlıYorum
Ben ve yanımdaki doktor arkadaş Diyarbakır'a gidiyoruz. Yolda güvenlik kontrolü var. Polis ehliyet- ruhsat istedi. Yanımdaki, bu güvenlik kontrollerinde fazla oyalanmamak için "Ben doktorum" dedi. Belli ki Temel fıkralarını yemiş yutmuş bu polisten gelen cevap ne klasik, ne de kırıcıydı: "Eee konumuzla ne alakası var?"