CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak

LÜTFİ ALBAYRAK

“Toplu taşımada camdan dışarı bakan filozof”

Eklenme Tarihi 13 Nisan 2026

Otobüse biner. Normal bir insandır. Hatta biraz önce bindiği minibüste "Abi arkaya ilerler misin!" travmasını yeni atlatmıştır. Ama sonra olur ne oluyorsa… Cam kenarına oturur.
İşte dönüşüm burada başlar.

Camdan dışarı bakmaya başladığı anda artık o, sıradan bir vatandaş değildir. O artık hayatı sorgulayan bir düşünürdür. Şoför ani fren yapar, herkes öne doğru gider; o ise hâlâ dışarı bakıyordur… Çünkü o fiziksel dünyadan kopmuştur. Ruhu, üçüncü köprüden geçip varoluşun öteki yakasına ulaşmıştır.


Bir anda aklına şu gelir:
"Ben gerçekten yaşıyor muyum… yoksa sadece işe gidip gelen bir organizma mıyım?" Otobüs Mecidiyeköy trafiğinde sıkışmıştır ama onun zihni evrende serbest dolaşıyordur.
Reklam panolarına bakar… "Mutluluk bu mu?" diye sorar.
Kırmızı ışıkta beklerken bir simitçiyi görür… "Hayat da böyle değil mi?
Dönüp duruyoruz…" der.

Yan koltuktaki adam yüksek sesle telefonda konuşuyordur ama o artık bu dünyada değildir. O, içsel bir TED Talk vermektedir kendi kendine.
Bir noktada geçmişine iner:
"Ben ne ara bu hale geldim?" "Çocukken hayallerim vardı benim…" Otobüs bir çukura girer.
Kafası cama çarpar.
Ama bu bile onu uyandıramaz.


Çünkü o acıyı bile metafor olarak algılar:
"Hayat da böyle işte… Tam dalmışken vuruyor." Sonra en kritik aşamaya gelir:
Kendi hayatının ana karakteri olduğunu fark eder.
Gözlerini kısar.


Müziği yoktur ama zihninde epik bir film müziği çalar.
Tam o sırada… "Bir sonraki durak:
Güneşli Mahallesi." Şoförün sesiyle birlikte tüm evren çöker.
Filozof bir anda gerçek dünyaya geri döner.
Panik başlar.


"LAN BEN BURADA İNECEKTİM!"
Az önce varoluşu çözmüş adam, şimdi kapıya koşarken terliyor.
Kartı basarken elleri titriyor. İnerken neredeyse düşüyor.
Ve otobüsten indiği anda… Hiçbir şey kalmaz.
Az önce düşündüğü o derin sorular, o anlam arayışı, o içsel yolculuk… Hepsi silinmiştir.
Şu an tek düşündüğü şey:
"Akşam ne yesem?" Toplu taşıma filozofu için hayat budur.
Sadece camdan bakarken aydınlanır… Durakta inince resetlenir.


BUNU BİLİYOR MUYDUN?

1855 yazında Toronto'ya gelen bir Amerikan sirki, şehre renk katmak yerine tarihin en absürt isyanlarından birine sebep oldu.
Sirk palyaçoları, yerel itfaiyecilerin sık sık gittiği bir genelevi ziyaret etti. Ancak mekandakiler "dışarılılara" pek sıcak bakmadı. Palyaçolar ve itfaiyeciler arasında çıkan arbedeyi palyaçolar kazandı. Bunu sindiremeyen itfaiyeciler ve arkadaşları, sirkin peşine düştü. Öfkeli kalabalık sirk vagonlarını ateşe verdi ve saatlerce süren bir isyan çıktı. Tarihçi Ian Radforth bu olayı "19. Yüzyıl'ın ortalarında Toronto'nun en büyük isyanı" olarak tanımlıyor.


GülüYorum

@bgencer Atm'de yanıma aksanlı konuşan, yabancı bir kadın geldi, "Siye bir şey soracaktım, biye şu adresi tarif..." dedi. Tarif ettim. Biraz sohbet ettik. Türkçeyi dizilerden öğreniyormuş, 2 yıldır Türkiye'de yaşıyormuş.
Zannetmiş ki, siye=sana, biye=bana demek, izlediği dizide öyleymiş

TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN