Ancak, o sıralarda hiç de böyle düşünmediğimiz de bir gerçek.
Şapur Şupur Öpen Yaşlı Teyzeler: Bunlar öptükten sonra resmen yıkanmış gibi olurdu suratımız. Silemezdik de alınırlar diye.
"Anneni mi Daha Çok Seviyorsun Babanı mı?" Diye sorup Aileye Nifak Tohumları Ekmeye Çalışan Tip: Ufacık çocuğu o soru sorulur mu? Hangisini desen diğeri üzülecek. Politik cevap verirdik bu soruya,i ikisini de şeklinde.
Senede Bir Gelip Korkunçlu Hikayeler Anlatıp Ödümüzü Kopartan Akraba Çocukları: Bunlar bizden birkaç yaş büyük olurlardı. Hikayesini anlatıp giderdi. sonra uyu uyuyabilirsen. altına işemezsen gece büyük bir başarıydı.
Sokakta Şeker Vermeye Çalışan Tekinsiz Tipler: Annelerimizin bizi sürekli uyardığı tiplerdi bunlar. almazdık tabii şekerlerini.
"Sen Bizim Çocuğumuz Olsana" Diyen Evlat Edinme Meraklısı Misafirler: Bunları gerçekten bizi götürecek sanıp tırsardık. ancak, şimdi düşününce aralarında gayet zengin olanlar da vardı.
Mahallede Bizi Sürekli Döven Şişman Komşu Çocuğu: Nerede görse tokatlardı bu şişman. Dışarıya çıkmak kabus olurdu. Bu kabadayılar yüzünden evde oturup kitap okurduk mecburen.
"Başka Yerde Oynayın, Keserim Topunuzu" Diyen Emekli Amca:Mahallenin en stratejik noktasında bahçeli bir evde otururdu bu amca. İşi gücü bahçeye kaçan topları kesmekti. Karpuz gibi yarardı acımadan.
Her Çocuğun Korkulu Rüyası İğneciler: Bizim çocukluğumuzda işi sırf iğne yapmak olan yaşlı amcalar vardı. Bunlar askerliğini sıhhiyeci olarak yapmış zamanında.İğneye bunlar gelirdi. Yüzlerine bakması bile başlıbaşına kabus sebebiydi. Şimdiki çocuklar şanslı tabii.
Yaramazlık Yapıp Suçu Bize Kitleyen Misafir Veletleri: Bunlar evin altını üstünü getirirdi. Valideler ve pederlerimiz de bunlara bağırmadıkları için hınçlarını bizden alırlardı.
"Seni Benim Kızla Evlendirelim mi?" Diyen Görücü Tipli Teyzeler:Eğer evleneceğiniz kız da oradaysa büyük bir utanma kızarma sebebiydi bu. O kızın yüzüne bakmaz hemen diğer odaya kaçardık.
Misafirlikte "O Bişey İçmez" Diyen Anne Tipi: Bizim yerimize konuşurdu annemiz. Yahu, belki yemek istiyoruz? Bize söz şansı bırakmazdı pek.
Bahçesindeki Ağaçlara Dalanları Sopayla Kovalayan Amcalar: Aslında "Ağaçlara dalan vaar!" diye bağıran hain arkadaşlar olmasa ruhları duymazdı bunların. Sonrasındaysa aksiyon filmlerini aratmayan bir kovalamaca başlardı. Hem de iki erik için.
Kapısının Önünde Köpek Bağlı Komşular: Bir de eve gidiş yolunuz üstündeyse kabuslar yaşatırdı resmen. "Ya salıksa?" diye düşünüp ayrı bir strese girerdik. haberself.comFRANK FELDMAN
Adamın biri sokağa daha adımını atar atmaz boş bir taksi bulmayı başarmış. Taksiye bindiğinde şoför, "Mükemmel zamanlama, aynı Frank gibisin" demiş.
Yolcu "kim ?" diye sormuş.
Şoför; "Frank Feldman. O her şeyi tam zamanında yapan bir adamdı. Senin sokağa çıkar çıkmaz taksi buluvermen gibi şeyleri Frank Feldman her seferinde başarırdı." Yolcu; "Bazen herkesin başının üzerinde şans bulutları dolaşır".
Şoför; "Hayır, Frank Feldman'ın durumu o değil. O her açıdan süper bir adamdı. Katılsaydı teniste 'Grand-Slam'i kazanırdı. Golf profesyoneliydi. Bir opera baritonu gibi şarkı söyler, bir Broadway sanatçısı gibi dans ederdi.
Piyano çalışını duymalıydın. Muhteşem bir adamdı." Yolcu; "Kulağa gerçekten özel biriymiş gibi geliyor." Şoför; "Dahası var... Hafızası bilgisayar gibiydi. Herkesin doğum gününü hatırlardı.
Şarap hakkında her şeyi, onunla ne ısmarlayacağını, hangi etin gittiğini bilirdi. Her şeyi tamir edebilirdi. Benim gibi degil. Ben bir sigorta değiştirmeye kalksam bütün sokağın elektiriği gider..." Yolcu; "Vay be, önemli biri yani !" Şoför; "Frank her zaman en hızlı seyredilecek yolu bilir, tıkanıklıklara takılmaz. Benim gibi değil. Ben her zaman trafikte takılırım.
Frank hayatında tek bir hata yapmamıştır.
Kadınlara nasıl davranılması gerektiğini, bir kadına kendisini iyi hissettirmeyi bilir. Kadın haksız bile olsa, bir kere bile cevap vermezdi.
Giyimine de her zaman özen gösterirdi, ayakkabıları hep parlardı. Mükemmel bir insandı, tek bir hata bile yapmamıştır. Hiç kimse onunla karşılaştırılamaz." Yolcu, "Muhteşem birine benziyor. Nasıl tanıştın onunla?" Şoför; "Frank'le aslında hiç tanışmadım. O öldü, ben onun kahrolası dul karısıyla evlendim !!!"
AlkışlıYorum
Okulumuzdaki dilek ve istek kutusu olan kutu bir gün taşmaya başladı. Minik kağıtlar kutudan dışarı fırlıyordu. Nöbetçi arkadaş kutuyu açtı, öğretmenler odasına getirdi.
Tek tek baktık kağıtlara. Çocuk yazısı olduğu belli. Hepsi ayrı ayrı yazmış. "Allah'ım babama araba ver. Lütfen artık okula gitmeyelim.
Yeşil ayakkabım olsun..." Bu 1 hafta böyle devam etti. Kutu doldu taştı. Ta ki öğrenciiler kutuya kolonyalı mendiller bağlayıp türbeye çevirene kadar. Ne mi oldu? Hepsi disiplinden önce magmaya yollandı...
TAVUK
Kadın üzüntülü bir tavırla karakola girdi. Komisere:
'Efendim' dedi.
'Kocam bir haftadır ortalarda yok.' 'Ya' dedi komiser.
'Nasıl oldu bu iş?' 'Geçen hafta tavuk haşlamıştım.
Eşime bakkaldan bir kutu bezelye almasını söyledim. Gidiş o gidiş. Şimdi ben ne yapayım?' Komiser düşündü:
'En iyi hanımefendi, siz o tavuğu artık kızartma yapın.'